Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında bir hüküm var. Diyor ki; “Siyasi partiler anayasanın vazgeçilmez unsurlarıdır…” diyor. Bu yolda siyaset yapmak, ülkeyi yönetmek için iktidara seçim yolu ile talip olmak meşru bir hak sayılıyor.

Şimdi Türkiye’de parti sayısının kaç olduğunu biliyor musunuz?

Ben size söyleyeyim. Son kurulan 4 parti ile birlikte Türkiye’de toplam parti sayısı 151 oldu.

Bu neyi gösteriyor? Fiyat artışları gibi parti enflasyonunu gösteriyor.

Teokratik devlet düzenini savunan partilerin sayısı da hızla arttı.

Bunlardan biri olan HÜDA PAR’ı, RTE; Atatürk’ün kurduğu TBMM’ne soktu.

Bu yetmiyormuş gibi Türkiye tam bir “tarikatlar cenneti” oldu.

Bugün sayıları irili ufaklı 100 civarında tarikat bulunuyor.

Bu tarikatlar iki şekilde örgütleniyorlar. Birincisi RTE ve ekibi destekli “vakıflar” eliyle kuruluyor. İkincisi ise HÜDA PAR gibi parti olarak örgütleniyor.

AKP’nin eski yoldaşı “Fettullah Gülen Cemaati” lideri nerede? ABD’de bulunuyor.

Şimdi ben şu soruyu sormak istiyorum.

Gülen’in; ABD’den getirilip yargılanma isteğinden vaaz mı geçildi?

Bu noktada AKP’nin eski yoldaşı “Gülen Cemaati” hakkın da özet olarak biraz bilgi vermek istiyorum.

 Fetullahçı Terör Örgütü mensubu 704 bin 554 kişi hakkında işlem yapıldı. FETÖ’cülerin yargılanması için 289 dava açıldı. 4 bin 891 darbeciye hapis cezası verildi. 85 eski general, 1.116 eski subay ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkûm edildi.

Fakat 8 yıl geçti; örgütün başı Fettulah Gülen ABD’den getirilip, mahkeme önüne çıkarılmadı.

Türkiye’de yargılama isteğinden vaz mı geçildi?

“Siz Fethullah Gülen’in gerçekten istendiğine” inanıyor musunuz?”

RTE iktidarı Gülen’i, ABD’den istediyse, neden Türkiye’ye hala iade edilmiyor.

ABD ile Türkiye arasında suçluların iadesi sözleşmesi bulunuyor.

Yaklaşık 100 tarikatın en büyüğü olan “Gülen Tarikat” NATO’nun ikinci büyük ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içine sızarak darbeye kalkışacak ve kendi halkına ateş edecek bir ordu haline getiren örgütün lideri, ABD’de yapılan son NATO toplantısında niçin konu edilip Türkiye’ye verilmesi istenmedi?

NATO üyesi Türkiye’nin ordusunu darbeci durumuna düşüren Fettullah Gülen, bir başka NATO ülkesi ABD niçin bu adamı saklar, gizler, korur ve Türkiye’ye niçin vermez?

AKP iktidarı bugüne değin “Fettullah Gülen Cemaati’nin siyasi ayağının” üstünü niçin kapattı?

Bugüne değin gerek AKP iktidarı içindeki gerekse muhalefet milletvekillerinin içindeki hiçbir “Gülen Cemaati” yandaşı yargı önüne çıkarılmadı.

Fettullah Gülen’in geçmişte elini eteğini öpenler şimdi diğer tarikatlara tam destek veriyorlardı.

 AKP iktidarı, Gülen’i ABD’den getirip yargılamaktan niçin vazgeçer?

Geçmediyse, ABD neden hala Gülen’i, Türkiye’ye iade etmiyor?

Bu noktada ben başka bir konuya geçmek istiyorum. “Osmanlı kültüründe el etek öpme geleneği vardı. Padişahların, yüksek yöneticilerin elleri etekleri öpülürdü...

Böyle geleneği olan, “El etek öpmekle dudak aşınmaz’ diye bir de atasözü bulunan bir toplumda... El etek öpme alışkanlığı biter mi?” bitmez…

Bu gün ülkemizde “El etek öpmek, para ve makam sahibi kişiler ne yaparsa yapsın onları sürekli övmek, her sözünü ve davranışını beğenmek” aldı başını gidiyor.

Para kazanmanın veya bir makam elde etmenin yolu “büyüklerin takdir ya da lütfüyle oluyorsa, bu toplum geri kalmış bir toplum” demektir

 “Hiyerarşik toplum” tipinde baş başa bağlıdır, başlar da padişaha...”

Böyle bir toplumda, özgür irade gelişmediği gibi kariyer ve liyakatin de bir önemi yoktur.

Türkiye’de olduğu gibi liyakati olmayanlar AKP iktidarında olduğu gibi devlet kurumlarında üst yönetimlere getirilir.

Böyle olunca RTE; Suriyelilere, Iraklılara, Filistinlilere, Bengaldeşlilere, “kardeşim” der; kendi yurttaşına ise “sürtük, çürük, cibilliyeti bozuk, ev zencisi ve ananı da al git…” der… Bu söylemlerden vazgeçilecek mi? Gülen, Türkiye’ye getirilecek mi? Göreceğiz.