Bazı arkadaşlar Özgür Özel ve ekibi ayrılıp yeni bir parti kurarsa Cumhuriyet Halk Partisinin oyu yüzde üçe beşe düşer, kayyum Kemal bunu göze alamaz, yola gelir yaptığı yanlıştan eninde sonunda döner falan diyor...

Emin olun bu düşünce son derecede yanlış bir düşüncedir!

Yanlış bir düşüncedir çünkü: İktidar tarafından kayyum Kemal’e verilen görev her ne pahasına olursa olsun 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin birinci partisi yapan ekibi tasfiye etmek ve Cumhuriyet Halk Partisini eskiden olduğu gibi “kontrollü muhalefet partisi” haline getirmektir.

Bakın emin olun Kılıçdaroğlu önümüzdeki seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinin yüzde kaç oy alacağını zerrece umursamamaktadır!

Zaten umursasaydı kayyum olarak atanmayı, böyle bir operasyonda piyon olarak kullanılmayı asla ve kat'a kabul etmezdi...

Onun görevi Özgür Özel ve yoldaşlarını durdurmak, bu ekibi etkisiz hale getirmek ve az ya da çok muhalif oyları bölerek AKP’nin bir seçim daha kazanabilmesine yardımcı olmaktır.

Sakın gözden kaçırmayın sarayın hayali Rusya’da uygulanan Putin rejimi gibi seçimlerin olduğu ama iktidarın seçimler ile el değiştiremediği göstermelik bir demokrasi inşa etmektir.

Hepimizin bildiği gibi bu tip otokrat rejimlerde kontrollü bir muhalefet bulunur ama serbest seçimler ile muhalefetin iktidara gelme, iktidarın özgür seçimler ile el değiştirme şansı asla yoktur.

Bakınız Türk demokrasisinin otokrasiye savrulması ve hatta tam bir diktatörlüğe dönüşmesinin önündeki son kale Cumhuriyet Halk Partisiydi...

Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’de iktidarın tek meşru yol olan seçimler ile değişebileceğinin umudunu vatandaşlara vermişti...

Otokrasi heveslisi güçler bu umudu görüp, Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarları ve muktedirlerin bekası için nasıl büyük bir tehdit olduğunu anlayınca düğmeye bastılar.

Siyasi partiler kanunu ayakları altına alıp kendileri için çok kullanışlı bir piyon olan Kılıçdaroğlu’nu kayyum olarak Cumhuriyet Halk Partisinin başına oturttular.

Kayyum Kemal ve etrafında çöreklenmiş bir avuç yandaşı parti yönetimini ele geçirir geçirmez derhal kurultay toplamak ve iktidar tarafından kurulan bu oyunu bozmak yerine 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin Birinci partisi yapan ekibi tasfiye etmeye giriştiler...

Aslında iktidar ilk hamleyi 19 Mart operasyonları ile yapmış, 16 milyon vatandaşın oyu ile Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu iftiranameler üzerine inşa edilmiş kumpas davalar ile tutuklayıp zindana atmıştı...

Özgür Özel’in Saraçhanede başlattığı ve bir yıldan uzun süre sürdürdüğü muazzam ve muhteşem direniş bu oyunu bozdu, Ekrem İmamoğlu’nu betona gömmeye çalışmanın bir işe yaramayacağı ortaya çıktı.

Serbest seçimler ve meşru yollar ile Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş kadrosu ile baş edemeyeceğini anlayan muktedirler ilk olarak AKP’nin yargı kollarını devreye alıp bu kadroyu tasfiye etmeye çalıştılar.

Tam da bu noktada hem Özgür Özel tarihte eşine benzerine az rastlanır bir direniş sergiledi ve hem de Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş arasında kurulan güçlü ve derin bağ çatlamadı, bu ekip bölünüp parçalanmadı.

Ekip çetin ceviz çıkıp, kırılmayınca operasyonun ikinci aşamasına geçildi! İşbirlikçi Kılıçdaroğlu sadece anayasa ve siyasi partiler kanununa değil aynı zamanda akla mantığa ve ahlaka aykırı bir yol ile kayyum olarak Cumhuriyet Halk Partisinin yönetimine getirildi.

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ise bu noktada bile havlu atmadı ne muktedirlere boyun eğdiler ve nede kayyum Kemal’e biat ettiler.

Amma ve Lakin görünen o ki AKP Yargı Kolları sayesinde bu süreç 2028 seçimlerine kadar uzatıldıkça uzatılacak, sündürüldükçe sündürülecek en azından Yavaş, İmamoğlu ya da Özgür Özel’in Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi engellenecek.

Eğer Yargıtay kısa sürede doğru bir karar vermezse geriye tek bir çıkış yolu kalıyor o da yeni bir parti kurmaktır...