Evet, son seçimlerden bu yana yaşanan siyasi ve hukuki olaylar yüzünden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temsil kabiliyeti sakatlanmıştır!
Aslında; “Bu meclis meşruiyetini kaybetmiştir.” diyenler bile var ama benim yüce meclisimiz için bu kadar ağır bir nitelemede bulunmaya gönlüm razı olmuyor...
Peki, neden böyle diyorum?
Bunun iki temel nedeni var:
1- İlk neden: 2023 seçimlerinde PKK’ya şiddetle karşı olan, bu uğurda DEM partiyi bile şeytanlaştıran, 6’lı masanın altında PKK ve DEM var diyen, bunlar gelirse Apo ve PKK’lı teröristleri serbest bırakacak gibi ithamlarda bulunan ve hatta sahte videolar yapıp zamanın ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkan’ı Kılıçdaroğlu’nu PKK elebaşı Karayılan ile birlikteymiş gibi gösteren, bu şekilde vatandaştan oy isteyen AKP ve MHP bugün tam tersi politikalar izlemektedir.
Tamam, onlar dönmüş fikirleri değişmiş ve kendilerine o ya da bu gaye ile yeni bir siyasi pozisyon belirlemiş olabilirler ama tam tersi bir pozisyonda oldukları için onlara oy veren vatandaşlar da döndü, onların fikirleri de değişti mi?
Bunu bilebilmenin tek yolu var o da derhal seçime gidip AKP ve MHP vatandaşlardan bu yeni söylem ve politikaları ile oy istemelidir.
Bakalım bakalım; bebek katiline kurucu önder diye paye ve statü verme hevesinin seçmen nezdinde karşılığı neymiş görelim.
Son söz elbette milletindir sandıkta bu şartlarda ve bu söylemler sonucunda tecelli edecek milli irade eğer bu yeni politikalara destek verir, milletimiz bebek katiline kurucu önder denmesi ve statü verilmesini onaylarsa boynumuz kıldan ince elbette patron millettir millet ne derse o olur.
2- İkinci neden: 2023 seçimlerinden bu yana meclis sandalye değişimindeki büyük hareketliliktir. 2023 seçimleri sonrasında bir çok milletvekili seçildiği partisinden istifa edip başka bir partiye katılmış bulunmaktadır.
Sadece AKP’nin yaptığı ve tehdit ya da teşvik kapsamında değerlendirilerek “şaibeli” olarak nitelendirilebilecek transferler seçmen iradesinin açıkça sakatlanmış olduğunu söylemeye yeter de artar bile değil mi?
Bunun dışında CHP’nin başına saray tarafından kayyum atanması ve bu hukuk dışı olay sonucunda CHP’nin bölünmesi, Yeni Parti’nin kurulması bile seçmen iradesinin sakatlanması demek değil midir?
Tamam, Kılıçdaroğlu sayesinde 2023 seçimlerine CHP listesinden girip sonra ayrılan milletvekilleri anlaşılabilir ama bu milletvekillerinin muhalefetten iktidara doğru savrulmasını anlamak mümkün değildir. Bu durum bile başlı başın seçmen iradesinin sakatlanması değil midir?
Tüm bunlar bir arada düşünülünce benim bu meclisin temsil kabiliyeti sakatlanmıştır demem normal değil mi?
Elbette normal...
Pekala, meclisin temsil kabiliyeti bu kadar sakatlanmış, seçmen iradesini temsil kabiliyeti bu kadar kaybolmuş böyle bir mecliste bu günümüzü, hatta çoluk çocuk torun torbanın geleceğini derinden etkileyecek “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” çıkarılabilir mi?
Böyle bir meclisin Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair denilerek insanların kulağına hoş gelecek afilli bir isimle paketlenen gerçekte ise binlerce insan öldürmüş PKK’lı teröristlere af getirilmesinden başka anlamı olmayan bir konuda karar verme hakkı var mıdır?
Bana göre yoktur!
Bu durumda: Öncelikle seçim yapılmalı her bir siyasi parti ve her bir siyasetçi bu konudaki tavrını hiç kıvırmadan, açık açık halka anlatmalı ve bu şekilde seçmenlerden oy istemelidir.
Öyle ortalarda ip atıp dolaşarak oy topladıktan sonra bebek katiline kurucu önder deyip, ona statü verme peşine düşerek böyle bir kanun yaparak asker, polis ve sivil binlerce vatandaşımızı katleden katilleri affetmeye kalkmak kimsenin haddi değildir.
Haydi bakalım hodri meydan madem yaptığınız işin doğru olduğunu düşünüyorsunuz, korkmayın koyun sandığı milletin önüne, anlatın derdinizi millete bakalım bakalım millet bu işe ne diyecek?
Haaa millet “tamam ya geçmiş geçmiştir, bu eli kanlı teröristleri affedip sokağa salıverin canım ne olacak” derse işte ancak o zaman boynumuz kıldan ince milletin dediği olur...