Kirasız konut, karsız ticaret, ücretsiz emek olsa elbette faizsiz finans da olurdu...

Bakınız ortada iktisadi bir gerçek var, üretim yapmak için üretim faktörlerinin kullanılması mutlak bir gerekliliktir ve üretim faktörlerine sahip olanlar sahip oldukları üretim faktörleri üzerinden bir gelir elde ederler, buna da iktisatta faktör geliri denir.

Faktör gelirleri, ekonomide üretim sürecinde kullanılan üretim faktörlerinin sahiplerinin elde ettiği gelirlerdir.

İktisatta üretim faktörleri; emek, sermaye, toprak/doğal kaynaklar ve girişimcilik olarak ele alınır. Bu çerçevede:

1. Ücret: İnsanların emeklerini üretime sunmaları karşılığında elde ettikleri gelirdir.
Maaş, yevmiye, prim ve benzeri tüm iş gücü ödemeleri ücret kapsamında değerlendirilir.

2. Faiz: Sermayenin kullanılması karşılığında sermaye sahibine ödenen gelirdir. Örneğin bir kişinin bankaya yatırdığı paradan elde ettiği faiz.

3. Rant: Özellikle toprak ve doğal kaynakların kullanımından elde edilen gelirdir. Örneğin bir arsa sahibinin arsasını kiraya vermesi karşılığında aldığı kira, iktisat açısından rantın tipik bir örneğidir.

4. Kâr: Girişimcinin üretim faaliyetini organize etmesi, risk üstlenmesi ve sermaye/emek gibi faktörleri bir araya getirmesi karşılığında elde ettiği gelir olarak tanımlanır.

Bir çok toplumda çalışan kişilerin ücret alması, ticaret ile uğraşanların kar elde etmesi ve gayrimenkulü olanların kira toplaması pek tartışılmaz ama daha ziyade dini ve kültürel nedenlerle parası ya da sermayesi olanların faiz elde etmesi çok tartışılır ve faize karşı bir popülist söylem çok kolay kabullenilir.

Bu tip söylemler çoğunlukla faizin emeksiz elde edilen bir gelir olduğu gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışılır. Oysa kira geliri de bir emek harcanmadan elde edilir ama bu kişiler her nedense aynı gerekçeyi kullanarak kira geliri elde etmeye karşı çıkmazlar.

Faiz en temelde sahip olunan parayı kullanmaktan vazgeçip başkasına kullandırma sureti ile elde edilen gelir yani bir manada paranın kirasıdır.

Neyse sonuçta faiz bir faktör geliridir ve bu geliri ortadan kaldırmaya heveslenen politikalar ekonominin düzgün çalışmasına engel olur, hatta aşırı durumlarda ekonomiyi çökertir.

Bakın size bir örnek vererek durumu anlatmaya çalışayım:

Bir kişi başka bir kişiden bir yıllık vade ve sıfır faiz ile 10 milyon lira borç alsın. Aldığı borç ile gidip bir ev alıp ayda 50 bin lira karşılığı kiraya versin. Bu kişi bir yıl boyunca 600 bin lira kira geliri elde eder. Bir yıllık dönem sonunda da evi 15 milyona satıp borç aldığı kişiye 10 milyonunu iade etsin. Bu finans operasyonu sonucunda kişi hiçbir risk üstlenmeden basit bir alım satım işi yaparak tabiri caizse “elin taşı ile elin kuşunu vurup” kira geliri elde etmiş ve cebine 5 milyon 600 bin lira koymuş olur değil mi?

Bu noktada sıfır faizle bir yıllığına on milyon veren kişi hem kolayca elde edebileceği 600 bin liralık kira gelirinden yoksun kalmış ve hem de dönem başında 10 milyon lirası ile böyle bir kira getirisi getirebileceği bir evi alma olanağını da kaybetmiş olacaktır çünkü evin fiyatı artık 15 milyona çıkmıştır. Para sahibi olan kişi üst üste böyle bir iki operasyona girişirse kısa zamanda kapitali kediye yükleyip varlığını kaybetmiş olmaz mı?

Peki, tam bu noktada size soruyorum böyle bir ilişki adil bir ekonomik ilişki olur mu?

Böyle bir kazancın haksız kazanç olarak değerlendirilmesi gerekmez mi?

Eminim ki verdiğim bu örneği okuyan kişilerin çoğu yok canım böyle aptalca bir iş olmaz bu haksız kazançtır demiştir. İşte bu yüzden de böyle bir ekonomik ilişki kurulamaz.

Bu elbette çok basit bir örnekti. Üretim ilişkileri çoğu zaman çok daha karmaşıktır, bir çok üretim faktörü aynı anda kullanılır ve bir ekonomik ilişkide çoğu zaman ciddi bir risk payı da vardır.

Gene aynı örnekten devam edeyim...

Türkiye’de pek olmaz ama Amerika, Çin ve Japonya gibi bir çok ülkede emlak fiyatlarında çok ciddi çöküşler yaşanmıştır.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir kişi başka bir kişiden bir yıllık vade ve sıfır faiz ile 10 milyon lira borç alsın. Aldığı borç ile de kiraya vermek amacı ile gidip bir ev almış olsun evi kiraya da versin ama kiracı borç takıp kira parasını ödemesin üstüne apartman aidatı elektrik su bir sürü borç takıp evdeki kombi ve sair sabit eşyaya da bir sürü zarar versin. Dönem sonunda da evi satmaya kalktığı zaman emlak fiyatları çökmüş 10 milyona aldığı evin fiyatı 8 milyona düşmüş olsun.

Bu noktada zarar ve risk kime kalır?

Elbette para sahibine kalır...

Yani aslında bu kadar basit ve sağlam bir iş bile aslında sıfır riskli bir iş değildir.

Peki, böyle bir durumda kim riski üstlenir de herhangi bir menfaati olmadan birisine borç verir?

Elbette kimse kimseye borç vermez ve sonuçta gerekli finansmanı bulmayan ekonomi dönemez ve sonuçta kendi içine çöker...

Faize karşı olan tüm toplumlarda ekonominin gelişmemesinin temel sebebi de işte budur.