mSevgili okurlarım, duygusallığınızı ve anadan atadan, babadan dededen Cumhuriyet Halk Partisine olan bağlılığınızı elbette anlıyorum ama gün duygusal olma, duygusal davranma günü değildir!
Gün Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyerek otokrasinin karanlığına karşı Türk Demokrasisi ve Türkiye Cumhuriyetini savunma günüdür...
Duygusal davranarak aslolanı unutup altı üstü Türk Demokrasisine hizmet etmek ile yükümlü bir parti olması gereken Cumhuriyet Halk Partisine odaklanırsanız Türk Demokrasisi ve Türkiye Cumhuriyetinin bekasını tehlikeye düşürürsünüz.
Bakınız muktedirler önce parlamenter sistemi bir tek adam sistemine dönüştürmüştü. Şimdi ise hedeflerinde bu tek adam sistemini tek parti sistemine dönüştürmek, seçimlerin fasulyeden yapıldığı, iktidarın seçimler ile değişmesinin mümkün olmadığı diktatoryal bir sistem inşa etmek bulunmaktadır.
Uzunca bir süredir Cumhuriyet Halk Partisi bu gidişata karşı çıkan, tek adam otokrasisine karşı demokrasiyi savunan muhalefetin amiral gemisiydi.
Özellikle Kılıçdaroğlu’nun emekliye sevk edilmesi sonrasında Özgür Özel liderliğinde yeniden örgütlenen Cumhuriyet Halk Partisinin arkasında muazzam bir halk desteği oluşunca muktedirler için alarm zilleri çalmaya başladı.
İktidarı kaybetme korkusu ile önce 2 milyon Cumhuriyet Halk Partisi üyesi ve toplamda 16 milyon vatandaşın oyu ile Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı adayı ilan edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na iftiralar üzerine inşa edilmiş bir operasyon çekildi.
Sadece Ekrem Başkan’a da değil Cumhuriyet Halk Partisinde değişimi ve Özgür Özel’i destekleyen bir çok seçilmiş belediye başkanı ve bürokrata da yayılan bu operasyon dalgası Saraçhane direnişine çarptı...
Saraçhane yollarını kapatan barikatları yıkıp geçen gençler saraçhane direnişinin ilk adımını atmıştı Özgür Özel de bu ilk adımı sahiplendi ve zirveye taşıdı. Açıkça söylemek gerekirse Saraçhane direnişi Özgür Özel’i Genel Başkanlıktan Liderliğe taşıyan temel olaydır.
Özgür Özel liderliğinde bitmez tükenmez bir enerji ve kararlılıkla sürdürülen bu muazzam direniş ve bu direnişe halkın verdiği büyük destek iktidarın umduğu sonucu almasını engelledi.
Umduğu sonuca ulaşamayan muktedirler muhalefetin amiral gemisi olan Cumhuriyet Halk Partisini Özgür Özel’in elinden alabilmek için yeni bir operasyon başlattı. Bu operasyona en büyük desteği veren ve iktidar ile işbirliği yaparak kayyumluğu kabul eden ise ne yazık ki eski genel başkan Kılıçdaroğlu oldu.
Kılıçdaroğlu olmasaydı iktidar elbette böyle bir operasyona kalkışamazdı ama arkasına AKP yargı kollarının desteğini alan kayyum Kemal partiye çöktü ve Cumhuriyet Halk Partisini içinden çıkılamaz bir hukuk girdabına savurdu, tamamen işlevsiz bir hale getirdi.
Özgür Özel ve yoldaşları öncelikle bütün siyasi, insani ve hukuki yolları denedi amma ve lakin bütün bu yollar kayyum Kemal ve onun arkasındaki AKP yargı kolları tarafından tıkandı...
Bütün hukuki yollar tıkanınca Özgür Özel hiç tereddüt etmeden, zerrece duygusallığa kapılmadan yapması gereken en rasyonel işi yaptı ve tıkalı yollar ile uğraşıp bu kaotik hukuk girdabında çırpınıp durmaktansa yeni bir yol açıp muhalefeti yeni bir parti çatısı altında örgütlemeye soyundu.
Bu elbette kolay bir iş değildir, otokrasi heveslisi güçler bu hamleyi de elbette hesap edip önünü kesmek için ne gerekiyorsa yapacaklardır amma ve lakin bugüne kadar otokrasi heveslisi güçlerin oyununu bozan Özgür Özel ve yoldaşlarının cesareti, dayanıklılığı, azmi ve sağduyusu gene galebe çalacaktır diye düşünüyorum.
Ayrıca muktedirlerin hesabını bozan asıl unsur halkın gücü olmuştur, yapılan bunca operasyon, atılan bunca iftira ve kurulan bunca kumpas iktidarın beklediği sonucu üretememiş Özgür Özel ve yoldaşlarının oyunu ve arkalarındaki halk desteğini zerrece eksiltmemiştir.
Bu noktada demedi demeyin iktidarın öngöremediği bir tehdit daha ortaya çıkmış bulunmaktadır!
Geçmişten gelen şartlanmalar ve duygusal kopuşlar nedeniyle iktidardan memnun olmasa da eli Cumhuriyet Halk Partisine oy vermeye varmayan geniş bir kesim bu yeni partiye oy verebileceğini söylemektedir.
Sonuç olarak evdeki hesap çarşıya uymamış işbirlikçi bir kayyum vasıtası ile Cumhuriyet Halk Partisini ele geçirme operasyonu iktidar açısından beklenen sonucu vermemiştir.
Otokrasinin hakim olduğu bir düzende demokrasiyi savunmak elbette kolay bir iş değildir ama çok onurlu ve şanlı bir iştir ve bu işi başaran da sadece iktidar olmakla kalmayacak adını tarihe altın harfler ile yazdıracaktır da...
Bu noktada elbette ki bazılarının ismi de tarihe “hain” olarak geçecektir ama bu da onların kendi bilecekleri bir iştir.