Türkiye sessiz sedasız ABD'nin İran'a uyguladığı ekonomik ambargoya destek vererek İran'ın Türkiye'de faaliyet gösteren Devlet Bankası Bank Mellat'ın faaliyetini durdurdu, bankayı TMSF eliyle tasfiye ediyor. Ardından Türkiye'den İran'a yapılan Ajet, THY ve Pegasus uçuşları da durduruldu.
Bir çok yazım ve paylaşımımda İran’da hüküm süren teokratik diktatörlük rejimi devrilmeden ve molla cuntası mahkeme önünde yaptıklarının hesabını vermeden bölgemize barış, huzur ve refahın gelmeyeceğini söyledim.
Sakın kimse çıkıp da İran’ı savunmaya falan kalkmasın! İran’da hüküm süren teokratik diktatörlüğün zalimliğini herkes biliyor ama daha yakın zamanda molla cuntasının sadece demokratik hak ve özgürlüklerini talep eden 70 bin civarında vatandaşını acımadan öldürdüğünü onlara hatırlatırım.
Net olarak bir kez daha belirteyim ki bugün de bu sözümün arkasındayım!
İran’da hüküm süren teokratik diktatörlük devrilmeli, mollaların emperyal hayalleri boşa çıkarılmalı ve vekil güçleri yok edilmelidir.
Sonrasında ise kadim zamanlara uzanan derin bir uygarlıktan gelen İran halkı demokratik hak ve özgürlüklerine kavuşturulmalıdır.
Demokrasi ile yönetilen, çağdaş uygarlık değerlerine saygılı bir İran sadece kendi halkı için değil hem Türkiye ve hem de bölgemiz için son derecede faydalı olacaktır.
Sonuçta ne yapacağı belirsiz, acımasız, çılgın mollaların yönettiği ve nükleer güce sahip bir teokratik diktatörlük ile komşu olmak son derecede tehlikeli bir durumdur.
Bu noktada hem ABD ve hem de ABD’nin istediklerini yapan iktidar doğru noktada durmakta ve doğru kararlar almaktadır, bende aldıkları bu kararları destekliyorum.
Bu kararları destekliyorum amma ve lakin İran’da rejimin ekonomik yaptırımlar ile devrilebileceği konusunda ne yazık ki pek umutlu değilim.
Tepeden tırnağa silahlı binlerce katil besleyen ve insanları sinek gibi öldürmekten hiç çekinmeyen böyle zalim bir rejimin ekonomik yaptırımlar ve bu yaptırımlara tepki duyarak sokağa çıkacak halkın eylemleri ile devrilebileceğine inanmak için tarih bilmemek gerekiyor.
Tarih bize açıkça şunu gösteriyor: Diktatörler sadece ve sadece silahlı güç ile devrilebilir!
Bir diktatörü devirecek silahlı güç ülke içinden çıkarsa genellikle bir diktatör gider yerine bir başka diktatör başa gelir. Bu noktada gelenin gideni aratma olasılığı bile vardır.
Bir diktatörü devirecek silahlı gücün ülke dışından gelmesi halinde ise iki olasılık vardır:
1- Demokratik bir gücün müdahalesi
2- Bir başka diktatörlüğün müdahalesi
Demokratik bir gücün müdahalesi sonucunda bir diktatörlük devrilebilir ve yerinde bir demokrasi kurulabilir, bunun en önemli örneği İkinci Dünya savaşı sonrasında Amerika tarafından diktatörleri devrilen Batı Almanya, İtalya ve Japonya’dır.
Bir başka diktatörlüğün müdahalesi ile bir diktatör devrilirse çoğunlukla diktatörü deviren gücün vesayetinde yeni bir diktatörlük kurulur bunun önemli örneği de Doğu Almanya’dır.
İran özelinde hatırlatmak isterim ki bu gün İran’da hüküm süren teokratik diktatörlük SSCB diktatörlüğünün vesayetinde kurulmuştur, bu günde Rusya’nın vesayetinde ve Rusya’nın taşeronu olarak hareket etmektedir.
Bu gerçeklikten hareketle bölgemizi ve hatta dünyayı domine eden Rus diktatörlüğüne de bir atıfta bulunmamız gerekmektedir.
Neticede bugün tek sorun sadece İran değildir, İran’ın arkasındaki asıl güç; emperyalist hayaller kuran Hitler Özentisi faşist diktatör Putin’in iktidarda olduğu Rus diktatörlüğüdür.
Yani İran’da hüküm süren teokratik diktatörlük düştüğü zaman dünya bugünden daha iyi bir yere dönüşecek olsa bile her şey güllük gülistanlık olacak değildir.
Rusyanın ise kendi iç dinamikleri ile demokratikleşmesi çok ama çok zor bir iştir ama daha da kötüsü demokratik bir gücün Rusya’ya müdahale ederek diktatörlüğü devirmesi yerine bir demokrasi kurması da neredeyse mümkün değildir.