“Gazetelerden 118 yıl önce kovulan sansür memurları bugün çok çeşitli biçimlerde ve daha sert şekilde karşımızdadır. O nedenle de sansürün, bilinen anlamına ek olarak, ne olduğunu açıkça ifade etmek gerekmektedir.

Gazetecilere mesleklerini yapıyor olmaları nedeniyle açılan davalar, gazetecilerin bu nedenle gözaltına alınması ve tutuklanması, sansürdür....

Devletin gazetecilik mesleği üzerindeki uygulamaları sansürdür....

Haksız hatta hukuksuz RTÜK cezaları sansürdür....

Platformların dijital gazetecilik kurumlarını cendereye alan algoritma hesapları sansürdür...

Emeğin güvencesizleştirilmesi ve örgütsüzleştirilmesi sansürdür...

Anayasa’ya ve demokrasiye yönelen her türlü yaptırım sansürdür...

Konser iptalleri, şenlik yasaklamaları, komedyenlerin tutuklanması sansürdür...
Tüm bunlarla birlikte en tehlikelisi otosansürdür...

Sansür, gazetecilerin yaptığı haberlerin engellenmesiyle sınırlı değildir. O nedenle de yalnızca gazetecilerin sorunu değildir. Sansür halkın kendisi, bugünü ve geleceği hakkında doğru düşünebilmesinin ve özgürce karar verebilmesinin engellenmesidir.

Sansür, halkta bilgi eksikliği ve düşünce yoksunluğu yaratılması yoluyla kamusal yaşamın niteliksizleştirilmesidir, hak gasplarının meşrulaştırılması ve bizzat bir hak gaspıdır.

Türkiye’de sansürle mücadelenin tarihi yüzyıllar öncesine dayanır. Bu mücadele bedellerle olduğu kadar kazanımlarla da doludur. En önemli kazanımlardan biri olan 24 Temmuz 1908, bugün bir geçmiş anması değil geleceğin yeniden kurulması çabasının en önemli kaldıraçlarından biridir.

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, 118 yıl sonra sansürü bir kez daha reddediyor ve gazetecilerin mesleğini özgürce yapabilmeleri için mücadelemizi ödünsüz sürdürmeye kararlı olduğumuzu ifade ediyoruz.”

Bu açıklama, 24 Temmuz 2026 tarihinde, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu tarafından Ankara’da yapıldı. Açıklamanın dayanağı, 1908 yılında İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra basına uygulanan sansürün kaldırılmasının yıldönümü.

“Gazetecilik Suç Değildir” gibi büyük ve bir doğru söylemin ve hedefin yılmaz savunucusu Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) 23 Şubat 1978 tarihinde Ankara’da, Alaattin Orhan (Kurucu Başkan), Mehmet Genç, Osman Z. Yüksel, Mehmet Öztoprak, Necmiye Aba, Alaattin Sevim ve Cengiz Kuşçuoğlu tarafından kuruldu.

Bugüne değin, Yılmaz Ateş, Mahmut Tali Öngören, Rafet Genç, Mustafa Ekmekçi, İsmet Demirdöğen, Doğan Tılıç, Ahmet Abakay (1982-1989 ve 2005-2017), M. Tevfik Kızgınkaya ve Can Güleryüzlü Genel Başkanlık yaptılar.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun üyesi olan ÇGD’nin bugünkü Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor.

Z. Kıvanç El (Genel Başkan), Ceren Bayar (Genel Sekreter), Ayşegül Kahvecioğlu (Genel Başkan Yardımcısı), Alkan Uçansu, Nurcan Gökdemir, Meriç Tafolar ve Seda Taşkın.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinin tek partili gibi görünen bir dönemi var, 1923-1946. Tarihçi ve araştırmacı değilim, ancak o tek partili dönemde, Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP), bugünkü siyasal partilerin birçoğunun görüşlerinin yer aldığı bir siyasal örgüt olduğu kanısındayım.

Bu nedenle, o dönemin çok görüşlü Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden bugün saldırıda ve eleştiride bulunanları, üstelik daha doğmadıkları, yaşamadıkları, görmedikleri yılları olumsuz ifadelerle, hatta kin, nefret ve düşmanlıkla bugünlere taşımaya çalışanları izledikçe onlar adına üzülüyor ve kaygılanıyorum. Yazık ki ne yazık…

İşte Çağdaş Gazeteciler Derneği, insana, hayvana ve doğaya yönelik insan şiddetinin, sınırı olmayan, ölçülemeyecek yüksekliklere taşındığı yılların aydınlık yüzlerinden, yürekli bedenlerinden birisi olarak 24 Temmuz özel günü için yukarıdaki açıklamayı yaptı.

Derneği kuran ve bugünlere taşıyanları alınlarından öpüyorum. Bugün yaşamayanlara, verdikleri ömürlerin ve emeklerin önünde saygı ile eğilerek, yaşayanlara uzun ek yıllar dileyerek alkışlıyorum.

Yalan, iftira, hakaret, tehdit, kumpas ve sahtecilik gibi altılı çirkinlik, sadece iletişim organlarını ve gazetecileri değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni, demokrasiyi, insan, hayvan ve doğa haklarını şiddetsiz yöntemlerle savunan diğer kahramanları da hedef haline getirmiştir.

Ancak, hiçbir çirkinlik, haksız bedelleri ağır olsa da, kan ve gözyaşı dökmeyi, insanları öldürerek, hapsederek, korkutarak ailelerinden ve özgürlüklerinden uzaklaştırmaya çalışsa da sonsuza kadar, hatta çok uzun süre yaşayamaz. İnsan soyu, yerin üstünde, sevgi, dostluk, huzur, güven, adalet ve barışı mutlaka sağlayacak, silahlı, paralı ve vicdansız kötülüğü, öldürmeden mutlaka “iyi”leştirecektir.

Haydi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, diğer meslek örgütleri, siyasal partiler, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, demokratik kitle örgütleri, haydi. Umutla devam, sevgi, dostluk ve barış meşalesi ellerde, haydi…

Haydi “iyi” insanlar, her yerde ve her zaman, işsiz, çalışan, emekli, öğrenci, işçi, memur, kadın, erkek demeden, “kötü”leri “iyi”leştirmek, özel günleri bayramlar gibi kutlamak, silahsız, zararlı maddesiz, şiddetsiz Türkiye ve Dünya için…Umutla, güvenle, emek katarak, örgütlenerek, şiddetsiz iletişim ve dayanışma içinde, haydi…