Sevgili Okur,

Adana’dan yazıyorum bu satırları. İki gün önce geldim ve siz bu satırları okurken hâlâ yaşamıyla kendine özgü bu şehirde olacağım.
Son günlerde fon aşağı, fon yukarı; her yerde fon batağını görüyoruz. Konuya fön makinesi kadar uzak kişilerin bile yorumları var. Peki riskin belirgin olduğu bu işlemlere insanlar neden paralarını yatırıyorlar?

Benjamin Graham’ın Akıllı Yatırımcı kitabını herkese tavsiye ederim. 1949 yılında yayımlanan bu kitap, borsa üzerine yazılmış olsa da konuya bakış açısıyla gerçekten farklı bir ufuk açıyor. Benjamin Graham’ın öğrencisi Warren Buffett da yatırım konusunda yazılmış en iyi kitap diyerek bu kitabı referans gösteriyor.

Bu usta ve çırağın en büyük özelliklerinden biri, olabildiğince riski kontrol altında tutmak ve bileşik getiriden yararlanmak. Bileşik getiri kısaca, getirinin ana paraya eklenmesi. Uzun senelere yayılan bir işlem matematiği aslında. Kitabı okudum ancak borsa konusunda anlatacak kadar fazla bilgim yok.

Bakış açım insana geliyor aslında.

İnsan, riskin olduğu yerde para olduğunu biliyor zaten.

Küçük çaplı bir araştırma yaptım ve 2025’te dolandırıcılık soruşturmasına konu olan beş büyük olayda açıklanan rakamların toplamı yaklaşık 44,83 milyar TL’ye ulaşıyor. Ancak bu rakamların bir kısmı işlem hacmi, bir kısmı mağdur zararı veya para transferi.

Bu işlemler: SİBERAĞ-15 saadet zinciri, 30,48 milyar TL işlem hacmi; Forex ve sahte POS ağı, 7 milyar TL’lik yurt dışı para transferi; Tekirdağ yatırım şebekesi, 5 milyar TL işlem hacmi; 450 bin GSM hattının kullanıldığı ağ, 1,2 milyar TL mağdur zararı; Kuşadası kart dolandırıcılığı, 1,15 milyar TL işlem hacmi.

Geldik 2026 yılına. Fonlarda konuşulan para hareketleri ve büyüklükler de milyarlarca liraya ulaşıyor.

Bu işlemlere giren herkesin ortak noktası, en akıllı yatırımcının kendileri olduğunu sanmaları olabilir mi?

İşte burada insanın anatomisindeki birçok faktör devreye giriyor ve insan bu işlerin mağduru oluyor aslında. “Resmî güvence vardı.” diyerek seslerini olabildiğince yükseltmeye çalışıyorlar.

“Hırsızda hiç mi suç yok?” diyerek fon yönetenleri tefe koymak isteyenlerin serzenişleri de elbette kulaklarımda.

Ekonomik krizlerde biz Homo sapienslerin zihinleri, akılları daha başka türlü çalışıyor.

Bizim sektörde üç ortaklı bir şirket var. Ortaklardan ikisi kendi hâlinde, biri de onların hâline göre daha bir kendi hâlinde; kendince uyanık.
Yakın zamanda bu şirketin çekleri karşılıksız çıktı ve piyasaya ciddi şekilde borç bıraktılar. Sonradan anlaşıldı; ortaklar önce birbirlerini dolandırmış, tatlı gelmiş, sonra piyasayı dolandırmışlar.

Her çeki yazılan firma böyle değil elbette ama bu yaşanan olayda yine insanın eşsiz benmerkezci güdüsü var.

Bu yaşananlar ne ilk ne de son olacak.

Çünkü insanın kandırılması bazen karşısındakinin ne kadar zeki olduğuyla değil, kendisini ne kadar zeki sandığıyla başlıyor.

Sağlıcakla.