“Yan Yüreğim Yan”ile yeni bir çıkış..

Bir ses vardır; doğduğu toprağın kaderini taşır.
Bir ses vardır; yalnızca söylemez, yaşanmışlıkları hatırlatır.

Nurdan İpek işte tam da bu iki sesin kesiştiği yerde duruyor.

Bozlak kültürünün kadim coğrafyası Kırşehir'den yükselen bu ses; yalnızca bir sanatçının hikâyesi değil, Anadolu'nun derin hafızasının bugüne taşınmış hâlidir. Mühendislik disiplininin aklı ile müziğin sezgisel gücünü aynı potada eriten bir yolculuğun izlerini sürerken, karşımıza yalnızca bir kariyer değil; direnç, sadakat ve adanmışlıkla örülmüş bir yaşam çıkar.

P H O T O 2026 05 06 23 04 46

Onun sanatında; türkü sadece bir ezgi değil, bir tanıklıktır.
Her yorum, bir coğrafyanın suskunluğunu bozan bir çağrıdır.

Arif Sağ geleneğinin izinden geçen eğitim süreci, Yusuf Hayaloğlu gibi güçlü kalemlerle kurulan bağ, Hüseyin Turan ve Ferhat Livaneli gibi isimlerle yapılan üretimler; onun sanatını yalnızca icra değil, aynı zamanda bir kültürel süreklilik haline getirir.

Bugün "Yan Yüreğim Yan" ile karşımıza çıkan Nurdan İpek; sadece bir eser sunmuyor.
Bir çağın kırılganlığını, insanın iç yangınını ve suskun kalmış vicdanları dile getiriyor.

Bu yazı, bir sanatçıyı anlatmanın ötesinde;
bir sesin, bir yüzyılın içinden nasıl geçtiğini anlama çabasıdır.

Ve belki de en çok şunu hatırlatır; Bazı sesler dinlenmez...
İnsanın içine yerleşir.

Nurdan İpek; Anadolu türkülerine yön veren bozlak kültürünün beşiği Kırşehir'de dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte tamamladıktan sonra, her Kırşehirli gibi türkülerle yoğruldu. Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Bölümü'nü kazanan sanatçı; üniversiteli arkadaşlarıyla kurduğu grupla, eğitim gördüğü kent olan Isparta'da dikkat çekmeyi başardı. Mühendislik eğitimiyle birlikte yürüttüğü müzik çalışmaları sırasında birçok kentte konser ve sahne çalışmaları gerçekleştirdi.

1991 yılında katıldığı ses yarışmasında Isparta il birinciliğini elde eden sanatçı, 1993 yılında ise TRT'nin düzenlediği ses yarışmasında "TRT Akdeniz (Antalya) Bölge İkinciliği" başarısıyla adını duyurdu. Müziğin büyülü sesi Nurdan İpek, genç bir mühendis olarak mezun olduktan sonra da müziğin büyüsünden kopmadı.

Son dönemlerde Arif Sağ Saz Merkezi'nde bağlama dersleri aldığı süreçte tanıştığı bağlama hocası Şahin Aydın ile 2020 yılında "Leyli Leyli" adlı eserde buluştu ve bu çalışmayı video klip olarak müzikseverlerle paylaştı.

Müziğin yılmayan neferlerinden üstat Mustafa Kaya ile önce "Ne Kadar Oldu", ardından ortak dostları olan ve bir döneme damgasını vurmuş duayen Yusuf Hayaloğlu'na ait "Şu Dağlarda Kar Olsaydım" adlı single çalışmasında bir araya geldi. 2022 yılında yayımlanan bu eserler, özgün müziğe yeni bir soluk getirdi. İstanbul Selimpaşa'da çekilen klip süreci ve birlikte katıldıkları sayısız televizyon programı, sanatçının anıları arasında özel bir yer edindi.

2022 yılının ortalarında Hatay'ın Arsuz ilçesinde yaşamaya başlayan sanatçı, asrın büyük felaketine ailesiyle birlikte tanıklık etti. Ardından hayata müziğin büyülü gücüyle tutunmaya çalışan İpek, yeniden İstanbul'a döndü ve "Sen Giderken" adlı eserde Hüseyin Turan ile düet yaptı.

Yaşamı boyunca müzikal kalitesiyle müzik arenasında özel bir yere sahip olan duayen Ferhat Livaneli ile 2024 yılında "müzikte ikinci devrine" adım attığını dile getiren sanatçı; kavuşulamamış bir aşkı anlatan "Küsüp Gitti" adlı eser ile sözleri Karacaoğlan'a, müziği Kadir Şeker'e ait olan "Dağlar" adlı sevda türküsünü hayata geçirdi.

2026 Mart ayında etnik müziğin güçlü ve içe işleyen sesi ile Nurdan İpek, yeni eseri "Yan Yüreğim Yan" ile dinleyicinin kalbine bir ateş bırakıyor. Bozlak kültürünün kadim toprağı Kırşehir'de filizlenen sesi, bu kez yalnızca bir türkü değil; insan ruhunun en derin yaralarına dokunan bir iç yangınına dönüşüyor. Yanık gırtlağının taşıdığı o eski zaman acısı, çağın suskunluğunu yararak yükseliyor; sanki yüzyıllardır söylenemeyen bir ağıt, onun sesinde dile geliyor.

Söz ve bestesinde, MTV dünya listelerinde uzun süre birinci olan ilk Türkçe şarkının yaratıcısı, "büyük şarkıların adamı" olarak tanınan Aliço'nun imzasını taşıyan eser; büyük şarkıların belleğinden süzülüp gelen bir yazgı gibi dinleyicinin yüreğine düşüyor.

Düzenleme ve müzik yönetmenliğinde ise Ferhat Livaneli'nin incelikli dokunuşu hissediliyor; her nota, bir insan hikâyesi gibi ağır ve onurlu bir derinlik taşıyor.

"Yan Yüreğim Yan"; bu yüzyılın acılarına yazılmış bir ağıt...

Sessizlerin sesi,
Kırılanların çığlığı,
Unutulmuş vicdanların yankısı...

Bu eser yalnızca dinlenmiyor; insanın içine yerleşiyor. Kendimizle, zamanla ve suskun kaldığımız her şeyle yüzleşmeye çağırıyor. Nurdan İpek, bu çalışmasıyla dinleyiciye yalnızca bir şarkı değil; kalpte uzun süre sönmeyecek bir iz, bir çağın tanıklığını armağan ediyor.

Eserde keman ve çelloda Murat Süngü, solo kemanda ise Sendur Güzelel yer alıyor. Altyapı, ritim, piyano, akustik gitar, elektro gitar ve baş gitar performanslarında Ferhat Livaneli'nin imzası bulunuyor. Kayıt, mix ve mastering çalışmaları Ada Müzik Stüdyosu'nda İhsan Apça ve Özkan Mete tarafından gerçekleştirildi. Video klibin yönetmenliğini üstlenen Murat Joy ise hibrit yapay zekâ teknolojisini kullanarak eserin duygusal atmosferini görsel dünyaya ustalıkla taşıdı.

Kendine özgü yanık sesi, etnik gırtlak yapısı ve etkileyici yorumu ile dikkatleri üzerine çeken Nurdan İpek; Onur Akın, Aydın Öztürk, Mehmet Gümüş, Şahin Aydın ve Mustafa Kaya gibi birçok sanatçının albümüne sesi ve nefesiyle katkı sundu.

Nurdan İpek; MÜYORBİR bünyesinde uzun yıllar Haysiyet Kurulu Üyeliği ve Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2023 yılından itibaren Yönetim Kurulu Üyeliği'ne, 2025 yılında ise Başkan Yardımcılığı görevine seçildi ve halen bu görevini sürdürmektedir.

Sonsöz: Nurdan İpek,” Yan Yüreğim Yan ”ile müzik dünyasında uzun süre konuşulacak bir esere imza atmış görünüyor.