“Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden ayırt edilemez.”
— Arthur C. Clarke
Sevgili Okur,
Birkaç yıl önce Çeçenistan lideri Ramzan Kadirov’un, Elon Musk tarafından kendisine hediye edildiğini iddia ettiği Tesla Cybertruck’ın daha sonra uzaktan devre dışı bırakıldığı konuşuldu. Kadirov bunu Musk’ın yaptığını öne sürdü. Musk ise aracı kendisinin hediye ettiği iddiasını açıkça reddetti; uzaktan kapatma iddiası da bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Ama benim ilgimi çeken başka bir şey.
Artık bir otomobil bile yalnızca direksiyon, dört tekerlek ve motordan ibaret değil. Yazılımı, verileri ve dış dünyayla kurduğu bağlantılarla birlikte hareket eden bir sistem.
Bu ihtimalin bile konuşulabiliyor olması, teknolojinin bugün nasıl bir güç unsuru hâline geldiğini açıkça gösteriyor.
Teknolojinin bu kadar güçlü hâle gelmesi toplum üzerinde de önemli etkiler yaratıyor. Özellikle Batı’da teknoloji çok hızlı ilerledi. Ben bazen birçok yeni teknolojinin kamuoyunun karşısına çıkmadan önce uzun süre kapalı kapılar ardında geliştirildiğini düşünüyorum.
Bir de teknolojinin hayatımıza giriş biçimi var.
Buna en güzel örnek cep telefonlarının gelişim süreci olabilir. Önce tuşlu telefonlar çıktı. Ardından yarı tuşlu, yarı dokunmatik ekranlı cihazlar üretildi ve sonunda tamamen dokunmatik ekranlarla tanıştık.
Toplum teknolojiye adım adım adapte oldu.
Beynimiz de öyle.
Artık tek bir tuşla sistemlerin yazılımlarını kilitlemenin, savaşların gidişatını bile etkileyebileceği bir çağdayız. Ateşli silahların yanında her türlü teknolojik cihaz da savaşın güç unsurlarından birine dönüşebilir.
Dünya çapında internet ağına bağlı ve dışarıdan erişime açık sistemlerde mesafe de eski anlamını kaybetti.
Örneğin Ankara’da oturduğumuz yerden, giriş izni verilmesi hâlinde başka bir şehirdeki bina otomasyon sistemine bağlanabilir, yazılım yükleyebilir, güncelleyebilir ve sistemi yönetebiliriz.
Teknolojinin sunduğu bu imkânlar bugünkü dünyayı anlamamız açısından çok önemli.
Belki de dünyadaki tüm finansal sistemler bir yapay zekâ tarafından yönetiliyordur, kim bilir?
Michael W. Covel’in Trend Takipçisi kitabında anlattığı sistematik işlem yaklaşımları, yazılımların finans dünyasında ne kadar etkin kullanılabildiğini gösteriyor. Belirli kurallara göre çalışan sistemler alım-satım kararlarında insandan bağımsız biçimde uygulanabiliyor.
Mikro düzeyde bunu yapabiliyorsak, makro düzeyde neler yapılabileceğini düşünmeden edemiyorum.
Şu anda okuduğum Max Tegmark’ın Yaşam 3.0 kitabı da insanı tam buradan yakalıyor.
Kitabın başında kurgusal Omega ekibi, Prometheus adını verdikleri son derece gelişmiş bir yapay zekâ geliştiriyor. Önce onunla para kazanmaya başlıyorlar. Ardından medya alanında büyüyor, ekonomik güç kazanıyor ve zamanla dünya üzerindeki siyasi ve toplumsal güç dengelerini etkileyebilecek bir yapıya dönüşüyorlar.
Kurgu elbette.
Ama insan kitabı okurken ister istemez soruyor:
Bugünün teknolojisiyle sihir arasındaki çizgi tam olarak nerede?
Arthur C. Clarke yıllar önce cevabını vermiş olabilir.
Önceden şapka sihirliydi.
Şimdi hem şapka hem de tavşan sihirli.
Sağlıcakla.