1954 yılında Amerikalı psikolog Leon Festinger, tarihin çok önemli araştırmalarından birine imza atmıştı. Bir UFO Tarikatının içine sızan Festinger, uzaylılardan mesaj aldığını iddia eden Dorothy Martin isimli kadının önderliğindeki tarikatı ve müritlerini incelemeye başladı. Tarikatın iddiasına göre, göre büyük bir sel felaketi yaşayıp yok olacak dünyada, tarikata inanalar, uzaylılar tarafından kurtarılacaktı.

Müritler buna öyle inanmışlardı ki, aileleriyle tüm bağlantılarını koparmışlar, evlerini ve arazilerini satmışlar, işlerinden istifa etmişlerdi. Nihayet iddia ettikleri gün geldiğinde bildiğiniz üzre hiçbir şey olmadı. Ne bir sel felaketi ne uzaylılar ne de dönmeyi bırakan dünya…

Tarikat üyelerinin, bu saçmalığı gördükten sonra tarikattan koptuğunu düşünenleriniz varsa çok yanılıyor. Aksine daha da sıkı sarıldılar inançlarına. İyi de neden? Çünkü yanıldığını kabul etmek, uğruna her şeylerini yitirdikleri inançlarına sırtlarını dönmek zordu. Festinger de bu deneyimden sonra şu çıkarımı ortaya koydu; insan zihni birbirine tamamen zıt iki gerçeği bir arada taşımakta zorlanır. Bu da psikolojik bir rahatsızlığa yol açar. Bu rahatsızlığın etkisinden kurtulmak, bazen gerçeği tamamen kabullenmek değil, yanlış inancına körü körüne bağlanmaktır.

Tarikat üyeleri de bunu yapmıştı. Olanı kabul etmek yerine “bizim inancımız dünyayı kurtardı” diye düşünmeye başladılar. İnanç değişmemiş ama gerekçesi değişmişti. Peki bunları niye yazdım? Mutlaka çevrenizde, inandığı siyasi görüşü tüm yanlışlarını görmesine rağmen değiştirmeyen birileri vardır diye yazdım.

Yolsuzluk, hırsızlık, zimmete para geçirme, rüşvet, dış politika yanlışları, ekonomik programının çöküşü ve daha bir sürü şeyi görmesine rağmen neden hala oy verdiğini anlayamadığınız insanlar vardır diye yazdım. Gerçeği kabul etmenin bedelinin, yanıldığını kabul etmekten daha ağır olduğunu düşünen insanlar için yazdım.

Çevrenizde her şeye körü körüne bağlı sonu “ist” ya da “izm”le biten saçma sapan görüşleri ölümüne savunan insanlar varsa bir de onlara bu gözle bakın, bununla da yetinmeyin, ülkeler uçurumun tam dibindeyken hatta düşüşe başlamışken, ülkeyi o uçuruma sürükleyenlerin neden hala oy aldığını, hatta giderek tutku derecesinde sevilmeye başlandığını anlayın istediğim için yazdım. Hani diyorsunuz ya “artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz” diye onun için yazdım. Yeni partiyi, AHBAB Derneğini. NATO`nun etkilerini ve daha bir sürü şeyi yazabilirdim ama gündelik siyaset sarmalından kurtulmaya inat ettiğim için yazdım. Haydi kalın sağlıcakla.