McArtur Wheeler isimin duydunuz mu daha önce? Muhtemelen duymamışsınızdır. Aslında iki hafta önce yazdığım “Cahil Cesareti” yazısının bilimsel kaynağı bu zekâ küpü (!) isimdir.
Hemen anlatayım. Wheeler, 1995 yılında ABD`nin Pittsburg şehrinde banka soymaya karar vermişti ve doğal olarak yakalanmak istemiyordu. Peki ne yaptı? Yüzüne limon sıktı. Evet yanlış okumadınız. Bildiğiniz limonu yüzüne sıktı çünkü limon suyunun görünmez yapacağına inanıyordu. Hatta bunu bir deneyle kendince ispatlamış, polaroid bir kamerayla kendisini çekmiş hem limondan hem de flaştan dolayı yüzü tuhaf bir hal alıp bir de kamerayı sarsınca, fotoğrafta yüzü net olarak belli olmamış böylece bilimsel bir kanıt bulduğunu bile sanmıştı.
Peki, bu aklı evvel adam buna nereden kanaat getirtmişti? Basit. Duymuştu. 6 Ocak 1995 tarihinde yüzüne limon sıkarak, iki bankayı maskesiz ve güvenlik kameralarına gülümseyerek soydu. Tabii aynı akşam bütün televizyon kanallarında ve ertesi günkü gazetelerde yüzü kabak gibi yayınlandı. Televizyon yayınlarından 1 saat sonra da gelen ihbarlar üzerine yakalandı. Wheeler bunu sadece duymuştu, kendince basit bir deney de yapmıştı ama sonuç ortadaydı.
Şimdi neden bunları anlattığıma gelince. Televizyonlarda bir sürü kendine “analist” diyen insan türedi. Her konu hakkında aynı ukalalık ve havayla her şeyi yorumlayan bu arkadaşlar, İran savaşıyla, tarihle, siyasetle ilgili ahkam kesiyor.
Birçok köşe yazarı gazetelerde, müthiş (!) analiz yeteneklerini konuşturarak dünyanın ve ülkenin gidişatı hakkında atıp tutuyor.
Sosyal medyada; kıymeti kendinden menkul birçok kişi, takipçi kazanmak kendilerini bir haltmış gibi göstermek adına, bu tiplerden duydukları ve kendince gizem katmak uğruna saçmalıkları katladıkları bilgileri insanlara aktarıyor.
Youtube kanallarında; komplo teorisyenleri, Hz. Muhammed`in rüyalarına girdiğini hatta Allah`la konuştuklarını, uzaylılardan haber aldıklarını iddia edenler, Lozan`ın gizli (!) maddelerine hâkim olduklarına inananlar, Avrupa`nın bittiğine, Almanya`nın bizi kıskandığına emin olanlar da her şeyi köpürttükçe köpürtüyor.
Peki kulaktan kulağa oyunu gibi giderek saçmalaşan bu güya gerçekleri biz nereden biliyoruz? Sokak röportajlarından, arkadaş sohbetlerinden, kahve muhabbetlerinden, saçma sosyal medya çıkarımcılarından vesaire.
Ülke ve coğrafya giderek daha kaotik bir hal alırken, İnterneti sadece saçmalıklar için kullanan insanlar haline dönüşmeye başlamışken, daha çok bilinmek, takip edilmek, beğenilmek ve para kazanmak için insanlar, giderek daha nasıl abuklarışırız diye uğraşırken her duyduğunuza inanmayın ve en azından birkaç yerden kendiniz araştırın lütfen, bir de sağlıcakla kalmaya gayret edin.