Ankara’da Ergazilerimizin polis barikatıyla karşı karşıya kaldığı, görevli polisin ise vicdanına yenilip gözyaşı döktüğü o an; sadece bir güvenlik olayı değil, bu ülkenin ortak vicdanında açılan derin bir yaradır. Bizi yaralayan barikatın demiri değil, o barikatı kurduran anlayış ve sapı bizden olan baltanın acısıdır.
Ağaç baltaya demiş ki: “Ben senin beni kestiğine değil, sapının benden olmasına üzülüyorum.”
Bazı sözler vardır, insan okur ve geçer. Bazıları vardır, insanın içine işler. Bazılarıysa vardır ki yıllar sonra, yaşanan bir acının tam ortasında yeniden doğar ve insana hiç beklemediği bir yerden dokunur. Bu söz de onlardan biri. Çünkü insanı her zaman darbenin kendisi yaralamaz; bazen asıl yara, o darbeyi vuran gücün sapının kendi ağacından çıktığını fark ettiği anda açılır.
Ankara sokaklarında, Bilkent Gazi Rehabilitasyon Merkezi önünde ve Güvenpark’ta gördüğümüz manzaranın içimizde bıraktığı acı… Aynı toprağın çocukları, aynı bayrağın altında yaşayan insanlar, aynı ülkenin evlatları karşı karşıya... Bir tarafta bu vatan için gövdesini siper etmiş, organını, sağlığını, kanını vermiş bir gazi; diğer tarafta emrin, görevin ve üniformanın içinde sıkışmış, gözleri dolan, vicdanı çelik kalkanlara sığmayan bir polis. Ve ikisinin arasında soğuk, sessiz, ağır bir barikat.
Biz ne zaman birbirimizin karşısına geçtik?
O barikata bakarken insanın zihnine önce siyasi sloganlar değil, çok daha yalın ve acı sorular geliyor.
Biz ne zaman birbirimizin karşısına geçtik?
Ne zaman aynı ülkenin evlatları birbirini öteki görmeye başladı?
Ne zaman görev ile vicdan, emir ile insanlık, kalkan ile gözyaşı aynı kareye sıkışmak zorunda kaldı?
Bizi asıl yaralayan barikatın demiri değil, o barikatın arkasında duran kardeşimizin gözleridir. Çünkü biz o gözlerde öfkeyi değil; tereddüdü, görevin ağır yükünü ve vicdanın susmakla konuşmak arasında kaldığı o tarifsiz hali gördük. Bir polisin gözünden süzülen bir damla yaş, bütün siyasi tartışmaların üzerine çıkar; çünkü o yaş, bize görev yapan kişinin de her şeyden önce bir insan olduğunu hatırlatır. Birinin bedeninde bu vatan için ödenmiş bedelin izi vardır, diğerinin gözlerinde görevle vicdan arasında sıkışmış bir evladın acısı. Biri kanıyla konuşur, diğeri gözyaşıyla.
İncinsen de incitme irfanı, Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme” sözü ve Yunus Emre’nin gönül yıkmanın ağırlığına dair öğüdü gelir akla. Bizim itirazımız gaziye değildir; polise de değildir. Bizim itirazımız, gaziyi polisle, polisi gaziyle karşı karşıya getiren anlayışadır. Vatan, evlatlarını birbirine kırdırarak korunmaz; kendi çocuklarını birbirine düşman ederek büyümez.
Bir milletin en büyük yarası her zaman dışarıdan gelmez; bazen en derin yara içeriden açılır. Dışarıdan gelen darbeye karşı insan kendini savunabilir ama içeriden gelen darbede insan önce kendine sorar: “Bunu bana nasıl yaptın?”
Kardeş acısının en ağır tarafı budur; insanı öfkeden önce kırar. Ağaç baltanın keskinliğini bilir ama baltanın sapının kendi ağacından olduğunu gördüğünde başka türlü acır.
Aynı ağacın dallarıyız; kimin utanıp utanmadığını bilmem; ama ben, gazinin kanıyla polisin vicdanındaki gözyaşını karşı karşıya getiren bu günlerden hicap duyuyorum. Bir gazinin karşısına kendi kardeşini koyan anlayıştan, bir polisin gözyaşını kalkanının arkasında saklamak zorunda bırakan koşullardan hicap duyuyorum. Ama bir şeyden asla utanmıyorum: Kardeşimin gözyaşına üzülmekten.
Çünkü yarın bu meydanlar boşalacak, bu barikatlar kalkacak, kalkanlar inecek, emirler bitecek ve geriye yine biz kalacağız. Aynı toprağın, aynı göğün altında yaşayan insanlar... O gün birbirimizin yüzüne baktığımızda, bu yaptıklarımızın hesabını kendi vicdanımıza vereceğiz.
Bu ülkenin ihtiyacı yeni düşmanlar, yeni barikatlar, yeni yaralar değildir. Bu ülkenin ihtiyacı; aynı kökten geldiğini hatırlayan insanların birbirine yeniden gölge olmasıdır. Aynı ağaçtan geldiysek, birbirimizi kesmek için değil, birbirimize gölge olmak için varız.
SONSÖZ
Bizi baltanın kesmesi değil, sapının bizden olması yaraladı. Ama hala umudumuz var; çünkü birbirimizin gözyaşını silebildiğimiz sürece bu ağaç kurumayacak.