Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve yoldaşlarının kuracağı “YENİ PARTİ” eğer:
- Müesses nizama karşı olur,
- Otokrasiye karşı demokrasiyi,
- Keyfiliğe karşı hukuku,
- Tek partili rejime karşı çok partili yaşamı,
- Yokluğa, yoksulluğa karşı varlık ve refahı,
- Yasaklara karşı özgürlükleri,
Savunursa...
Demedi demeyin; tutar, başarılı olur ve hızla iktidara yürür...
Bu formül benim masa başında oturup uydurduğum bir şey de değil! Bu formül Cumhuriyet tarihinde yaşanan siyasi olayları, kurulan ve kapanan partileri, hangi partinin başarılı hangisinin başarısız olduğunu analiz ederek bulduğum bir formül!
Cumhuriyet tarihi boyunca kurulup, iktidar olmayı başaran tüm partiler bu formülü bu formülde belirtilen politikaları uygulamıştır.
Sadece Demokrat Parti, ANAP ve AKP gibi partiler için de değil Cumhuriyetin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi için de bu formül geçerlidir...
Hiç kimse unutmasın ki Cumhuriyet Halk Partisi de kuruluşta müesses nizama yani saltanat ve hilafete karşı olmuş, milli egemenlik hak ve özgürlüklerini savunmuş, yok yoksul halka refah, eşitlik ve çağdaş bir yaşam vaat etmişti. Sonuçta da Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olmuş, Anadolu topraklarında hüküm süren binlerce yıllık monarşik sisteme son vermiş, şeri hukuk sistemini anayasal hukuk ile değiştirmeyi ve bir çok devrimi hayata geçirmeyi başarmıştı.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim Türkiye’de anayasal düzeni bir çok kere rafa kaldıran darbeler olmasa eminim ki bu kadar çok siyasi parti kurulmasına da gerek olmaz, siyasi partiler kendi mecrasında evrilerek yola devam eder ve çok daha sağlıklı bir siyasi düzen kurulmuş olurdu.
Hiç şüphe yok ki Türkiye’de darbeler ile zedelenen hatta bazen param pinçik edilen demokratik siyasi yaşam mecburen yeni yeni partiler ile sil baştan kurulmuş, bu yeni partiler yukarıda anlattığım rotaya uyduğu müddetçe de şaşılacak şekilde hızla iktidar olmuşlardır.
Gene Türk siyasi yaşamının önemli sorunlarından biri iktidar olan partilerin, hele hele uzun süre iktidar olan partilerin yukarıda belirttiğim rotadan çıkarak halkı, halka verdikleri sözleri unutarak müesses nizamın partisine dönüşmeleridir.
Bu Cumhuriyet Halk Partisinin de Demokrat Partinin de, Anavatan Partisinin de başına musallat olmuş siyasal bir hastalıktır ve şimdilerde de AKP bu siyasal hastalığa duçar olmuş bulunmaktadır.
Halkımızın bu siyasal hastalığa duçar olan partilere derhal mesafe koyduğu, sandıkta bu partilere tepki verdiği ise gözlemlenen tarihi bir gerçekliktir.
Bu noktada bugünün iktidarı AKP’nin de böyle bir tepki ile karşılaşması son derecede normaldir.
AKP yöneticileri de bu gerçeği görmüş olmalılardır ki bir takım önlemler almaya çalışmaktadırlar amma ve lakin almaya çalıştıkları önlemler yakalandıkları siyasal hastalığı tedavi edebilecek nitelikte değildir.
Onlar kestirmeden giderek rakiplerini etkisiz hale getirmek ve tasfiye ederek iktidarda kalma peşinde koşmaktadırlar.
Peki, bu yaptıkları sonuç verir mi?
Asla ve kat’a sonuç vermez!
Bu hevesle Cumhuriyet Halk Partisinin başına kayyum atamaları da sonuç vermeyecektir.
Her ne kadar kayyum Kemal "Zamanla bu ihanet de unutur, neler unutulmadı ki Son kertede mühür kimde ise Süleyman o deyip bize gelirler" falan sanıyor ama bu defa öyle olmuyor. Halkın mevcut rejimin zulmünden kurtulma umuduna saldıranlara öfke giderek artıyor...
Eğer Özgür Özel ve yoldaşlarının kuracağı yeni parti bu öfkeyi doğru kanalize edip halka sorunlarını çözebileceği umudunu aşılayabilirse bu parti alır yürür, ilk seçimde ezer geçer.