Memlekete baktığınızda çok küçük bir azınlık dışında hemen hemen herkes milliyetçiyim diyor ama milliyetçiyim diyen partiler seçmenden itibar görmüyor, bırak iktidar olmayı ana muhalefet bile olamıyorlar...
Dahası “Her türlü milliyetçiliği ayağımızın altına aldık diyenler” vatandaş nezdinde talep görüp iktidar bile olabiliyor...
Bugünkü siyasi arenaya baktığımızda kendini milliyetçi çizgide konumlandıran beş parti var, bunlar: Musavvat Dervişoğlu liderliğindeki İyi Parti, Ümit Özdağ liderliğindeki Zafer Partisi, Devlet Bahçeli liderliğindeki Milliyetçi hareket Partisi, Mustafa Destici liderliğindeki Büyük Birlik Partisi ve Yavuz Ağıralioğlu liderliğindeki Anahtar parti.
Milliyetçiliğin sadece bu beş partinin tekelinde de olmadığını herkes bilmelidir!
Unutmayalım ki CHP’nin altı okundan biri de milliyetçiliktir ve CHP Türk Milliyetçiliğini devletin kurucu ideolojisi haline getiren partidir. Bu partiden ayrılarak kurulan Yeni Partiyi de CHP’nin altı okunu ve kurucu ideolojiyi savunan milliyetçi partiler arasında saymak gerekir.
Birde tabi ulusalcılar ve kendini ulusalcı olarak tanımlayanlar var onları da unutmamak gerekir.
Ayrıca siyasi görüşü sorulduğunda kendini Atatürkçü ya da Kemalist olarak tanımlayan geniş bir kesim de var, bu kesim de Atatürk’ün büyük bir Türk Milliyetçisi ve Türk Milliyetçiliğini devlet ideolojisi haline getiren önder olduğunu hiç unutmamalıdır.
Fakat hem vatandaşlarımız bu partilerin hiçbirinde karar kılıp evet milliyetçilerin partisi bu demiyor ve hemde bu partiler bir araya gelip bir milliyetçi ittifak ya da en azından ortak hareket edebilen 2023 seçimleri sonrasında Tuğrul Türkeş tarafından gündeme getirilen bir “milliyetçi lig” de kuramıyor.
Bu durumun nedenleri üzerine kafa yoran, yazıp çizen insanlardan biri de benim.
Zamanında 95 yılında MHP baraj altında kalıp milletvekili çıkaramayınca rahmetli Türkeş bana “herkes milliyetçiyim diyor ama iş oy vermeye gelince bize oy vermiyor, verilen oylar barajı geçmemize bile yetmiyor, neden böyle oluyor?” Diye sormuştu.
Bende “Türkiye’de milliyetçilerin kafası karışık ve ayrıca Milliyetçi Hareket Partisinin de ideolojisi bulanık bu yüzden seçmeni ikna edemiyor.” Demiştim.
Rahmetli bu yorumuma şaşırmış ve ne demek istediğimi açmamı istemişti.
Bende “milliyetçi ideoloji bir milletin egemenlik hak ve özgürlüklerini savunmaktır bu doğrultuda Türk Milliyetçiliği de Türk Milletinin egemenlik hak ve özgürlüklerini savunmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi ise Türk İslam sentezi olarak tarif edilen ve ülkücülük olarak adlandırılan fikriyatta iki, hatta üç farklı egemenlik biçimini bir arada savunmaya çalışıyor. Bu fikriyat çerçevesinde bir tarafta milli egemenliği diğer tarafta ise dini ve sultani egemenliği savunuyor ama bu üç farklı egemenlik biçimini bir arada savunmak mümkün değildir! Bunları bir arada savunmaya kalkınca hiç birini doğru dürüst savunup halkı ikna edemiyorsunuz” demiştim.
Bu konuşmanın devamında: “Diğer yandan partinizin ve kendini milliyetçi olarak tanımlayan bir çok kişinin yaptığı gibi milliyetçiliği geçmişe hapsetmek de doğru değildir. Aslında milliyetçi ideoloji geçmiş ile uğraşan ve geçmişin kavgalarını sürdürmekten ibaret bir ideoloji de değildir! Milliyetçi ideoloji esas olarak geleceğe odaklanan, milletin hak ve özgürlüklerini gelecekte de korumak için fikir ve eylem üretebilmeyi gerekli kılan çağdaş bir ideolojidir. Sonuç olarak milliyetçilerin geçmişi tartışmayı eski düşmanlıkları sürdürmeyi bırakıp bugünün ve geleceğin sorunlarına çözüm üretmeye odaklanmalıdır.” Diye ilave etmiştim.
Bu görüşümü rahmetli Türkeş ile paylaşmamın üzerinden yaklaşık 30 yıl geçti amma velakin ne yazık ki milliyetçi camiada değişen hemen hemen hiçbir şey yok her şey eski tas eski hamam kafa karışıklığı ve ideolojik bulanıklık devam ediyor...
Ben ise aynı görüşlerimi 30 yıldır savunuyor ve:
1- Milliyetçilik bir egemenlik hukuku meselesidir. Siyasi partiler savunduğu görüşleri netleştirmeli, kim hangi egemenlik biçimini savunuyor açıkça ilan etmeli, öyle ortaya karışık laf salatası üretmeyi bırakmalıdır.
2- Kendini milliyetçi olarak tanımlayan kişilerde milliyetçi düşünceye muhalif olan kişiler de milliyetçi ideolojinin milletin egemenlik hak ve özgürlüklerini savunmaktan ibaret olduğunu anlamalıdır.
3- Sultani, dini ve diktatöryal egemenliklerin milli egemenliğin başlıca düşmanları olduğunu da herkes fark etmelidir.
4- Milliyetçiliğin hangi coğrafyada hangi milletin egemenlik hak ve özgürlüklerine sahip olacağını belirleyen çağdaş ve seküler bir ideoloji olduğunu belirleyen temel çerçeve olduğunu önce milliyetçiler idrak etmelidir.
5- Milliyetçiler geçmişte yaşamayı geçmişin kavgalarını sürdürmeyi bırakmalı günümüzün ve hatta geleceğin sorunlarına çözüm üretmelidir.
6- Herkes milliyetçi ideolojinin başkasını ötekileştirme üzerine inşa edilmediğini de bilmelidir.
Önce fikri ve ideolojik tanımlamalar netleştirilmeli, sonra ise kendini milliyetçi olarak tanımlayan partiler, siyasiler ve vatandaşlar siyasi tavırlarını bu tanımlamaya göre net bir şekilde belirlemelidir.
Ancak bunlar yapılabilirse Türk Milliyetçileri bir çatı altında birleşip iktidar alternatifi olabilir yoksa havanda su dövüp kayıkçı kavgasına devam ederek muktedirlerin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramazlar.