Sağlık hizmetine erişim, en temel vatandaşlık haklarından biridir. Ancak sağlık hizmetinin kalitesi kadar, o hizmete ulaşabilmek de büyük önem taşır.

Son yıllarda Türkiye'nin dört bir yanında açılan şehir hastaneleri, teknolojik altyapıları, yüksek yatak kapasiteleri ve modern mimarileriyle sağlık sisteminin en büyük yatırımları arasında gösteriliyor. Fakat bu dev sağlık komplekslerinin en büyük sorunu, vatandaşın hastaneye ulaşabilmesi.

Türkiye'nin ilk şehir hastanesi 2017 yılında Mersin'de hizmete açıldı. Ardından şehir hastanelerinin sayısı hızla arttı ve bugün 19'a ulaştı. Ankara ise Bilkent ve Etlik olmak üzere iki büyük şehir hastanesine ev sahipliği yapıyor.

Ancak kağıt üzerinde "modern sağlık üssü" olarak görünen bu yatırımlar, özellikle ulaşım konusunda vatandaşın ciddi tepkisini çekiyor.

Hastaneye gitmek başlı başına bir mücadele. Ankara'da yaşayan binlerce vatandaş için Bilkent Şehir Hastanesi'ne ulaşmak adeta ayrı bir sınav.

Kendi aracınız varsa bile otopark yoğunluğu önemli bir sorun oluşturuyor. Toplu taşımayı tercih ettiğinizde ise tablo daha da zorlaşıyor.

Ben de bunu bizzat deneyimlemek istedim.

Kızılay'dan Bilkent Şehir Hastanesi'ne tek araçla nasıl gidebileceğimi araştırdım. EGO'nun resmi internet sitesi ve akıllı durak sistemini kontrol ettiğimde 112 numaralı otobüs hattını buldum. Ayrıca Ulus ve Sıhhiye'den hareket eden 479 numaralı hattın da hastaneye ulaştığını öğrendim.

Ancak teori ile pratik birbirini tutmuyor.

Kızılay'daki durakta tam 35 dakika bekledim. Akıllı durak ekranları otobüsün geleceğini gösteriyor ama otobüs bir türlü gelmiyordu. Ortalama 30-35 dakikada bir çalışan bir hattın, Türkiye'nin en büyük hastanelerinden birine hizmet vermesi elbette yeterli değil.

Hasta, refakatçi, yaşlı, engelli ya da çocuklu aileler için bu bekleyiş ciddi bir eziyete dönüşüyor.

Bilkent Şehir Hastanesi'nin şehir merkezinden uzak konumu, özellikle toplu taşıma kullanan vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırıyor.

Hastanede görüştüğümüz vatandaşların ortak şikâyeti ulaşım. Bir vatandaş, hastaneye ulaşabilmek için iki saat yolculuk yaptığını söylüyor. "İki vasıta değiştiriyoruz. Önce Kızılay'a, sonra buraya geliyoruz. Randevu saatine yetişmekte zorlanıyoruz."

Altındağ Gültepe'de yaşayan başka bir vatandaş ise Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yıkılmasının ardından Bilkent'e yönlendirilmek zorunda kaldığını belirterek şöyle konuşuyor: "Eskiden Dışkapı'da işimizi görüyorduk. Şimdi önce Kızılay'a, oradan Bilkent'e geliyoruz. Gelmemiz iki saati buluyor. Buraya doğrudan otobüs konulsa çok rahat ederiz."

Bir başka vatandaş ise yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle özetliyor:

"Bu kadar uzak bir yere hastane yapmak doğru olabilir ama ulaşımı planlamadan bunu yapmak doğru değil. İnsanlar sağlık hizmeti almaya gelirken yolda perişan oluyor."

Şehir hastaneleri kuşkusuz ileri teknolojiye sahip sağlık merkezleri. Ancak sağlık politikalarının başarısı yalnızca dev binalarla ölçülemez. Bir hastanenin büyüklüğü kadar, vatandaşın oraya ne kadar kolay ulaşabildiği de önemlidir.

Randevusuna yetişemeyen yaşlılar... Üç araç değiştirmek zorunda kalan emekliler... Ayakta durmakta güçlük çeken hastalar...

Çocuklarıyla saatlerce otobüs bekleyen aileler... Bunların tamamı sağlık sisteminin görünmeyen maliyetidir.

Şehir hastanelerinin açılmasıyla birlikte Ankara'da yıllardır hizmet veren birçok hastane ya tamamen kapatıldı ya da kapasitesi azaltıldı. Vatandaşın önemli bir bölümü, mahallelerine yakın devlet hastanelerinin korunmasını istiyor.

Emekli öğretmen Ayşe Hanım da bu düşüncede olanlardan biri. "Hastane çok güzel olabilir ama şehir dışında. Metro ve otobüs değiştiriyoruz. Eski hastaneler yerinde kalsaydı, yenilenseydi çok daha iyi olurdu."

Bu görüşü paylaşanların sayısı oldukça fazla. Çünkü sağlık hizmetinde en önemli unsur yalnızca tedavi değildir; erişilebilirliktir.

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi her gün on binlerce hastaya hizmet veriyor. Buna rağmen özellikle şehir merkezinden, Altındağ'dan, Mamak'tan, Keçiören'den ve Sincan'dan gelen vatandaşlar hâlâ birden fazla aktarma yapmak zorunda kalıyor.

Birçok kişi randevu saatini kaçırmamak için evinden saatler önce çıkıyor. Bu durum özellikle yaşlılar, engelliler ve kronik hastalar açısından ciddi bir mağduriyet oluşturuyor.

Şehir hastaneleri sağlık sisteminin önemli yatırımları olabilir. Ancak bu yatırımların başarısı yalnızca bina büyüklüğüyle değil, vatandaşın o hizmete ne kadar kolay ulaşabildiğiyle değerlendirilmelidir.

Bir hastaneye gitmek için iki saat yolculuk yapmak, üç araç değiştirmek ve durakta yarım saatten fazla beklemek çağdaş sağlık hizmeti anlayışıyla bağdaşmıyor.

Sağlıkta dönüşüm yalnızca hastane inşa etmekle tamamlanmaz.

Gerçek dönüşüm; hastanın evinden çıktığı andan itibaren başlar.

Bugün Ankara'da pek çok vatandaş için asıl tedavi süreci, hastanenin kapısından değil, otobüs durağından başlıyor.