Sevgili Okur,
Geçen hafta Netflix’te bir belgesel paylaşmıştım. Bu haftanın neyi eksik? Bu hafta da keyifle seyrettiğim başka bir belgeseli paylaşmak istiyorum: Hanedan: Murdoch Ailesi.
Rupert Murdoch, Avustralyalı medya patronu; Fox News’in de içinde olduğu medya imparatorluğunu kurmuş ve bunu hanedanlığa kadar yükseltmiş. 95 yaşında olan Murdoch, yaşına rağmen şirket üzerindeki kontrolü tamamen çocuklarına bırakmıyor. Belgeselde de bunun etrafında süren taht kavgaları konu alınıyor.
Bir diğer bakış açısıyla, böyle bir hanedanlığı çocuklarına bırakmak zorunda mı diye de düşünülebilir.
Düşünenleri yanımıza alarak yazıya devam edelim.
İş hayatı denen bu büyük sirkte atılan her adım, gergin bir ipin üzerinde yürümeye benziyor. Murdoch ise bu ipte gözü kapalı yürüyor gibi; 2019’da 21st Century Fox’un büyük bölümünü yaklaşık 71 milyar dolara The Walt Disney Company’ye satıyor.
Büyük başarı.
Tabii bu finansal başarının görünmeyen yüzünde aile dramı, çocuklarıyla yaşanan mahkeme süreçleri ve aile içi yazışmaların mahkeme salonlarında yankılanması var.
“Ee canım, her başarı bir bedel istemez mi?” diye gergin ipin üzerinde yürümek isteyen de olabilir.
Ben işte böyle birini tanıyorum.
Tanıdığım kişinin babası, sektörde sözüne güven duyulan birisiydi. Güçlü bir yerel markanın bayiliğini yapıyorlardı. Yıllarca güven çatısı altında belli bir çizgide devam eden iş sürecini günün birinde oğluna bıraktı.
Oğlu özünde iyi niyetli biriydi.
Fakat iş dünyası, özündeki niyeti ölçen bir cihaz gibi çalışmıyor.
Aynen de öyle oldu.
Şirket oğluna geçmeden önce hem imalat hem bayilik yapan bu firma, yıllar içinde ivme kaybetti ve en sonunda iflas etti.
Bu minik hanedanlıktan Murdoch gibi bir finansal başarı hikâyesi neden çıkmadı?
Yoksa tanıdığım o kişi şirketini oğluna erken mi bırakmıştı?
Bana yine bu iki aile şunu düşündürdü: Bir insan kurduğu işi ne zaman bırakmalı, ne zaman bırakmamalı?
İş dünyasında bazı aileler, örneğin Koç ailesi, kuşaklar boyunca şirketlerini büyütmeyi ve yönetimi yeni nesillere aktarmayı başardı. Tabii Rahmi Koç da sahneden tamamen çekilip gitmedi.
Hatırlarım.
Babadan kalma işi iflas ettiren minik hanedan artık son demlerinde personel maaşlarını ödeyemiyordu. Bir gün alacaklarına karşılık aldığı Mercedes marka araçla ofisine geldi.
O gün maaş alamayan personelin büyük kısmı:
“Bizden bu kadar.” diyerek gemiyi terk etti.
İşte tam burada hanedanlıkla şirket arasındaki o ince çizgi belirginleşiyor.
Mesele yalnızca işi çocuğa bırakmak ya da bırakmamak değil galiba. Bazen kaptan köşkünü devretmek yetmiyor; geminin su alıp almadığını da görmek gerekiyor.
Murdoch 95 yaşında hâlâ kontrolü tamamen bırakmıyor, bizim minik hanedan ise ödenmeyen personel maaşlarına inat Mercedes’le ofise geldiği gün mürettebatı kaybediyor.
Demek ki bazı hanedanlıklar serveti nesilden nesile taşırken, bazıları yalnızca soyadını taşıyor.
Sağlıcakla.