Katılımevim ve Birevim gibi şirketlerde yaşanan son olaylar kamuoyunda bu sistemin ve bu sistemin risklerinin ciddi boyutta tartışılmasına yol açtı, herkes bu sistemin banka kredilerine göre karlı olup olmadığını sorgulamaya başladı bende bu konuya bir miktarda olsa açıklık getireyim dedim...

Katılımevim, Birevim, Eminevim gibi şirketlerin kullandığı modelin hukuki adı tasarruf finansman sistemidir. Bankadan kredi çekmekten temel farkı, şirketin size baştan bir kredi vermesi yerine müşterilerin oluşturduğu tasarruf havuzundan belirli şartlar gerçekleştiğinde finansman tahsis etmesidir.

Öncelikle herkes şunu bilmelidir: BDDK bu şirketleri düzenliyor, denetliyor ve yetkili şirketlerin listesini yayımlıyor.

Bununla birlikte herkes şunu da bilmelidir ki: Müşterilerin tasarruf finansman şirketleri nezdindeki tasarrufları, herhangi bir kamusal sigorta mekanizması kapsamında değildir.

Finansman elde etme hakkının bir tasarruf dönemine bağlı olması bu faaliyeti diğer finansman ürünlerinden ayıran en temel özelliktir. Bu şekilde sistemdeki müşterilerin bir kısmı tasarruf sağlarken diğer bir kısmı finansman elde etmektedir. Dolayısıyla bu uygulamada temel olarak müşteriler birbirlerini finanse etmektedir. Şirket ise bu işlemlerin organizasyonunu ve tasarruf havuzunda biriken fonun yönetimini gerçekleştirmektedir.

Risk açısından en önemli husus elbette ki toplanan fonların yönetimindedir.

Tasarruf fon havuzu Kanunda;Tasarruf fon havuzu varlıkları, şirketlerin tasarruf finansman sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesi dışında başka bir amaçla kullanılamaz, hapis hakkına, alacağın devir ve temlikine ve takasa konu edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, müşterilerin tasarruf finansman sözleşmelerinden kaynaklanan alacakları müstesna, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz konulamaz veya iflas masasına dâhil edilemez.” Hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, tasarruf fon havuzunda toplanan tutarlar, şirket tarafından aşağıda belirtilen faizsiz yatırım araçlarında değerlendirilmek zorundadır;

·Hazine ve Maliye Bakanlığının ihraç etmiş olduğu yurt içi kira sertifikalarının alımında

·Türkiye’de faaliyet gösteren katılım bankalarında açılacak vadeli ve vadesiz katılma hesaplarında

·Türkiye’de faaliyet gösteren varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen yurt içi kira sertifikalarının alımında

·Kurulca uygun görülecek diğer faizsiz yatırım araçlarında

Şirketler bu kurallara harfiyen uyduğu müddetçe toplanan fonun buharlaşması, paranın yok olması ya da azalması gibi bir risk oluşmayacaktır. Elbette burada önemli olan bu şirketleri yöneten kişilerin bu kurallara harfiyen uyması, iyi niyetli olması ve kuralların etrafından dolanmaya çalışmamasıdır.

Tasarruf finansman sistemine giren bir yatırımcı için asıl risk unsuru fonu ne zaman kullanacağının belirsiz olmasıdır.

Bu belirsizlik hem finansmanın maliyetini ve hem de yatırımcının asıl amacı olan bir konut ya da araç satın alma gücünü etkilemektedir.

Basitçe şöyle anlatayım:

Aslında bu yöntemi kullanmak için bir şirkete de ihtiyacınız yoktur!

Benzer bir tasarruf yöntemini kendi aralarında altın ve döviz günleri düzenleyenler de uygulamaktadır.

Diyelim ki 60 arkadaş bir araya geldiniz bir ev satın almaya yetecek 5’er milyon lirayı 60 ay boyunca ayda 83’er bin lira yatırarak bir fonda toplamayı ve kura usulü ile yapılacak bir sıralama sonucunda her ay bir kişiye dağıtmayı kararlaştırdınız.

Kurada ilk sırada çıkan kişi fondan aldığı finansman ile gidip rahat rahat 5 milyona bir konut alabilir. Özellikle yüksek enflasyon yaşanan ekonomilerde her ay kura çekmeye ve para dağıtmaya devam edildiğinde durum hızla değişir ve 60. ayda kuradan çıkan son yatırımcı ise bırak bir konut almayı konutun kapısını bile almaktan aciz kalabilir.

Dolayısı ile bu sistemde kar ya da zararı belirleyen asıl unsur faiz değil finansmana ne zaman ulaşabildiğiniz olacaktır.

Tamam nominal olarak yatırdığınız parayı dönem sonunda geri alabilirsiniz amma ve lakin sonuçta bir konut almak için yola çıkıp el elde baş başta kalma olasılığınız da bulunmaktadır.

Yukarıda da belirtmiştim insanlarımız altın ve döviz günleri düzenleyerek aslında bu modeli kendi aralarında zaten uygulamaktadır.

Peki, fark nerede?

Fark şurada; kimse TL günü düzenlemiyor, altın ve döviz gibi enflasyondan çok daha az etkilenen varlıklar ile gün düzenliyor ve toplanan para da bir fonda biriktirilmiyor doğrudan sırası gelen kişiye veriliyor.

Bu yöntemde müşteriler tarafından pek dikkate alınmayan ama karlılığı çok ciddi manada etkileyen bir diğer maliyet unsuru ise kira maliyetidir.

Eğer kirada oturuyorsanız bankadan kredi kullandığınız zaman konutu hemen alıp kira maliyetinden anında kurtulursunuz ama tasarruf finansman sisteminde kiradan kurtulmanız ancak finansmana ulaştığınız andan sonra mümkündür.

Örneğin ayda 30 bin lira kira ödüyorsanız ve finansmana 60. ayda ulaşabilirseniz faiz ödemezsiniz ama dünya kadar kira ödersiniz!

Bu durumda yıllık % 30 kira zammı olduğu varsayımı ile bu 60 ay boyunca toplamda 3 milyon 250 bin lira da kira maliyetine katlanırsınız...

Sonuçta ancak 60 ay sonra finansmana kavuşabilen kişi hem bir konut alabilecek satın alma gücüne kavuşamaz ve hem de dünya kadar kira masrafına katlanır.

Birde elbette düşük olsa da fon havuzunda tutulan varlıkların değer kaybetme riski bulunmaktadır, bu risk düşüktür ama sıfır da değildir.

En nihayetinde kar zarar ilişkisi açısından tasarruf finansman sistemi ile banka kredisi arasındaki farkı finansman ulaşabileceğiniz süre, bu sürede konut ya da araç fiyatlarının ne kadar değişeceği ve bu dönemde ödeyeceğiniz kiranın miktarı belirlemektedir. Böyle bir yatırım ilişkisine girecek kişiler kağıdı kalemi önüne alıp satır satır bu maliyet hesabını yapmadan tercihte bulunmasın derim.