“Dost Dili” köşesinde, şimdiye değin, iyi yürekliliğe sığmayan kelimeler kullanmadığım ve içinde şiddet barındırmayan görüş ve inançları ötekileştirmediğim, farklılıkları ülkemin ve Dünya’nın doğal zenginlikleri saydığım kanısındayım. Üstelik, görüş ve duygularımı kelimelerle okurlarımıza ulaştırmaya çalışırken hiç de zorlanmadım.

Eğer yanılıyorsam, lütfen örnekleriyle uyarınız.

Başaramadığım tek şey, yazılarımın çok uzun olması.

Genel Başkan Özgür Özel ve çalışma arkadaşlarının yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kanımca salt Türkiye’nin değil, geçmişine ve bugününe bakarak söylemem gerekirse Dünya’nın da gerek duyduğu “Şiddete Şiddetsiz ve Silahsız Tepki” yöntemini uygulayarak insanlığa ve bu topraklara benzersiz bir armağan sundular.

Özgür Özel ve arkadaşları, her türlü orantısız güç kullanılarak CHP’nin hemen hemen her yönden kuşatılmasına, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş ve uygar bir Dünya’da yaşamasına son verebilecek çok ağır şiddet suçlarına karşı, sabırla, umutla ve emek katarak, hukuk içinde ve halkla ilişkiler biliminin yöntemlerini kullanarak şiddetsiz mücadelelerini sürdürüyorlar.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, 21 Mayıs 2026 tarihinde, Özgür Özel’in Genel Başkan seçildiği CHP’nin 38.Olağan Kurultayını iptal etmesi, daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının, şiddetsiz iletişim yöntemlerini sabırla kullanmadan, üstelik kararın üst mahkemelerce onanmasını beklemeden, güvenlik güçlerinin hiç uygun olmayan müdahalesi ile Genel Merkezdeki yerlerini almalarından sonra Türkiye ve Ana Muhalefet Partisi için tarihe yazılması gereken yeni bir süreç başladı.

Önceki yazılarımda dile getirdiğim gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihine ilgi duyanlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının mucize gibi görünen çabaları ile kurulan bu Cumhuriyeti yaşatmak, bu toprakları Orta Doğu’nun insanlık dışı ve çağ dışı toplumlarının içinde bulunduğu koşullardan uzak tutmak isteyenler, önceki ve bu yılları eksiksiz belgelemelidirler.

80’li yılları geride bırakmış her yaştaki gençlerden birisi olarak duygularım ve aklım, sanki rüya veya kabus görüyorum gibi şöyle diyor.

“Türkiye, yakın ve uzak geleceklerde, sadece Orta Doğu’da değil, başta Asya toprakları olmak üzere çok yerde, çocukların, gençlerin kanlarının, annelerin gözyaşlarının dökülmesini sürdürecek bir sürecin içine çekilmek isteniyor. Böyle bir Türkiye’de, elbette CHP iktidarda veya çok güçlü bir muhalefet partisi olmamalıdır. Hatta CHP, kan ve gözyaşı demek olan böyle bir hedefte, kötülerle birlikte hareket etmelidir. CHP’de Özgür Özel ve arkadaşlarının, içinde şiddet barındırmayan her inancın ve görüşün temsil edildiği, sevgi, dostluk ve barışın yaşandığı, hiç kimsenin aç ve yoksul kalmadığı Türkiye ve Dünya hedefi için kahramanca sürdürdükleri ve geniş halk kesimlerinin desteklediği mücadele, farklı yöntemlerle, farklı araçlarla durdurulmak istenmektedir. Ana hedef, Türkiye’yi, CHP veya benzer muhalefet partilerin olmadığı veya etkisiz kaldığı bir yönetim biçiminin parçası haline getirmek, kişilikleri sakıncalı insanların yönetiminde, silahlı, paralı ve örgütlü kötülüğün karanlığına taşımaktır.”

Bu nedenle, çeşitli güçlerle kuşatılmış, bu yeterli görülmemiş olacak ki, kuşatmaya, içinden birilerinin de katıldığı CHP’de, hiçbir milletvekili, hiçbir belediye başkanı, hiçbir üye kendiliğinden partiden ayrılmamalı, hatta yeni bir parti kurulmamalıdır. Mücadele, siyasetten, parlamenter demokrasiden uzak kalınmadan, şiddetsiz ve hukuk kuralları içinde sürdürülmeli, kötülerin kötülüklerine şiddetsiz direnilmeli, yeni kötülere ve kötülüklere hazır olunmalıdır.

Sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinin, belki de Dünya tarihinin yeni kahramanları için yeni ve beyaz sayfalar hazırladığına inanıyorum. Kahramanlar varsa ve gelecekte olacaksa, ….. vardır ve olacaktır.

Haydi, tüm canlıların sağlık, güven, sevgi, dostluk ve barış dolu ortamlarda yaşayacağı, kötülerin iyiler tarafından “iyi”leştirileceği Türkiye ve Dünya için, her yerde ve her zaman, kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde, haydi…