Yeni Parti Genel Başkanı ve ana muhalefet lideri Özgür Özel yaptığı ilk grup toplantısında Türkiye’de siyaset yapma biçimini kökten değiştirecek açıklamalarda bulundu, bu açıklamalar kısaca şöyle:

“Yeni parti tavanda değil, tabanda kurulmuştur. Millete rağmen değil, milletle birlikte kurulmuştur. Yeni parti, Türkiye'nin hasret kaldığı yeni siyasetin partisidir. Bu partide 'Oyu bize verin, yetkiyi bize verin ya da üye olun, kenara çekilin, gerisini bize bırakın' anlayışı yoktur. Bu partiyi millet kurmuştur. Bu partiye yön verecek, istikamet tayin edecek yegane güç de milletin kendisidir. Bu partinin kapıları, vatanını, milletini seven, demokrasiye, adalete ve ortak geleceğimize inanan bütün demokratlara sonuna kadar açıktır. Bugünün Türkiye'si, dünün Türkiye'si değildir. Dünün siyaset anlayışı da bugünün Türkiye'sine kâfi değildir. Yeni partimiz, yeni nesil bir siyasetin partisidir. Siyasette katılımcılık vaat edebilmenin tek şartı vardır. Önce katılımcılığı kendi partinizde sağlayacaksınız. Adalet vaat etmenin ülkeye tek şartı vardır. Önce adaleti kendi partinizde, kendi evinizde hakim kılacaksınız. Bizim yeni nesil siyaseti kurma iddiamız bir vaatten ibaret değildir. Yeni siyaset, yeni ilkelerle kurulur. İşte bugün bu toplantıda Yeni Parti'nin bu çatı altında sizlerle birlikte yaptığı ilk toplantısında, yeni partinin siyaset ilkelerini hep birlikte Türkiye'ye ve dünyaya ilan edeceğiz.” dedi.

Özgür Özel bunları dedikten sonra ise şöyle devam etti: “İlçe ve il meclislerindeki komisyonlarımız, kurullarımız, yeni gelen her üyenin, her bir üyemizin yetkinliğine, etkinliğine, ayıracağı zamana, verebileceği emeğe göre onları kapsayan, onları çalıştıran, onların çalışmalarına destek veren ve siyasetin gücünü onlardan alan dinamik yapılar olarak siyaset sahasında bazı hususları oluşturacaktır. Yeni Parti'ye yeni katılan bir üye, 'Seçimler geçti, birazcık bekle, birazcık seni tanıyalım, bir görev veririz.' yerine kendini içinde bulduğu dinamik, akışkan, kapsayıcı ve sürekli siyaset yapan, siyaset üreten bir modele dâhil olacak. Modelin kendisi zaten yeni üyeyi ya da şikayet edeni kendi içine çekecek, kendi safına çekecek, iktidarın değişmesini beklemek yerine değiştirenlerden, değişmesi için çaba sarf edenlerden biri haline getirecektir. Siyasi partileri içine kapatan, bazen parti içi iktidar hedefiyle partiyi gerçek iktidar hedefinden uzaklaştıran delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme biçimini terk ediyoruz. Artık delegelik, Siyasi Partiler Kanunu'nun görevini yerine getirmek için teknik bir görev olarak kalacak. Yeni partimizde her bir üye ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan seçecek. Yeni Parti, Türkiye'de siyaset yapış biçimini değiştirecek, Türkiye'de siyasetin yapılış biçimini değiştirecektir. Artık üyeleri geri plana atan eski nesil siyaset anlayışı sona erecek, üyelerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu yeni nesil siyaset, Yeni Parti ile birlikte kurulacaktır. Bizim partimizin gücü liderinden, yöneticilerinden değil, partimizin gücü örgütünden ve bilhassa her bir üyesinden gelecektir.”

Bir çok yazı ve konuşmamda değindiğim gibi Türkiye’de yaşanan siyasi kaos ve sorunlar anayasadan değil 12 Eylül diktası tarafından dayatılan siyasi partiler kanunundan kaynaklanmaktadır. Bu siyasi partiler kanunu son derecede anti demokratik ve katılımı kısıtlayan, genel başkan ve etrafındaki taifeye ölene kadar makam ihsan eden bir yapıdadır. Siyasi partiler kanunu ve dolayısı ile de siyasi partiler demokratikleşmeden Türkiye’de demokrasinin gelişmesini beklemek nafile bir gayrettir.

İşte tam da bu yüzden Özgür Özel’in açıkladığı bu yapı önce Yeni Parti’de demokratik ve katılımcı bir yapı oluşturacak ve elbette ki bu yapının iktidarı ile Türkiye’de de demokrasi gelişecektir.

Ama sadece bu kadar da değil bugün yaşanan teknolojik gelişmeler egemenliğin sahibi olan halkın sahip olduğu egemenlik haklarını ancak temsilcileri vasıtası ile kullanabildiği rejimleri de kökten değiştirecek, temsile dayanan demokrasilerin yerini doğrudan demokrasiler alacaktır.

Neticede herkesin online olduğu, bir çok resmi işini online olarak görebildiği hatta parasını bile online olarak kullanabildiği bir çağda yönetimdeki söz hakkını ancak temsilcileri vasıtası ile kullanması düşünülemez.

Önümüzdeki dönem hiç şüphesizdir ki doğrudan demokrasi modellerinin yönetimlere hakim olacağı bir dönem olacaktır.

Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti işte bu son teknolojik gelişmeleri siyasete taşıyarak delege ağalığına son verme ve parti içi bir doğrudan demokrasi modeli kurma yolunda ciddi bir niyet beyanında bulunmuş ve önemli bir adım atmış bulunmaktadır.