Yeni Parti Genel Başkanı ve otokrasiye karşı direnen, demokrasiyi savunan muhalefetin lideri Özgür Özel, Öcalan’ın “Demokrasinin yolu Silivri’den değil İmralı’dan geçer” sözlerini “ben demokrasinin yolunu cezaevlerinden, şehirlerden değil; TBMM’den geçiririm.” Diye yanıtladı.

Bu yanıt hem siyasi, hem hukuki ve hem de günümüzdeki fiili durum açısından son derecede doğrudur!

Sadece Türkiye’de de değil tüm dünyada da demokrasinin yolu meclislerden geçer!

Demokrasinin ana ilkelerine uygun bir meclis oluşturamayan herhangi bir ülkede demokrasinin gelişmesi asla mümkün değildir!

Sonuç olarak şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki demokratik olarak oluşmuş ve güçlü bir meclisin bulunması demokrasinin ana şartıdır.

Demokrasinin yolunu saptırıp oradan buradan, hele hele de eli kanlı bir teröristin cezasını çekmekte olduğu bir adadan geçirme geyiği yapmak sadece demokrasiye değil hukuka ve akla da aykırıdır!

Şunu herkes fark etmelidir ki terörist başı Öcalan bu söylemi ile kendini ayrıcalıklı kılma ve bir statü sahibi olma peşinde koşmaktadır.

Tamam, Öcalan’ın bu sözüne itibar edenler de olabilir ama eğer PKK sempatizanı ve terör örgütü destekçisi değillerse bu lafın üzerinde düşünmelerini tavsiye ederim.

Öcalan demokrasiye düşman eli kanlı bir teröristtir ve bu ülkede bu eli kanlı teröristin demokrasi üzerine söyleyebileceği hiçbir şey bulunmamaktadır.

Birileri seçilebilmek için umudunu bebek katili ve onun destekçilerine bağlamış olabilirler ama bu nafile bir gayrettir, oy açısından baktığımızda ise getireceğinden çok daha fazlasını götüreceği de kesindir...

Şunu anlıyorum ülkemizde derin bir demokrasi sorunu bulunmaktadır ama bu demokrasi sorununu halletmek için bir teröristten akıl ve destek almaya, hele hele bebek katili namlı bir teröriste umut bağlamaya hiç mi hiç ihtiyaç yoktur!

Tam tersine terör sorunun çözümü de bir teröriste ve bir terör örgütünün ipine sarılmaktan değil demokrasiyi geliştirmekten geçmektedir!

Demokrasisini geliştiren her ülke terör sorununu halledebilmiş, terör örgütleri ve teröristler ile uzlaşı arayarak terör sorununu çözebileceğini iddia eden her gafil yönetim ise başarısız olmuştur.

Diğer yandan şunu herkes bilmelidir ki terör örgütleri ve teröristler öyle mantar gibi yerden bitmez!

Her teröristin ve her terör örgütünün arkasında bir devlet vardır!

Bu devletler çok büyük bir çoğunlukla ordusunu kullanarak savaşıp siyasi emellerine ulaşmayı başaramayacağını anlayan emperyalist hayallere ve yayılmacı ideolojilere sahip devletlerdir.

Bölgemizde İran ve Rusya gibi terörist ve terör örgütü besleme yöntemini emperyalist emellerine ulaşabilmek için meşru bir siyasi yöntem olarak gören devletlerin olduğunu asla unutmamalıyız.

Bu somut gerçeği de dikkate alırsak teröristlerin arkasındaki devlet ile uzlaşı sağlamadan ya da o devletin kolunu büküp ikna etmeden bunların besleyip sahaya sürdüğü teröristler ve terör örgütleri ile uzlaşı aramanın nafile bir gayret olacağını herkesin bilmesi gerekmektedir.

Demokrasisi güçlü olmayan bir devletin topraklarına ve egemenliğine yönelik emperyal hayaller kuran devletlerin bileğini bükebilecek bir gücü olması asla beklenemez.

Sonuç olarak Özgür Özel’in demokrasinin yolu meclisten geçer söylemi sonuna kadar doğrudur ve bende bu söylemi destekliyor, meclisimizi güçlü ve etkin kılmanın yollarını bulmalıyız diyorum.

Diğer yandan otokrasi heveslisi bazı çevreler demokrasiyi bölünmeye yönelik bir tehdit olarak göstermeye çalışıyor ama buna sakın inanmayın derim!

Herkes şunu bilmelidir ki bu güne kadar bölünen hiçbir demokrasi olmamıştır, oysa SSCB başta olarak en güçlü diktatörlüklerin bile bölünüp, dağılıp gittiği bilinen açık bir gerçektir.