Bir insanın hayatını engellilik değil, haklarının yokluğu ve sistemin ürettiği bürokratik engeller daraltır.

Bir annenin geceleri çocuğunun başında uyumadan beklemesi; bir babanın “Ben öldükten sonra çocuğum ne olacak?” sorusunu yıllarca içinde taşıması; bir gencin diplomasına ve kanuni kotalara rağmen iş bulamaması; bir tekerlekli sandalye kullanıcısının yüksek bir kaldırımın önünde çaresizce beklemesi; bir görme engellinin erişemediği bir belge yüzünden hakkından vazgeçmesi ya da bir işitme engellinin kamu kurumunda derdini anlatamadan geri dönmesi kader değildir.

Sorun; sağlıkta, eğitimde, istihdamda, ulaşımda, kent yaşamında, sosyal güvenlikte, bakımda, adalette, afet yönetiminde ve en önemlisi karar alma mekanizmalarında birbirine bağlanan büyük bir sistem sorunudur. Meseleyi yardım dağıtan anlayıştan çıkarıp hak teslim eden sosyal devlet anlayışına dönüştürmek zorundayız.

Sosyal Devlet, Bakım Güvencesi ve Mola Evleri: Engelli ailelerinin en ağır yükü olan “Ben öldükten sonra çocuğuma ne olacak?” kaygısı giderilmelidir.

Görünmeyen Emek ve Güvence: Bakım hizmetleri ailelerin omuzlarına bırakılmış bir fedakarlık olmaktan çıkarılmalıdır. Bakım veren kişilerin emeği görünür kılınmalı; sosyal güvence, emeklilik hakkı, dinlenme imkanı ve psikososyal destekler yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
Bakım Ücretleri ve Kriterler: Evde bakım kriterleri yeniden düzenlenmeli, bakıcıların sosyal güvenceye alınması sağlanmalı ve evde bakım aylığı en az asgari ücret düzeyine çıkarılmalıdır. 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylıkların başvuru koşulları ağır olmaktan çıkarılmalı, yardım tutarları insani yaşam standartlarına yükseltilmelidir.

Mola Evleri Projesi: 973 ilçenin tamamında "Mola Evleri" kurularak ailelerin çocuklarını güvenle bırakabilecekleri, nefes alabilecekleri alanlar oluşturulmalıdır.

Bürokratik Çileye Son

"Tek Kapı" ve Tek Rapor Sistemi: Engelli bireylerin tek bir hakkına ulaşabilmek için kapı kapı dolaştırılması, insan onurunu zedeleyen bir sistemdir.

Kapsamlı Tek Rapor: Manuel veya akülü sandalye, sonda, ortez-protez, işitme cihazı, hasta bezi, sürücü belgesi, özel tertibatlı araç, işe giriş ve emeklilik gibi her işlem için ayrı ayrı sağlık kurulu raporu istenmesi çilesine son verilmelidir. Sürekli engeli bulunan bireylere, tüm hakları kapsayan kapsamlı tek bir "Sürekli Engelli Raporu" verilmeli ve rapor ücretleri tamamen kaldırılmalıdır.
Tek Kapı Engelli Hakları Sistemi: Tüm sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve yardım süreçlerinin tek bir entegre dijital altyapı üzerinden yürütüldüğü, vatandaşın kendisini tekrar tekrar ispat etmek zorunda kalmadığı bir altyapı kurulmalıdır.

Gerçek İstihdam, Kotalar ve Üretim Hakkı

Engelli birey merhamet değil, çalışmak, üretmek ve bağımsız bir yaşam sürmek istemektedir.

Kotaların Eksiksiz Doldurulması: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesi ve 657 sayılı DMK uyarınca kamuda ve özel sektörde boş tutulan engelli kotaları acilen doldurulmalıdır. Tahsil edilen işveren ceza fonları (900 milyon TL'yi aşan biriken fonlar) şeffaf bir şekilde amacı doğrultusunda engellilerin mesleki eğitimi ve girişimciliği için kullanılmalı, uygulama yönetmeliği derhal çıkarılmalıdır.

Girişimcilik ve Destekli İstihdam: Engelli gençlerin kendi işini kurabilmesi için faizsiz kredi, hibe, vergi muafiyeti ve danışmanlık mekanizmaları sunulmalıdır. Zihinsel ve otizmli bireyler için "İş Koçluğu" ve destekli istihdam modelleri uygulanmalıdır.

Erken Emeklilik Haklarının İadesi: 2025 yılı başında yürürlüğe giren torba yasayla engellilerin emeklilik haklarına getirilen kademeli kısıtlamalar iptal edilmeli; SGK Sağlık Kurullarının farklı hastalıklardan oluşan engel oranlarını birleştirmeme uygulamasına son verilerek BİRLEŞMİŞ MİLLETLER Engelli Hakları Sözleşmesi'ne uygun düzenleme yapılmalıdır.

Erişilebilir Şehirler, Ulaşım ve Otomobil Haklarındaki Engellerin Kaldırılması

Erişilebilirlik bir lütuf veya ek hizmet değil, anayasal bir haktır.
Kentsel Mimari ve Ulaşım: Kamu binaları, toplu taşıma araçları ve kent mimarisi Türk Standartları Enstitüsü (TSE) standartlarına tam uyumlu hale getirilmelidir. Türkiye genelinde Erişilebilir Türkiye Denetim Haritası oluşturularak denetimler sıklaştırılmalıdır.
Özel Tertibatlı Araç Yönetmeliğindeki Mağduriyetler: Bedensel engelli yurttaşların sosyal hayata katılımı için hayati önem taşıyan özel tertibatlı araç alımlarında getirilen; motor hacmi kısıtlaması, fiyat kotası ve %40 yerli araç zorunluluğu gibi engelleyici şartlar derhal kaldırılmalıdır. 10 yıl araç yenileyememe sınırı makul sürelere çekilmeli; (H) sınıfı ehliyet yenileme süreçlerinde yaşanan haksız belge iptallerine son verilmelidir.

Kapsayıcı Eğitim ve Bireysel Eğitim Sürelerinin Artırılması: Eğitim, engelli çocuğun kaderini değiştiren en temel kapıdır.
Eğitim Sürelerinin İyileştirilmesi: Gelişmiş ülkelerde haftalık 20 saati bulan bireysel eğitim süreleri ülkemizde ayda sadece 8 saatle sınırlıdır. Otizm, Down sendromu ve özel gereksinimli bireyler için bu süreler kademeli olarak artırılmalıdır.

Uzman Kadro ve Altyapı: Alan dışı öğretmenlerin kısa sertifika programlarıyla özel eğitime atanması uygulamasına son verilmeli, nitelikli uzman ve multidisipliner kadrolar yetiştirilmelidir. Kaynaştırma öğrencileri için gölge öğretmen desteği yasal altyapıya kavuşturulmalıdır.
Görme Engelliler İçin Materyal Desteği: Braille baskılı materyal ve sesli kitap eksikliğini gidermek adına Ulusal Körler Kütüphanesi ve Matbaası projesi hayata geçirilmelidir.

Afet Yönetiminde Sıfır İhmal ve EHERS Veri Tabanı: Afet anında her saniye bir insanın hayatıdır; engelli bireyler afet planlarında bir dipnot olamaz.

Veri Tabanı Entegrasyonu: Nüfus kayıt altyapısıyla entegre, hangi bina ve mahallede engelli bireyin yaşadığını gösteren merkezi bir veri tabanı kurulmalıdır. Bu verilere AFAD, AKOM ve ilgili arama-kurtarma ekiplerinin doğrudan erişimi sağlanmalıdır.
Engelli Hakları Erken Risk Sistemi (EHERS): 81 il ve 973 ilçede sağlık, eğitim, istihdam ve erişilebilirlik göstergelerini anlık izleyen ve risk yükseldiğinde devleti otomatik olarak harekete geçiren EHERS altyapısı kurulmalıdır.

Kamu İletişim Merkezlerinde Uzmanlaşma

Devletin bilgilendirme kanalları yanlış yönlendirmelere ve hak kayıplarına sebep olmamalıdır.

Çağrı Merkezlerinin Eğitimi: Aile (183), Sağlık (184), Sosyal Yardım (144) ve SGK (170) çağrı merkezlerinde çalışan tüm personele engellilik mevzuatı ve hak temelli yaklaşım konusunda zorunlu ve nitelikli eğitimler verilmeli; hak kayıpları engellenmelidir.

Karar Masasında Doğrudan Temsil: Engelliler hakkında karar verilirken engelli bireylerin o masada bulunmaması kabul edilemez.
Siyasi Temsil ve Yönetmelikler: TBMM’de, belediye meclislerinde, siyasi partilerin yönetim organlarında ve yerel idarelerde engelli örgüt temsilcilerine öncelikli temsil hakkı tanınmalıdır.

Asli Paydaşlık: 5378 sayılı Kanun’un eksik veya uygulanmayan yönetmeliklerinin hazırlanmasında, sahada aktif, üye sayısı ve kurumsal birikimi yüksek sivil toplum kuruluşları sürece "gözlemci" olarak değil, "asli paydaş" olarak dahil edilmelidir.

Biz engelli bireyler için acıma, lütuf veya merhamet istemiyoruz. Anayasal haklarımızın eksiksiz teslim edilmesini istiyoruz.
Mesele yardım etmek değil, hakkın önündeki engeli kaldırmaktır. Mesele engelli birey adına konuşmak değil, onun kendi sözünü karar masasına taşımaktır.

Hiçbir yurttaş engeli nedeniyle hayatın dışında kalmayacak; hiçbir aile bakım yükü altında tek başına bırakılmayacaktır. Engelsiz binaların ötesinde, eşit ve adil bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.

SONSÖZ

Çünkü temel ilke nettir.

BİZİM HAKKIMIZDA, BİZ OLMADAN KARAR VERİLEMEZ!