Son yaşanan olaylar açıkça ortaya koymuştur ki muktedirler tarafından Kayyum Kemal’e verilen görev; Cumhuriyet Halk Partisini 50 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yapan ekibi tasfiye etmek ve Cumhuriyet Halk Partisini felç ederek muhalefet yapamaz hale getirmektir!

Bu operasyonu başlatan kayyum Kemal ve ekibi iktidarın borazanı olmuş, onların plağını çalmakta masumiyet karinesi falan dinlemeden önlerine gelen kendilerine biat etmeyen herkesi hırsızlık, sahtekarlık, rüşvet, yolsuzluk ve FETÖ'cülükle suçlayarak sözde bir arınma operasyonu yaptıklarını iddia etmektedirler.

Bu arınma kelimesinin gerçek amaçlarını gizlemek ve işledikleri iğrenç suça bir kılıf olarak kullanıldığı da açıkça ortadadır.

Bakın demedi demeyin; Kayyum Kemal’in piyon olarak kullanıldığı bu operasyon başarıya ulaşırsa sadece Cumhuriyet Halk Partisi felç edilmiş olmayacak aynı zamanda Türkiye’de çok partili siyasi yaşam da fiilen ortadan kaldırılmış olacaktır.

Bu gerçekleşirse muktedirlerin iktidarını tehdit eden, serbest seçimler ile iktidar olma olasılığı taşıyan her parti bu ya da buna benzer operasyonlar ile karşılaşacak demektir.

Bu durumda 1947’de Adnan Menderes ve arkadaşlarının “yeter söz milletindir” sloganı ile başlattıkları çok partili yaşamın tabutuna son çiviyi çakan kişi de yıllardır Adnan Menderes ve arkadaşlarının izinden yürüdüğünü ve Demokrat Parti misyonunun temsilcisi olduğunu iddia eden Erdoğan olacak demektir.

Açıkça söylemek gerekirse böyle bir görevi kabul eden kişi de o kişiyle birlikte hareket eden kitle de Türk Demokrasisine ihanet etmektedir.

Görünen o ki muktedirler Cumhuriyet Halk Partisini içinden çıkılmaz bir hukuk girdabına sürükleyip, orada boğmak istemektedirler.

Özgür Özel’in deyimiyle AKP’nin yargı kolları gibi faaliyet gösteren bir takım kişiler olduğu müddetçe emin olun bu girdaptan kurtulmak öyle kolay olmayacak çok güçlü bir mücadele ve çok büyük bir azim gerektirecektir. Bu noktada son çarenin yeni bir parti kurup mücadeleye bu parti çatısı altında devam etmek olduğu da bir gerçekliktir.

Tamam, Kayyum Kemal o ya da bu sebepten bu görevi üstlenmiş, iktidarın emri ile bu operasyona girişmiş olabilir bu noktada ona yapabilecek fazla bir şey de yok ve bu saatten sonra ondan utanmasını, nadim olarak bu yoldan dönmesini beklemek de fazla saflık olur.

Bu noktada demokrasiyi, hakkı hukuku, adaleti savunan herkesin derhal harekete geçip bir şeyler yapması lazım gelmektedir.

Peki, Türk Demokrasisini ve çok partili yaşamı koruyabilmek için ne yapılabilir?

Örneğin, Kayyum Kemal’in ipliğini pazara çıkararak konuya hakim olmayan ve bu operasyonun arkasındaki gerçek hedefi bilmeyen kişilerin kandırılması böyle iğrenç bir operasyona halk desteği olması önlenebilir.

Bu noktada muktedirler ile Kılıçdaroğlu arasındaki işbirliğinin ilk işaret fişeği olan

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve bu seçimlerde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylaştırılmasına odaklanmalıyız diye düşünüyorum.

Sanırım Cumhuriyet tarihi boyunca Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı yapılarak Erdoğan’ın karşısına çıkarılması kadar saçma ve şaibeli bir adaylaştırma daha olmamıştır.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kişiliği ve kimliğinden bağımsız olarak saçma diyorum çünkü Erdoğan gibi güçlü ve karizmatik bir politikacının karşısına bu kadar tanınmayan zerrece politik tecrübesi olmayan bir adayla çıkarsanız bu seçimleri altın tepside Erdoğan’a hediye edeceksiniz demektir.

Bunu ben biliyorum da Kılıçdaroğlu bilmiyor mu?

Elbette biliyordur bilmemesi mümkün değil...

Peki, Kılıçdaroğlu bu kararı neden aldı?

İktidarı bir kere daha Erdoğan’a altın tepside hediye ederken karşılığında bir şey almadı mı?

Aranızda karşılığında maddi manevi herhangi bir şey almadan Kılıçdaroğlu’nun böyle bir hediye vereceğine inanan var mı?

Sonuçta kim kime iktidarı böyle hediye eder böyle bir kıyağı baba oğula oğul babaya yapar mı?

Hah işte tam da bu noktada Kayyum Kemal’e Ekmeleddin İhsanoğlu’nu ne karşılığı aday yaptığını sorarak işe başlamalıyız...

Eğer bir şaibe varsa o şaibe tam da bu noktada başlamış olmalıdır burayı çözelim emin olun sonrası çorap söküğü gibi gelecektir...