Son dönemde muhalefet partilerinin safında seçimlere girip, muhalif seçmen tarafından seçilmiş milletvekilleri ve belediye başkanları bir anda saf değiştirip iktidar partisine katılıyorlar...

Neden?

Düne kadar iktidara demediğini bırakmayan bu kişiler bir anda nasıl 180 derecede dönüp iktidar partisine meylediyor.

Yurt içinde ve dışında bir çok kişi bu radikal dönüşün sebebini çok ama çok merak ediyor.

Açıkça söylemek gerekirse böyle bir politik dönüşün bu kadar sık görülmesi hiçbir şekilde normal değildir.

Yukarıda son dönemde dedim ama bu dönüşler aslında çok da yeni değildir, bugüne kadar Numan Kurtulmuştan tut Süleyman Soylu’ya, Devlet Bahçeli’den tut Doğu Perinçek’e kadar bir çok politikacı son derecede radikal ve ani bir dönüşlerle bir anda muhalefeti terk etti iktidar saflarında yerini aldı. Bunlardan kimi iktidar partisine katılırken kimi de iktidar partisi ile birlikte saf tuttu.

Hukukta ve dedektiflikte bir olay incelenirken öncelikle bahse konu olayın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığına bakılır...

Buradan size soruyorum; sizce bu dönüşler hayatın olağan akışına uygun mu?

Bana göre değil...

Demedi demeyin hayatın olağan akışına uygun olmayan herhangi bir olay vuku buluyorsa muhakkak burada olayın akışını etkileyen bir güç vardır.

Hepimiz biliyoruz bu tip olayların bir teşvik ya da bir tehdit olmadan kendiliğinden gerçekleşebileceğine inanmak insanın aklı ile dalga geçmektir.

Peki tehdit ya da teşvik ile adam devşirmek işe yarar mı?

Kısa vadede bazen yarayabilir amma ve lakin uzun vadede yarayacağını söylemek çok ama çok zordur.

Bugün eğer iktidar bir referanduma gitmeden anayasayı değiştirmek, seçimleri öne almak ya da bir af yasası çıkarmak gibi nitelikli çoğunluk gerektiren bir işe kalkışacaksa adam devşirmesi elbette önemlidir, işe de yarayabilir.

Fakat sandıkta alamadığını “havuç” ya da “sopa” zoru ile devşirmek uzun vadede elbette ki seçmenin tepkisini çekecektir.

Bu tepkinin hem devşirene ve hem de devşirilene yönelik olacağı ise kesindir.

Bunu ben biliyorum da bu adam devşirme operasyonuna girişen muktedirler bilmiyor mu?

Çok büyük bir olasılık ile onlar da biliyordur amma ve lakin çaresiz kaldılarsa denize düşen yılana sarılır misali el mecbur bu yola başvurmak zorunda kalmış olabilirler.
Yok, yaptıklarının iyi bir iş olduğunu hayal edip sandıkta oluşan milli iradeyi sakatlayan böyle bir devşirme operasyonuna kalkıştılarsa demedi demeyin bu iş çok fena patlar.

Devşirme operasyonlarından ne iktidara ve nede devşirilen kişilere bir fayda gelir, en nihayetinde seçmen milli iradeye aykırı bu tip işlere imza atan herkesi eninde sonunda sandığa gömerek cezalandırır.

Peki, devşirmelerden partiye bir hayır gelir mi?

Birbirine yüzde yüz zıt fikir ve ideolojilere sahip kişilerin bir araya geldiği siyasi toplulukların eninde sonunda kaosa sürüklendiği bilinir. Herhangi bir teşvik karşılığı devşirilen kişiler neyse de tehdit korku ya da baskı ile devşirilen kişiler ise asla güvenilemeyecek, patlamaya hazır bombalardır.

Bir kişiyi tehdit ederek devşiren güç az biraz zaafa uğradığı anda daima devşirdiğini sandığı kişinin ihanetine uğrar, tarih böyle binlerce olay kaydetmiştir.

Teşvik edilerek devşirilen kişiler ise daha fazla teşvik verecek bir güç ile karşılaştığı anda hiç tereddüt etmez anında kendini ilk devşireni satar.

Sonuç olarak milli iradeyi sakatlayan adam devşirme işleri hem yanlıştır, hem beklenen sonucu vermez ve hem de çok tehlikelidir.

Bugün AKP onu bunu devşirerek güç kazanmaya çalışıyor ama emin olun bu nafile gayrettir, siyasette güç kazanmanın tek yolu halkın gönlünü kazanmaktan geçer adam devşirmekten değil.