Bir sanatçı için üretmek, kendi sanat dilini geliştirmek ve ortaya koyduğu eserleri nitelikli sergiler aracılığıyla sanatseverlerle buluşturmak, sanat yolculuğunun birbirini tamamlayan parçalarıdır. Ben de sanat hayatım boyunca; seçkisi, sanatçı kadrosu ve sergileme anlayışıyla öne çıkan pek çok nitelikli sergide yer aldım. Her sergi, yalnızca eserlerin izleyiciyle buluştuğu bir alan değil; farklı bakışların, üretimlerin ve sanat anlayışlarının bir araya geldiği özel bir buluşma noktasıdır.

Sanatın merkezinde ise her zaman üretim vardır. Galeriler, küratörler ve sergi mekânları bu üretimin görünürlük kazanmasına ve daha geniş kitlelerle buluşmasına önemli katkı sağlar. Ancak bütün bu yapının temelinde, sanatçının emeği ve ortaya koyduğu eser bulunur. Sanatın gelişmesi de bu karşılıklı değerin doğru kurulmasıyla mümkün olur.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Bayrampaşa Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde, Signature Art Gallery tarafından düzenlenen “Birbirden” isimli uluslararası karma sergi, benim için de böyle güzel bir buluşmaya dönüştü.

Nadine Kaffel’in küratörlüğünde, İbrahim Beşkol’un koordinatörlüğünde gerçekleştirilen sergide, farklı disiplinlerden ve farklı ülkelerden sanatçıların eserleri aynı çatı altında sanatseverlerle buluştu. Resimden heykele, seramikten farklı sanat anlayışlarına uzanan seçkin bir seçki içerisinde benim de iki eserimle yer almam benim için kıymetliydi.

Bir serginin niteliğini yalnızca bulunduğu mekân değil; sanatçıların üretimleri, eserlerin seçimi, sergileme biçimi ve bütün bu unsurların bir araya gelişindeki özen belirler. “Birbirden” sergisinde de farklı sanat disiplinlerinin birbirini tamamlayan bir anlayışla sunulduğunu görmek güzeldi.

Sergide farklı disiplinlerden sanatçılarla bir araya gelmek, eserleri incelemek, sanat üzerine sohbet etmek ve sanatseverlerle aynı ortamı paylaşmak benim için değerliydi. Resim, heykel ve seramik gibi farklı alanların aynı sergide buluşması, sanatın zenginliğini ve üretimin farklı biçimlerde nasıl karşılık bulabildiğini bir kez daha gösteriyordu.

Özel bir davetle katıldığım bu sergide iki eserimin yer almasının yanı sıra, farklı ülkelerden sanatçıların üretimlerini aynı seçki içerisinde görmek benim için ayrıca anlamlıydı. Çünkü bir sanatçı için eserinin sergilendiği her alan, üretiminin izleyiciyle kurduğu yeni bir bağdır. Nitelikli sergilerde yer almak da bu nedenle sanat yolculuğumda her zaman önem verdiğim bir konu oldu.

Sanatın güzel tarafı biraz da burada…

Bir eser duvarda yerini alırken, farklı sanatçılar, farklı disiplinler ve farklı bakış açıları aynı çatı altında buluşuyor. Her eser kendi dilini kurarken, yan yana geldiğinde ortaya daha büyük bir sanat anlatısı çıkıyor.

Benim için sanat; yalnızca eser üretmek değil, üretimin değer gördüğü, sanatçının emeğinin öne çıktığı ve farklı sanat anlayışlarının nitelikli bir sunumla izleyiciye ulaştığı alanlarda varlık göstermek demek. Çünkü galeriler ve sanat kurumları sanatçıların üretimlerini görünür kılarken, o alanların varlık kazanmasını sağlayan asıl temel de sanatçının ürettiği eserdir. Bu denge, sanat dünyasının sağlıklı ve güçlü biçimde gelişmesi açısından büyük önem taşıyor.

Signature Art Gallery’ye, küratör Nadine Kaffel’e, koordinatör İbrahim Beşkol’a ve emeği geçen herkese; sanatçıların üretimlerini sanatseverlerle buluşturan bu güzel organizasyon için teşekkür ediyorum.

Ben de Sıcacık Sanat köşemden, bu sergide üretimleriyle yer alan tüm sanatçıları ve sanatın farklı disiplinlerini aynı çatı altında buluşturan bu organizasyona katkı sağlayan herkesi sevgiyle selamlıyorum.

Çünkü sanat, farklı ellerden ve farklı bakışlardan doğsa da aynı duyguda buluşabilmenin en güçlü yollarından biri.

Daha önce de ne demiştim;

Sanat kalpten kalbe kurulan en sıcak köprüdür.

Sıcacık Sanat köşemden hepinize sıcacık sevgilerimi gönderiyorum…

Sevgiyle, Sanatla…