Malum MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin önayak olması ile başlayan çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak çerçeve yasa teklifi Meclis Başkanlığı’na sunuldu.
12 maddeden oluşan ve şık bir isimle paketlenen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” olarak adlandırılan çerçeve yasa teklifini inceledim.
Dikkatimi çeken en önemli husus şu oldu: Hem Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi ve hem de Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi maddelerinde Kamuoyunda büyük bir infial yaratmasından korkulduğu için asker, polis ve sivil vatandaşların katili PKK’lı teröristlere af getiren hüküm son derecede sinsi bir kelime oyunu ile gözlerden kaçırılmaya çalışılmış.
KELİME OYUNU YASA METNİNE ŞÖYLE GİZLENMİŞ: Metinde “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere.” ile “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere” deniyor...
Buradaki püf noktası şöyle: PKK ile asker ve polis arasında meydana gelmiş çatışmalarda yer alan bir teröristin asker ve polisimizi kasten öldürdüğünü kanıtlamak fiilen ve fiziken mümkün değildir!
Hatta ortada bir itiraf yoksa hangi teröristin hangi çatışmaya girdiğini net bir şekilde bilmek ve ispatlamak bile mümkün değildir.
Sonuçta PKK’lı teröristlerden kimin hangi silahı kullandığının, hangi asker ve polisimizin hangi silah ile öldüğünün, dolayısı ile failin kesin olarak tespit edilebilmesi ve bu tespit üzerine bir kişiye kasten adam öldürme suçlaması yöneltilmesi neredeyse imkansızdır!
Bir çatışma sırasında kimin kimin ateşi ya da bombası ile öldüğü belirlenemezken kasten öldürme suçunun failini kim nasıl tespit edecek?
PKK’lı bir terörist çatışmaya girdim ama kimseyi öldürmedim derse aksi nasıl kanıtlanacak?
Dahası evet çatışmaya girdim ateş de ettim ama kendimi korumak için hedef gözetmeden ateş ettim, kimseyi öldürmek gibi bir kastım yoktu derse bu suçu kasten öldürme suçu olarak kim nasıl değerlendirebilecek?
Aslında sinsilik tam da burada AKP ve MHP bu teklifi hazırlarken yapılan pazarlıklar sonucunda asker polis ve sivil vatandaşlarımızı öldüren teröristleri de af kapsamına almayı kabul etmiş. Fakat böyle bir kabullenişin vatandaşlarda yaratacağı infiali bildiğinden kasten adam öldürme kavramını kullanarak bir kelime oyunu ile asker polis öldürenlerin de affedilmesinin yolunu açmış bulunuyor.
Vatandaş bu kasten öldürme tanımının yaratacağı sonuçları doğal olarak bilemez ve toplumda evet bak asker polis öldürenlere af getirmemişler kapsam dışında bırakmışlar diye bir algı oluşur vallahi kırk yıl düşünse şeytanın bile aklına gelmeyecek bir sinsilik bu.
Eğer, AKP ve MHP bu tasarıyı hazırlarken sadece silah kullanmamış, silahlı herhangi bir eyleme iştirak etmemiş PKK’lılar bu kapsamdadır deseydi elbette ancak böyle bir durumda asker polis katilleri bu aftan yararlanamazdı.
ÇATIŞMADA KASTEN ÖLDÜRME KONUSUNUN HUKUKİ VE TEKNİK DETAYLARI ŞÖYLEDİR:
İki kalabalık grup arasında çıkan bir çatışma sırasında bir kişinin öldürülmesi, failin belirlenmesi bakımından klasik “tek fail–tek mağdur” cinayetlerinden çok daha karmaşık bir delillendirme problemidir. Burada temel mesele, “çatışmaya katılanlardan biri”ni değil, ölüm sonucuna neden olan somut fiili gerçekleştiren kişiyi belirlemektir.
1. Hukuki başlangıç noktası
TCK 81 açısından soru şudur: Ölen kişinin ölümüne neden olan fiil, hangi kişi tarafından gerçekleştirildi ve bu kişi ölüm sonucunu kasten mi meydana getirdi?
Sırf kişinin çatışmaya katılmış olması, kasten öldürme suçunun faili olduğu anlamına gelmez.
Örneğin 50 kişinin birbirine taş, sopa ve silahla saldırdığı bir olayda A'nın öldüğü tespit edilmişse, “B üyelerinden biri öldürdü” şeklindeki genel bir tespit, tek başına B grubu üyelerinden birinin kasten öldürmeden mahkûmiyeti için yeterli değildir.
Kalabalık çatışmalarda en önemli yöntemlerden biri balistik olay rekonstrüksiyonudur.
İncelemede Mermi çekirdeği → silah → kovan → atış noktası → atış yönü → mağdur
zinciri kurulmaya çalışılır.
Bunun için:
· mermi çekirdeği,
· kovan,
· silah,
· mermi çekirdeği üzerindeki izler,
· atış artıkları,
· duvar, araç veya diğer yüzeylerdeki isabetler,
· kamera görüntüleri
birlikte değerlendirilir.
Eğer bir çekirdeğin belirli bir silahtan çıktığı bilimsel olarak belirlenebiliyor ve o silah da belirli bir kişide bulunuyorsa, bu elbette çok önemli bir delildir.
Fakat yine de şu soru ayrıca cevaplanmalıdır: O silahı ölüm anında gerçekten o kişinin kullandığı ispatlanabiliyor mu?
En önemli ayrım: “çatışmaya katılmak” ≠ “öldürmek”
Bu tür olaylarda hukuken en kritik noktalardan biri budur.
Örneğin: A grubu: 30 kişi, B grubu: 40 kişi iki grup çatışıyor.
B grubundan X'in silah kullandığı kesinleşiyor. Ancak A grubundan Y'nin ölümüne X'in ateş ettiği kesin olarak belirlenemiyorsa, sırf X'in silah kullanmış olması X'i otomatik olarak Y'nin kasten öldürme faili yapmaz. Burada nedensellik ve bireyselleştirme gerekir.
“Mağdurun ölümüne neden olan mermiyi hangi kişinin ateşlediği belirlenemiyor.”
sonucuna ulaşılıyorsa, yalnızca çatışmaya katılmış olmak üzerinden belirli bir kişinin kasten öldürme suçundan mahkûm edilmesi çok ciddi bir ispat problemi doğurur.
Unutulmaması gereken önemli bir hukuki ilke: Ceza sorumluluğu kolektif değil bireyseldir.
Kalabalık bir grubun gerçekleştirdiği şiddet eyleminde, grubun tamamına otomatik olarak grubun içinden bir kişinin gerçekleştirdiği öldürme fiili yüklenemez. Her sanığın kendi fiili ve iştirak iradesi bakımından sorumluluğu ortaya konulmalıdır.
Bu hukuki ve teknik açıklamadan da anlaşılacağı üzere bir çatışmada asker, polis ve sivil vatandaşlarımızı kasten öldürdüğü kanıtlanamayan her PKK’lı terörist bu aftan faydalanabilecektir.