Şampiyonlar Ligi’nde uzun bir aradan sonra iki takımla birden sahnedeyiz.
Ve daha ilk haftadan, iki temsilcimizin bize verdiği mesajlar birbirinden oldukça farklı oldu.
Galatasaray, Lizbon’da Sporting karşısında maça adeta 1-0 önde başladı. Henüz 5. dakikada rakibin kendi kalesine attığı golle öne geçen sarı kırmızılı takım, ilk bölümde de oyunun kontrolünü elinde tuttu. Ancak, futbol, özellikle de Şampiyonlar Ligi, rakibe fırsat verdiğiniz zaman affetmiyor.
Galatasaray, ilk 10 dakikadaki görüntüsünü maçın geneline yayamadı. Sporting oyunun kontrolünü ele geçirdi ve 27. dakikada beraberliği buldu. İkinci yarıda ise Portekiz temsilcisi üstünlüğünü skora da yansıttı ve mücadeleden 3-1 galip ayrıldı.
Galatasaray adına asıl düşündürücü olan yalnızca üç gol yiyerek kaybetmek değil. Öne geçtikten sonra oyunu kontrol edememek, rakibin baskısına cevap verememek ve özellikle maçın ilerleyen bölümlerinde rakip karşısında yeterince direnç gösterememek…
Bunlar, Devler Ligi’nin devamı adına çok fazla umut veren görüntüler değildi.
Elbette daha ilk maçtan, “Bu takım Avrupa’da bir şey yapamaz” demek de doğru değil. Ama bazı gerçekleri görmek için haftalarca beklemeye de gerek yok. Galatasaray’ın daha dirençli, daha dengeli ve özellikle deplasmanlarda oyunun kontrolünü daha uzun süre elinde tutabilen bir takım görüntüsüne ihtiyacı var.
Fenerbahçe cephesine geldiğimizde ise tablo biraz daha farklı.
18 yıllık Şampiyonlar Ligi hasretinin ardından Kadıköy’de Avrupa’nın formda ekiplerinden Roma’yı ağırlayan sarı-lacivertliler, geriye düşmesine rağmen oyundan kopmadı. Cristante’nin golüne Archie Brown ile cevap verdi. Son bölümde Nathan Ake’nin kafa vuruşunun direkten dönmesi ise Fenerbahçe’nin üç puana ne kadar yaklaştığının en güzel göstergesiydi.
Üstelik Roma karşısındaki mücadele, Fenerbahçe’nin bu seviyede ezilmeden oynayabileceğini göstermesi açısından da önemliydi.
Ancak gecenin sonuna geldiğimizde sahadaki 1-1’den çok, kulübede yaşananlar konuşuldu.
İsmail Kartal’ın maçın ardından istifa ettiğini açıklaması herkesi şaşırttı. Kartal, kulübün önünü açmak istediğini söylerken, Başkan Aziz Yıldırım bu istifayı kabul etmedi. Yıldırım, Kartal’ın görevine devam edeceğini belirtirken, maç sırasında teknik adama tribünden atılan şişe ve son dönemde oluşan baskının bu kararın arkasındaki temel nedenlerden biri olduğunu vurguladı.
Bana göre burada asıl üzerinde durulması gereken nokta şudur: Bir teknik direktöre şişe atmak, tepki göstermek ya da baskı oluşturmak hiçbir şekilde kabul edilemez. Eleştiri elbette olacaktır. Fakat eleştiri ile saygısızlık arasındaki çizgiyi korumak zorundayız.
Şimdi hem Galatasaray’ın hem Fenerbahçe’nin önünde uzun ve zorlu bir Avrupa maratonu var.
Dileğimiz belli; İki temsilcimiz de bu zorlu arenada yollarına devam etsin, ülke puanımıza katkı yapsın ve bize Avrupa gecelerinde sevinçler yaşatsın.
Kalın sağlıcakla…