Hayatımıza yön veren, sevgisiyle güçlendiren, varlığıyla arkamızda bir dağ gibi duran tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.

Bazı insanlar hayatımıza gelir ve iz bırakır, bazıları ise hayatımızın kendisi olur. İşte baba, çoğu zaman farkına bile varmadan hayatımızın tam ortasında duran o sessiz kahramandır. Baba; gölgesinde büyüdüğümüz, dallarında güven bulduğumuz bir çınardır. Sırtımızı yasladığımızda korkularımızın küçüldüğü, dünyaya karşı bizi güçlü kılan bir dağdır. Hayatın fırtınaları ne kadar sert eserse essin, dönüp sığınabileceğimiz güvenli bir limandır.

Çocukken elinden tutarız; büyüdüğümüzde anlarız ki aslında yıllarca bizi hayata tutunduran onun elidir. Çünkü baba; düştüğümüzde uzanan el, yorulduğumuzda omuz, karanlıkta kandil, yolumuzu kaybettiğimizde pusuladır. Yıkılmaya yüz tuttuğumuzda dayanaktır; ev dediğimiz şeyin çatısı, aile dediğimiz şeyin kökü, yuvanın görünmeyen direğidir. Baba sevgisi çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz. “Canım evladım” demekten çok, gece geç saatlere kadar çalışarak, kendine almayıp evladına alarak gösterir sevgisini. Üşüyüp üşümediğini sormaz belki ama sen üşüme diye kendi montunu çıkarıp omuzlarına bırakır. Baba olmak; yorulmadan koşmak, suskun bir sevgiyle korumaktır. Her fedakarlığı bir görev değil, bir mutluluk gibi yaşamaktır. Bir evlat için baba; korktuğunda aklına gelen ilk güven duygusu, arkasına baktığında orada olduğunu bildiği sağlam bir duvardır.

Bugün bir ebeveyn olarak bu yollardan yürürken şunu çok daha iyi anlıyorum ki… Evlat yetiştirmek yalnızca büyütmek değildir; her gün yeniden umut etmek, kendi hayallerinden vazgeçip onun hayallerine yol açmaktır. Belki de bu yüzden insan, kendisi de aynı sorumluluğu sırtlanınca babasını daha iyi anlar.

Üstün Dökmen der ki: “Baba, çocuğa kanat veren değil, kök veren insandır.” Babalarımız! Sizler bize kanat takmadınız, kök verdiniz. Bize ayağa kalkmayı, ayakta durmayı, düşsek de yeniden doğrularak dimdik yürümeyi öğrettiniz. Çünkü biliyoruz; kökümüz sağlamsa, kanatlarımız zamanı geldiğinde kendiliğinden çıkar.

Çünkü bazı insanlar bu dünyadan göçüp gider; ama öğrettikleri, sevgileri, emekleri ve bıraktıkları izler ömür boyu bizimle yaşamaya devam eder. Bir babanın omzunda hissedilen o güven, elindeki şefkat, bakışlarındaki cesaret bir evladın kalbinde ömür boyu taşınır. Derler ki, “Bir baba yüz öğretmene bedeldir.” Çünkü baba sadece konuşarak değil; yaşayarak, dürüstlüğü, emeği ve insan olmayı öğretir.

Bugün aramızda olan babaların kıymetini bilelim. Telefon açabileceğimiz, sarılabileceğimiz, sesini duyabileceğimiz her baba büyük bir nimettir. Ve bugün aramızda olmayan, ebediyete göç etmiş babalar… Onlar da yok değildir aslında. Bir nasihatte, bir hatırada, bir fotoğrafta, bir bayram sabahında, bir evladın vakur duruşunda ve karakterinde yaşamaya devam ederler. Çünkü baba, sadece bir insan değildir; çınar gibi gölgesinde huzur bulduğun, sustuğunda bile güven veren zamansız bir mirastır.

Yüreğinde baba şefkati barındıran, bu onurlu unvanı taşıyan önce kendi babamın ve hayattaki tüm babaların Babalar Günü’nü sevgi, saygı ve minnetle kutluyor; ebediyete intikal etmiş tüm aziz babaları rahmet ve özlemle yad ediyorum.

İyi ki varsınız babalar…
Çünkü bazı insanlar hayatımıza dokunur; babalar ise hayatımızı inşa eder.

SONSÖZ

Baba; hayat sahnesinde perdenin arkasında duran, ışıklar sönse bile varlığıyla yolumuzu aydınlatmaya devam eden gizli yönetmendir. Onların ömrümüze bıraktığı sağlam kökler, biz göğe doğru kanatlanırken bile bizi ayakta tutan yegane güçtür.

Varlığıyla hayatımızı inşa eden tüm babalara minnetle...