Bizans Fatih Sultan Mehmed’in orduları tarafından sarılmış, şehir düştü düşecek vaziyetteyken bir takım din adamlarının kiliselerde meleklerin cinsiyetini tartışmakla vakit geçirdiğine dair hikayeleri hepimiz biliriz değil mi?
Oysa bu gün, bu çağda bile bile bizde aynı haldeyiz maalesef iç gündemi boğan bir sürü kısır tartışmaya boğulmuş, asıl büyük değişim ve tehdidi görüp konuşmuyor, dolayısı ile de bir tedbir almaya falan çalışmıyoruz...
Bakınız sevgili dostlarım insanlık tarihinin en büyük değişimi gelmiş kapımıza dayanmış bulunmaktadır!
Bir çok kişinin kendini avuttuğu efendim bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz bu değişime daha çok zaman var nasılsa hazırlanırız düşüncesin yanlıştır. Yanlıştır çünkü değişim şu anda yaşanıyor, üstelik değişimin hızı geometrik oranda artıyor. Eskiden on yılda yaşanan değişimler bu gün beş yılda yaşanıyor, yarın iki buçuk yılda yaşanacak ve bu böyle devam edecek.
Yakın geçmişi hatırlayın; televizyon, bilgisayar, internet ve cep telefonlarının hayatımıza girmesi, girmeyi bırak hayatımızı domine etmesi ne kadar sürdü?
Birkaç on yıl değil mi?
Şimdi ise robotlar ve yapay zeka hayatımıza giriyor, aslında giriyor diyerek şimdiki zaman kullanmak bile yanlış girdi dememiz emin olun çok daha doğru olacaktır.
Daha bu günden robotlar ve yapay zeka biz çok fark etmesek de hayatımıza girmiş bulunuyor sadece biz çok farkında değiliz...
Farkında olmamamızın asli sebebi ise robot deyince hep insansı çok görevli robotları hayal etmemiz, gerçek hayatta kullanılan ve üretimin çok büyük bir kısmını üstlenen robotları sadece gelişmiş makineler olarak algılamamız.
Bir makinenin robot olarak kabul edilebilmesi için o makinenin kendisine verilen görevleri bir insan müdahalesine gerek duymadan yerine getirebilmesi gerekmektedir.
İnsansı robotlar ise sadece insanı andıran görünümlü ve çok farklı görevleri insan müdahalesine ihtiyaç duymadan yerine getirebilecek makinelerdir.
Bu tip makineleri çok yakında sadece fabrikalarda değil tarlalarda, bağda bostanda, inşaat şantiyeleri ve madenlerde, hatta ev ve bahçe işlerinde de göreceğiz.
Demedi demeyin; Elon Musk’ın da dediği gibi yeni bir bolluk çağına giriyoruz, yapay zeka katkısı ve robotlar tarafından gerçekleştirilecek üretim hemen hemen her insanın hemen hemen her istediğini edinebileceği ihtiyaçlarını rahatça karşılayabileceği bir dünya yaratacak.
Bu güne kadar dinler ve ideolojiler hep yokluk ve yoksulluğu yönetmeye odaklanmıştı, fakat şimdi insanlık öyle bir eşikteki bu eşik aşıldığı anda yokluk ve yoksulluk tamamen ortadan kalkacak, insanlar sadece temel yaşamsal ihtiyaçlarına değil marjinal isteklerine bile kolayca kavuşabilecek...
Peki, insanlar nasıl gelir elde edecek ve isteklerini nasıl satın alacak?
Bugüne kadar bir şeye sahip olmak ve hatta hayatta kalabilmek için çalışmanın gerekli olduğu en temel kabuldü bir insanın çalışmadan bir şeye sahip olması ancak çalmak ya da dilenmek ile mümkün olabilir diye kabul ediliyordu.
Oysa önümüzdeki dönemde insanlar ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmak hem de ölesiye çalışmak zorunda olmayacak. Hele hele aşırı tehlikeli, tekdüze ve sıradan işler ile insanları ilgilenmesi hiç mi hiç gerekmeyecek.
Tamam, insanlar gene çalışacak ama sadece ve sadece insan onuruna yakışır, sadece ve sadece insanlar yaptığı zaman bir anlamı olacak bilim, sanat ve spor gibi işler ile uğraşacak.
Peki, bu kadar çok insan nasıl bilim yapacak, böyle bir ihtiyaç var mı?
Bundan sadece beş yüz yıl önce biri çıkıp insanların tamamı okuma yazma ve matematik bilecek deseydi de emin olun bir çok kişi hadi oradan bu kadar çok okuma yazma bilen insan ne işe yarayacak derdi değil mi? Oysa bugün gelişmiş bir toplumda okuma yazma ve matematik bilmeyen neredeyse yok değil mi? Aynı bunun gibi düşünün ve emin olun insanların çok büyük bir kısmı yakın gelecekte bilim ile uğraşacak...
Peki bu kadar bilim insanına ihtiyaç var mı?
Bunu astronomiden bir örnek ile açıklayayım eminim bana hak vereceksiniz, bilimsel araştırmalara göre gözlemlenebilir evrende yaklaşık 200 milyar ila 2 trilyon galaksi bulunuyor. Her bir bilim insanına bir galaksiyi gözlemleme görevi verilse bu gün yaşayan insan sayısı bu görevi gerçekleştirebilmek için çok ama çok yetersiz kalır değil mi?
Bunu bilimin diğer dalları ile birlikte düşünürseniz ne kadar çok bilim insanına ihtiyacımız olduğu ortadadır. Fakat bu günkü düzenimizde insan kaynaklarımızın çok büyük bir kısmını basit ve tehlikeli işlere tahsis ettiğimiz için bilime yeterli insan kaynağı ayıramıyoruz. Tehlikeli, basit ve sıradan işleri robotlara devrettiğimizde bu kıt ve çok kıymetli insan kaynaklarımızı rahat rahat bilime tahsis edebileceğiz.
Bu büyük değişimin getireceği ekonomik, siyasi ve sosyal sonuçlara hazır mıyız?