Şunu hiç unutmamalıyız ki Ukrayna Rusya savaşı 24 Şubat 2022’de başlamamıştır!
Bu noktada Ukrayna Rusya savaşı ile ilgili yaşananları kısaca hatırlatmak isterim:
Savaşın siyasi ve askerî temelleri, Kasım 2013’te Kiev’de başlayan Maidan protestoları, 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı ve Donbas’taki çatışmalarla atılmıştır.
2022’de ise sekiz yıldır devam eden bölgesel savaş, Avrupa’nın II. Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük savaşa dönüşmüştür.
2013 sonbaharında zamanın Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, Avrupa Birliği ile planlanan Ortaklık Anlaşması’nı imzalamaktan vazgeçerek Rusya ile daha yakın ekonomik ilişki kurma yoluna yöneldi amma velakin bu karar Kiev’de çok büyük protestoların başlamasına yol açtı.
Ukrayna dilindeki adıyla Maidan Nezalejnosti Türkçe karşılığı ile Bağımsızlık Meydanı’nda toplanan göstericiler yalnızca Avrupa Birliği ile yakınlaşmayı değil, yolsuzlukla mücadeleyi, hukukun üstünlüğünü, demokrasi ve ülkenin siyasi yönünün değiştirilmesini de talep ediyordu.
Hükümetin protestoları dağıtmak için güç kullanması hareketi büyüttü. 2014 yılının başlarında çatışmalar şiddetlendi ve bir çok kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar yaşandı.
21 Şubat 2014'te Rusyanın desteklediği Yanukoviç ile muhalefet arasında Avrupa arabuluculuğunda bir uzlaşma sağlanmaya çalışıldı. Ancak anlaşma kısa sürede çöktü. Yanukoviç Kiev’den kaçtı ve Rusya’ya sığındı. Ukrayna Parlamentosu yönetimde değişikliğe gitti.
Moskova ise bu gelişmeleri meşru bir siyasi iktidar değişimi olarak değil, Batı destekli bir darbe olarak değerlendirdi. Batılı ülkeler ise Yanukoviç’in yönetiminin halk protestoları sonucunda çöktüğünü savundu. Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik yönelimi böylece hızlandı.
Gelişmeler üzerine Rusya ani bir harekat ile Kırım’a müdahale etti. Şubat 2014'ün son günlerinde kimlik işaretleri bulunmayan silahlı birlikler Kırım’daki stratejik noktaları, havaalanlarını ve yönetim binalarını kontrol altına aldı.
Rusların baskısı ile Kırım Parlamentosu Rusya’ya katılma yönünde karar aldı ve 16 Mart 2014'te tartışmalı bir referandum gerçekleştirildi. Ukrayna, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler referandumun meşruiyetini kabul etmedi. BM Genel Kurulu da Kırım’daki referandumun Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü değiştiremeyeceğini belirten kararı kabul etti. Rusya ise 18 Mart 2014'te Kırım’ı kendi topraklarına kattığını ilan etti.
Sonuçta 2022'de Rus ordusunun saldırısı ile başlayan savaşın ilk askerî aşaması aslında 2014'te Kırım'ın işgaliyle başlamıştı.
Kırım’ın ardından çatışmanın merkezi Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk bölgelerine kaydı. Rusya yanlısı silahlı gruplar bazı kentlerde yönetim binalarını ele geçirerek sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyetini ilan etti. Ukrayna hükümeti askerî operasyon başlattı.
Moskova ayrılıkçı güçleri desteklediğini uzun süre reddetse de Rusya’nın askerî, lojistik ve siyasi desteğine ilişkin çok sayıda kanıt ortaya çıktı. Donbas’ta 2014-2021 arasında süren çatışmalarda 14 binden fazla insan hayatını kaybetti.
2014'te Minsk Protokolü, 2015'te ise Minsk II anlaşmalarıyla ateşkes sağlanmaya çalışıldı. Bu anlaşmaların temel unsurları arasında ateşkes, ağır silahların geri çekilmesi, esir değişimi, Ukrayna'nın doğusundaki bazı bölgelere özel statü verilmesi ve Ukrayna'nın egemenliği altında siyasi çözüm bulunması vardı.
Fakat Minsk süreci temel bir anlaşmazlık nedeniyle kilitlendi; Ukrayna, önce güvenlik ve Rus destekli güçlerin geri çekilmesinin sağlanmasını, ardından siyasi düzenlemelerin yapılmasını istiyordu.
Rusya ise Donetsk ve Luhansk'a geniş bir özerklik verilmesinin Ukrayna'nın siyasi sistemini ve dış politika tercihlerini etkileyecek şekilde uygulanmasını istiyordu.
Taraflar birbirlerini anlaşmaları uygulamamakla suçladı. Ateşkesler defalarca bozuldu ve Donbas'taki savaş düşük yoğunluklu biçimde devam etti.
2019'a gelindiğinde Volodimir Zelenskiy, savaşın sona erdirilmesi ve yolsuzlukla mücadele vaatleriyle Ukrayna cumhurbaşkanı seçildi.
Zelenskiy başlangıçta Donbas sorununu diplomatik yollarla çözmeye çalıştı. Ancak Minsk anlaşmalarının uygulanması konusunda ilerleme sağlanamadı.
Bu dönemde Ukrayna'nın NATO ve Avrupa Birliği ile ilişkileri de daha fazla önem kazandı. Moskova açısından ise Ukrayna'nın Batı kurumlarıyla bütünleşmesi, Rusya'nın güvenlik alanını daraltan stratejik bir gelişmeydi. Dolayısıyla savaşın temel anlaşmazlığı giderek yalnızca Donbas'ın statüsü olmaktan çıktı.
Sorunun merkezinde şu daha büyük soru yer aldı: Ukrayna kendi dış politika ve güvenlik tercihlerine tamamen kendisi mi karar verecek, yoksa faşist diktatör Putin Ukrayna'nın tercihlerini sınırlayacak mı?
Gerilim devam ederken 2021'in sonlarından itibaren Rusya, Ukrayna sınırına büyük bir askerî kuvvet yığdı. 21 Şubat 2022'de Putin, Donetsk ve Luhansk'taki Rusya yanlısı yönetimleri bağımsız devletler olarak tanıdı. Ardından Rusya ile bu yapılar arasında anlaşmalar imzalandı. 24 Şubat sabahı ise faşist diktatör Putin, "özel askerî operasyon" olarak adlandırdığı saldırının başladığını açıkladı.
Ancak saldırı Donbas'la sınırlı kalmadı ve Rus birlikleri Rusya, Belarus ve Kırım üzerinden Ukrayna'ya girdi. Kiev, Harkiv, Çernihiv, Sumi, Mariupol, Herson ve ülkenin diğer bölgelerinde büyük çaplı çatışmalar başladı.
Rusya'nın ilk hedeflerinden biri Kiev'de hükümeti devirmek ve Ukrayna'nın siyasi yönünü değiştirmekti. Ancak bu plan Zelensky ve ukrayna güçlerinin muazzam direnişi üzerine çöktü.
Ukrayna ordusu Rus ilerleyişini durdurdu ve sonuçta Rus birlikleri Kiev çevresinden çekilmek zorunda kaldı.
2022 baharında savaşın ağırlık merkezi doğu ve güney Ukrayna'ya kaydı. Mariupol uzun süren kuşatmanın ardından Rus güçlerinin kontrolüne geçti. Azak Denizi kıyısındaki şehir, savaşın sembollerinden biri oldu. Bunun ardından Rusya, Donbas'ta büyük bir saldırı başlattı ama Putin beklediği hızlı zafere ulaşamadı. Ukrayna, Batı'dan gelen silah ve istihbarat desteğiyle savunmasını güçlendirdi.
2022 sonbaharında Ukrayna Harkiv bölgesinde büyük bir karşı saldırı düzenledi ve Herson kentini geri aldı.
Rusya ise Eylül 2022'de Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya'ya katıldığını ilan etti ama elbette bu ilhaklar uluslararası toplum tarafından tanınmadı.
Ukrayna'nın direnişi, savaşı yalnızca Rusya-Ukrayna çatışması olmaktan çıkardı.
ABD ve Avrupa ülkeleri Ukrayna'ya ciddi çok ciddi bir para, silah ve mühimmat desteği sağladı. Rusya ise İran yapımı İHA'lar ile daha sonra Kuzey Kore'den gelen askerî mühimmat ve diğer destek unsurlarından yararlandı.
Böylece savaş giderek Rusya ile Ukrayna'nın doğrudan savaşı olmanın ötesinde, Rusya ile Batı arasındaki stratejik rekabetin de ana cephesi haline geldi.
2023'te Ukrayna, Batı tarafından sağlanan modern silahlarla büyük bir karşı saldırı başlattı.
Ancak Rusya'nın mayın tarlaları, siperleri, tahkimatları ve yoğun topçu kullanımı Ukrayna'nın ilerlemesini sınırladı ve savaş giderek Birinci Dünya Savaşı'nı hatırlatan bir yıpratma savaşına dönüştü.
Bunun yanında insansız hava araçları ve uzun menzilli füzeler savaşın karakterini değiştirdi. Ukrayna, Rusya'nın Karadeniz Filosu'na ve Kırım'daki askerî tesislerine saldırılar düzenlerken Rusya da Ukrayna'nın enerji altyapısını ve şehirlerini yoğun biçimde hedef aldı.
Birleşmiş Milletler soruşturmaları savaş sırasında çok sayıda savaş suçu ve uluslararası insancıl hukuk ihlali tespit etti.
2024'te savaşın ağırlık merkezi yeniden Donbas'a kaydı. Rus ordusu, özellikle Avdiivka'nın ele geçirilmesinden sonra doğuda kademeli ilerleme sağlamaya başladı.
Ukrayna'nın mühimmat ve personel sıkıntıları, Batı yardımındaki gecikmeler ve Rusya'nın daha büyük insan ve sanayi kaynakları savaşın dengesini Moskova lehine kısmen değiştirdi ama bununla birlikte Rusya da hızlı bir stratejik zafer elde edemedi.
Savaş artık iki tarafın da büyük kayıplar verdiği, ancak cephe hattının nispeten yavaş değiştiği uzun süreli bir mücadeleye dönüştü.
2026 itibarıyla savaşın dördüncü yılını aşmış durumdadır. Ağustos 2026 itibarıyla cephede savaş devam ediyor. Rus kuvvetleri özellikle Donetsk'in doğusundaki stratejik savunma hattına yönelik baskısını sürdürüyor; Ukrayna ise bazı bölgelerde sınırlı karşı saldırılar gerçekleştiriyor.
Bu gün itibariyle bu savaş insansız hava, kara ve deniz araçlarının yoğun bir şekilde kullanıldığı bir bilim kurgu platosuna dönüşmüş bulunmaktadır. Ukrayna geliştirdiği yüksek teknolojili insansız savaş araçları ile Rusya’nın derinliklerindeki askeri, enerji ve lojistik açıdan son derecede stratejik noktalara ağır darbeler indirmektedir. Faşist diktatör Putin büyük bir hevesle girdiği Ukrayna bataklıklarında artık debelenmekte boğulmaktan kurtulmaya çalışmaktadır. Ben Putin için bu bataklıktan çıkış yolu olmadığını biliyorum.