Yeni sezonun ilk düdüğüyle birlikte Süper Lig’de futbol konuşmaya başladık. Aslında konuşmamız gereken de futbol. Ancak daha ilk haftadan sahadaki mücadeleden çok, saha dışındaki kararları ve hakemleri tartışıyorsak burada bir sorun var demektir.

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi serüveni bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Sarı Lacivertliler, iki eleme turunu da yenilgi almadan geçerek play-off’a kaldı ve Olympique Lyon’un rakibi oldu. Avrupa’da ülke futbolunun puanına katkı yapmak için mücadele eden bir takımın, maç trafiği konusunda biraz olsun korunmasını beklemek herhalde ağır bir talep değildi. Geçtiğimiz yıllarda diğer takımlar için sayısız kez olan bir şey bu. Ama olmadı işte.

Fenerbahçe cumartesi gecesi Ankara’da Gençlerbirliği ile oynadı. Salı günü (bugün) de Lyon karşısına çıkıyor. İki maç arasında yalnızca iki gün vardı. Kulüp doğal olarak TFF’ye başvurarak karşılaşmanın ertelenmesini istedi. Cevap beklenenden de hızlı geldi: “Ret!”

Üstelik mesele sadece erteleme kararının çıkmaması da değil. Eğer maç ertelenemiyorsa, programın başka bir şekilde düzenlenmesi neden düşünülmedi? Haftanın açılış maçına Galatasaray-Çorumspor karşılaşması konulmuştu. İki maçın günleri değiştirilemez miydi?

Beşiktaş örneği de ortada. Siyah Beyazlılar da Avrupa’da play-off oynayacak. Süper Lig’deki ilk maçını pazar günü oynadı, Kauno Zalgiris karşısındaki Avrupa sınavına ise perşembe çıkacak. Arada üç gün var.

İşte mesele tam da burada başlıyor. Aynı ülkenin iki kulübü Avrupa mücadelesi veriyor, Beşiktaş üç gün gibi kabul edilebilir bir süre sonra zorlu karşılaşmaya çıkacak. Bilindiği üzere, geçtiğimiz sezonlarda Galatasaray için bu konuda imkânlar seferber edilmiş ve en küçük bir olumsuzluk yaşanmamıştı. Bunun bir açıklaması olmalı diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

Bu arada, Fenerbahçe’nin Ankara’da kaybetmesi bu tartışmanın ana konusu değil kesinlikle. Futbolda kaybetmekte var. Öne geçtiğiniz maçı da kaybedebilirsiniz kuşkusuz. Ancak daha ilk haftadan başka bir alışkanlığımızın da sahneye çıkması insanın canını sıkıyor.

Dakika bir, gol bir! Hakem kararları yine tartışmanın merkezinde. Mert Müldür’e yapılan müdahalenin penaltı olmadığına karar vermek zaten tartışılırken, Talisca’nın şutunda Goutas’ın elle oynadığı pozisyon da cabası. Hakem görmemiş olabilir. Peki VAR ne yaptı?

VAR odasında görev yapan Andrew Donaldson Dallas’ın bu pozisyonlardaki değerlendirmesini de ayrıca sorgulamak gerekir.

Daha sezonun ilk haftasındayız. Henüz yolun başındayız. Ama geçmiş sezonlardan hafızalarımızda kalan tartışmaların daha ilk virajda yeniden karşımıza çıkması hiç de iyi bir işaret değil.

Futbolu, maçları, golleri, taktik ve mücadeleyi konuşmak istiyoruz. Bunları konuşmak varken, neden ve de neredeyse hakemle yatıp hakemle kalkıyoruz. Hem de daha ilk haftadan…

Kalın sağlıcakla…