Suyun akışı CHP’yi yerel yönetimlerde halka doğru akmaya başlayınca RTE ve ekibi saldırıya geçti. CHP’li belediyelere borçları için haciz gönderdi. Ama borçlu AKP’li ve MHP’li belediyelerin hiç birine haciz yoktu.  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “tasarruf önlemlerini öne sürüp, çocuk yuvası, kurmama izin vermiyorlar…”  açıklamasıyla İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun açtığı kreşleri hatırladım.
Muhalefet partilerin yerel yönetimlerde kreş açması, AKP iktidarın ezberini bozmaktır. Kadını iş hayatına kavuşturmak, AKP iktidarının üç kuruşuna muhtaç olmaktan kurtarmak RTE’nin politikasını tersyüz etmektir.

AKP iktidarı geçmişte belediye olanaklarını ihaleler yoluyla iktidar mensuplarını, şirketlerini zenginleştirme aracı olarak kullandı. Halkı yoksullaştırdı. Toplumsal dengeyi bozdu, yoksulları iktidarın yardımlarına mecbur bıraktı. AKP kendi zengin sınıfını bu yollarla yarattı. Fakirleri artırdıkça oy oranı artıyordu. Bu öyle büyük bir sınıf ki genelde yüzde 25-30 arası oy potansiyelini ayakta tutuyordu.
Sadece bu sınıfın varlığı bile iktidarın merkezi ve yerel ihaleler ve iş verme hacminin büyüklüğünü gösteriyordu. Yani para olarak trilyonlardan bahsediyoruz.

Bu önemli zenginleşen kitle ile yüzde 28-30 oy oranı arasında bağlantı kurarsanız, bunca büyük çöküntüye rağmen neden hâlâ bu kadar oy alabiliyor sorusuna da önemli ölçüde yanıt vermiş olursunuz. CHP’li belediyelerin yaptığı, AKP’nin açıkta bıraktığı bu büyük yoksulluğu yönetmeye çalışmaktı. Kreşler, Halk Ekmek, askıda fatura, öğrenci yurdu ve bursları, emeklilere yoksullara ciddi yardımlar, kent lokantaları, emekli kahvehaneleri bunlardan bir kaçıydı. 31 Mart 2024 yerel seçimlerden sonra AKP için kıyametler koptu. AKP kendi yarattığı eğik düzlemde baş aşağı kaydı. Sanıyor ki CHP’li belediyelerin kasasını boşaltırsam, bu eğik düzlemi en azından düz düzleme çeviririm. Bu düşünce kaybedenin boş hayaliydi.

SGK borçları meselesini birden gündeme getirmesi bu nedenleydi. Birçoğu kendi yönettiği belediyelerin devrettiği borçlardı. Ayrıca
AKP on yıllardır elinde tuttuğu belediyelerin neden borçlarını tahsil etmemişti? Bu sorunun yanıtı ise AKP iktidarının kendi belediyelerinin SGK paralarını kullanmaları ve çeşitli yollarla yandaşlarına aktarmaları için buna göz yummuştu. Ama şimdi ise suyun akışı değişince CHP’li belediyeler, sahip oldukları mali olanakları halkın ekonomik yararına kullanmaya başlayınca, kıyamet kopmuştu. Bu sadece muhalif belediyelerin ümüğünü sıkmak konusu değildir. Aynı zamanda AKP’ye oy vermeyen yurttaşları cezalandırmaktı. Aynı zamanda RTE ve ekibinin psikolojik ruh bozuntusu halinde bir siyasi kıskaç içinde kendisine oy vermeyen halktan intikam almaktı.

RTE ’ye; muhalefet belediyelerine mali kumpas kurma fikrini kim verdi.Kimin verdiği o kadar da önemli değildi. Çünkü yapılan bu iş o kadar açık seçiktir ki halk tüm gerçekleri görüyordu. AKP suyun akışını değiştiremezdi. Baltayı kendi ayaklarına vuruyordu. Yolun sonuna gelmiş olan her iktidar, yaptığı iş ve işlemleri hesaplamadan yapardı.

Bu ne demekti? AKP iktidarının gücü RTE’nin gözlerini görmez ediyordu. CHP’li belediyelerin yapmaları gereken ise belediye bir tane kent lokantası mı açtı, 10 tane açmaktı. Halk Ekmekleri belki binlerce noktaya yaymaktı.

Ama o zaman sahip oldukları kaynakları akıtacakları yandaşlar ayaklanırdı! Çünkü yerel yönetimlerden artık suyun akış kanalı değişmişti. Bu su artık mezrasında halk için halka doğru akıyordu