Kurtuluş ve kuruluş mücadelesini anlamadan 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyetimizin kuruluşu ile taçlanan sürece neden Kurtuluş Savaşı dendiğini idrak etmek asla mümkün olmayacaktır...

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı ile başlayan ve 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyet’in resmen ilanı ile sonuçlanan süreci en iyi tanımlayan kelime “KURTULUŞ” kelimesidir çünkü bu savaş sayesinde Anadolu’da yaşayan halkımız:

1- Emperyalist güçlerin işgali ve hükmü altında yaşamaktan kurtulmuştur...

2- Zalim Osmanlı hanedanının kulu, kölesi olmaktan kurtulmuştur...

3- Adalet ve eşitliğe aykırı hükümler içeren şeriat düzeninden kurtulmuştur...

4- Feodal yapılar olan ağalık, beylik, paşalık gibi kurumların vesayetinden kurtulmuştur...

5- Cehaletten kurtulmuştur...

6- Geri kalmışlıktan kurtulmuştur...

7- Yokluk ve yoksulluktan kurtulmuştur...

8- İtilip kakılarak adam yerine konulmamaktan kurtulmuştur...

9- Bilinmedik uzak ülkelerde sürdürülen nafile savaşlarda evlatlarını kaybetmekten kurtulmuştur...

Bakınız Kurtuluş Savaşı sayesinde bu topraklarda yaşayan halk tarihte ilk defa bir sülalenin kulu, kölesi olmaktan kurtulup egemenlik hak ve özgürlüklerine kavuşmuş ve vatan sahibi, eşit vatandaşlar olmuştur...

Kimileri bu süreci anlamadığı ama daha da kötüsü kimileri bu süreci bilip, anladığı halde eski düzenin hayalini kurduğundan dolayı “KURTULUŞ SAVAŞI” adlandırmasına alerji duymakta ve hatta bu gafiller “Neden kurtulduk ki Kurtuluş Savaşı diyoruz?” gibi anlamsız ve kafa karıştırıcı sorular bile sormaktadırlar...

Bir insanın demokrasiye ve milli egemenliğe düşman, monarşi ve şeriat yanlısı olmasını anlamak asla mümkün değildir! Hani harbiden Osmanlı ailesinin şehzadesi olsalar eski arkaik düzen ihya edilince tahta geçme hakkı falan olsa anlayacağım, iktidar ve zenginlik hülyası ile cumhuriyet düzeni değişsin, saltanat geri gelsin istiyorlar diyeceğim ama bu söylemi dillendiren kişilerin böyle bir şansları olmadığı da ortada. Eski düzen gelse padişahlık kurulsa bunlar olsa olsa ancak sarayın kulu ya da kölesi falan olabilirler tahta çıkma, iktidar olma şansları falan yok yani...

Haa, Osmanlı sülalesinden olup da tahta geçme şansı olanlar izbe saray köşelerinde ibrişim kement ile boğulma ya da ömür boyu hapis hayatı yaşama riskini göze alıp böyle bir düzen değişikliğini isterler mi?

İşte bundan da çok emin değilim netekim Osmanlı hanedanı mensuplarından bu güne kadar böyle bir talepte gelmiş değil, dahası 1923’den beri tek bir Osmanlı hanedanı mensubu şehzade sinsi ve kanlı iktidar kavgalarında ya da saray entrikalarında katledilmiş de değil...

Sonuç olarak Cumhuriyet ve Türk Devrimlerine karşı olup eski arkaik saltanat ve şeriat düzenini savunmak sadece Anayasamıza ve yasalarımıza değil akla ve izana da aykırıdır...

Zaten halkımızın çok büyük bir çoğunluğu Cumhuriyete, Türk Devrimlerine ve kendilerine bu düzeni armağan eden büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e gönülden bağlıdır!

Çok uzun yıllardır süren ve hatta iktidar olan karşı devrim hareketinin bile bu bağlılığı zerre miskal aşındıramadığı da ortadadır!

Demedi demeyin; Osmanlıcılık oynamak, eski arkaik saltanat ve şeriat devrini parlatmaya çalışmak “avara kasnak bir iş” ve dahi “nafile bir gayrettir”, kim ne derse desin ne yaparsa yapsın “Cumhuriyetimiz ilelebet payidar” olacaktır...