Belki bugün bir resimden, bir renkten ya da bir sanatçının hikâyesinden kendinize küçük bir teselli bulacaksınız.
Bazen sanat, insanı kırıldığı yerden usulca sarar.
Bu hafta o iyileştiren duygunun peşinden gidelim mi?
KIRILDIĞIMIZ YERDEN SANATA
“Sanat hayatın kırdığı insanları teselli eder.”
Vincent van Gogh
İnsan bazen kırıldığını kimseye söylemez.
Gülümser. Konuşur. İşine gider. Hayatına devam eder. İnsanların karşısında güçlü görünür. Ama içinde, yalnızca kendisinin bildiği bir yer sessizce çatlamıştır.
Sonra bir gün bir tabloya bakar.
Bir şarkı duyar.
Bir şiirin tek bir dizesine rastlar.
Ve hiç tanımadığı bir sanatçının eserinde kendisini bulur.
İşte sanat tam o anda başlar.
Belki de sanatın en büyük sırrı, insanı hiç kırılmamış hâline döndürmeye çalışmamasıdır. Sanat, kırıkları saklamaz. Onlara bakmayı öğretir.
Van Gogh’un “Sanat hayatın kırdığı insanları teselli eder” sözü bu yüzden bana yalnızca bir sanat cümlesi gibi gelmiyor. Bana göre bu söz, insanın ruhuna bırakılmış küçük ama güçlü bir nottur:
“Kırılabilirsin. Ama oradan da güzellik doğabilir.”
Hayat hepimizi farklı yerlerden kırıyor.
Kimi insan bir vedayla susuyor.
Kimi bir kayıpla eksiliyor.
Kimi hiç söylenmemiş bir cümlenin ağırlığını taşıyor.
Kimi de yıllarca kimseye anlatamadığı bir hikâyeyi içinde büyütüyor.
Ve sanat, bütün bu anlatılamayanların diline dönüşüyor.
Bir ressam tuvale yalnızca boya sürmüyor. Bazen söyleyemediği bir cümleyi bırakıyor oraya.
Bir müzisyen yalnızca nota çalmıyor. İçinde taşıdığı sessizliği sese dönüştürüyor.
Bir şair yalnızca kelimeleri yan yana getirmiyor. İnsanların kendi içlerinde adını koyamadıkları duygulara bir isim veriyor.
Bu yüzden sanat eserleriyle karşılaştığımızda bazen gerçekten çok şaşırıyoruz.
“Nasıl bildi?” diye kendi kendimize soruyoruz.
Oysa sanatçı bizim hikâyemizi bilmiyor.
Sadece insanı biliyor.
Ve insanın acıları birbirinden farklı görünse de, kalbin bazı yerleri hep aynı dili konuşuyor.
Ben sanatın bu tarafını özellikle önemli buluyorum.
Çünkü sanat yalnızca güzel olanı göstermek zorunda değil.
Bazen güzel olanı, kırılmış olanın içinden çıkarır.
Ateş üzerine çalışırken bunu daha çok düşünüyorum.
Ateş yıkıcıdır yakıcıdır.
Ama yalnızca yakıp yıkmaz.
Dönüştürür.
Bir şey yanarken başka bir şeyin başlangıcına da dönüşebilir.
Külün içinde bile bir hikâye kalır.
Sanat da böyledir.
İnsanın yaşadığı acıyı silemez belki. Ama o acının anlamını değiştirebilir.
Bana göre sanatın tesellisi tam olarak burada saklıdır.
Teselli, “Hiçbir şey olmadı” demek değildir.
Tam tersine:
“Evet, oldu. Canın yandı.Canımız yandıAma hâlâ buradasın,burdayız.”demektir.
Bir galeride tek başına bir eserin karşısında duran insanı düşünün.
Sanatçı orada değildir.
Belki eser yıllar önce yapılmıştır.
Belki sanatçı, o tabloyu yaparken kendi hayatının en zor dönemlerinden birini geçiriyordu.
Ama yıllar sonra, başka bir insan o eserin karşısında durur ve kendi yarasını görür.
İşte sanatın zamanı yoktur.
Sanatçıyla izleyicinin birbirini hiç tanımadığı bir anda bile bir bağ kurabilir.
Bazen iki insanın birbirine söyleyemediğini bir tablo söyler..
Bazen bir melodi, yıllardır içimizde tuttuğumuz bir özlemi uyandırır.
Bazen bir şiir, içimizde ki kapıyı açar.
Ve biz, o kapının ardında hâlâ kendimizi buluruz.
Belki bu yüzden sanat bana göre bir kaçış değil.
Bir dönüş yoludur.
Kendimize.
Unuttuğumuz duygularımıza.
Çocukluğumuza.
Sevincimize.
Acımıza.
Ve en çok da içimizde hâlâ yaşamak isteyen o tarafa…
Van Gogh’un hayatına ve eserlerine baktığımda, bu cümlenin neden bu kadar derin olduğunu daha iyi hissediyorum.
Onun gökyüzündeki yıldızları yalnızca gökyüzünde aramıyorum.
Karanlığın içinden ışık çıkarmaya çalışan bir insanın ruhunda görüyorum.
Belki sanatçının en büyük cesareti de budur:
Kendi karanlığından korkmadan, orada bir renk aramak.
Çünkü herkes mutlu olduğu zaman üretebilir.
Ama kırıldığı hâlde güzelliği aramak başka bir şeydir.
İşte sanatın insanla buluştuğu yer tam burasıdır.
Hayat bizi bazen eksiltir.
Sanat ise eksildiğimiz yerlerden bize yeni bir bütünlük kurmayı öğretir.
Bu nedenle sanatın iyileştirici gücüne inanıyorum ...
Ama sanat bizi eski hâlimize döndürdüğü için değil…
Bizi yeni halimizle tanıştırdığı için,
Belki de insanın en güzel tarafı budur:
Kırıldığı hâlde sevebilmesi.
Kaybettiği hâlde umut edebilmesi
Ve bütün bunları bir esere dönüştürebilmesi…
Hayatın kırdığı yerlerimiz olabilir.
Bırakalım sanat oralara dokunsun.
Çünkü bazen ışık,sağlam duvarlardan değil;
çatlaklardan sızar
Ve belki de sanat, tam olarak o sızan ışıktır….
Çünkü,sanat kalpten kalbe kurulan en sıcak köprüdür.
Ben de sıcacık sanat köşemden hepinize sıcacık sevgilerimi gönderiyorum.
Bir sonraki yazımda Yeniden buluşuncaya dek, kalbinizde sanata,umuda ve güzelliği hep yer olsun…
Sevgiyle ve sanatla…..