Bu hafta herkes NATO aşağı, NATO yukarı diyecek. Toplantı öncesini, çıkan kararları, maddi manevi zararlarını falan konuşacaklar. Konuşsunlar varsınlar, ben her zaman olduğu gibi işin özünde kalmaya devam edeceğim ama elbet son satırlarımda bir şeyler söyleceğim.
Benimsenmemiş ve çiğ bir özgüvenle, dandiklik arasında ciddi ve aşılmaz bir bağ vardır. Hani gördüğünüzde midenizi bulandıran, kendini beğenmişlikle kendini bilmezlik arasında gidip gelen saçma sapan tipler vardır ya işte o tiplerden bahsedeceğim.
Öğrenmeye, yeniliklere kapalı, her şeyin en iyisini bildiğini zanneden, sürekli ahkâm kesmeye odaklanmış bir düşünce yapısıyla karşınıza çıkan o tipler. Sormayan, öğrenmeyen, kulaktan dolma sınırlı bilgileriyle her haltı birbirine karıştıran, üzerine gidilince agresifleşen, hatalı olduğu söylenince çirkefleşen tipler.
Cehaletin, ukalalıkla süslenmiş bu hali; ne eksiğini bilir ne de haddini.
Bunlar geri zekâlı değillerdir elbette ama “karakter gerisidirler”. Israrlı, öldürücü, istilacı bir tür gibi, önce benliğinizi, gerekli dersi vermezseniz dünyayı kaplarlar. Birileri bunlara özenir, birileri “adamdan” sayar, birileri tapınır.
Neredeyse dünyanın bitki örtüsü haline gelen bu tipler; iş insanı olur, yönetici olur, karar mercilerinde oturur, yetmez siyasetçi bile olur. Bunlar, nezaket ve emek kavramlarına savaş açmış tiplerdir. Merak etmez yargılar, önemsemez örseler. Sığlığını meziyet gibi pazarlar, yetki ister, para ister, oy ister…
Bu tipler, liyakatin olduğu yerde barınamaz, işte bu yüzden etrafına kendi gibi olanları toplar. İş yapanı, iş bileni, öğrenmek için çabalayanı sevmez. Üstün egosuyla vasatlığı kutsar. Kendi kusurlarını tarz gibi sunar, senin erdemlerini aşağılar… Hakikate kapalıdırlar, toplumun dokusuna sızar ve sonuçta yıkıcı bir çürümeye sebep olurlar.
Siz de sakın kendinizi masum zannetmeyin ha. Bu tipe oy verirken, önünde ceket iliklerken, el pençe divan dururken, menfaatiniz için yalakalık yaparken aklınız neredeydi diye sorarlar sonra.
Neyse, gelelim NATO`ya… Açıkçası benim umurumda bile değil konuşulacaklar çünkü siyaset dediğin; görünürde el sıkışmak ama arkadan bıçak sallamaktır. Ya da önde birbirini boğazlamak, kapalı kapılar arkasında birbirini sıvazlamak…
Kâğıt üzerinde yazılanların da uygulamaya geçmediğini defalarca görmüş bir halkın mensubu olarak; orada yazılacaklara da pek ehemmiyet vermiyorum sadece zirvenin sonunda ülkemde neler olabileceğini umursuyorum. Adalette, hukukta, ekonomide, sosyal alanda atılacak adımlarda bu zirvenin sonuçlarının beklendiği ve atılacak adımların sertliğinin, konuşulacakların sonucunda belirleneceği göz önüne alınırsa, özellikle 15 Temmuz`un yıl dönümü sırasında bambaşka şeylerle karşılaşacağımıza neredeyse eminim. Allah sonumuzu hayr etsin.