Türkiye açısından “Çerçeve Yasa”, sadece yeni bir hukuki düzenleme değil, terörle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
Bu yasanın en büyük beklentisi, silahların tamamen susması ve terörün sona ermesidir. Eğer süreç doğru yönetilirse Türkiye; can kayıplarının önüne geçebilir, güvenlik ortamını güçlendirebilir ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yıllardır güvenlik sorunları nedeniyle yeterince değerlendirilemeyen bölgelerde yatırımların artması, turizmin gelişmesi, istihdamın güçlenmesi ve gençlerin geleceğe daha umutla bakması sağlanabilir.
ekonomik ve sosyal gelişmenin önünü açabilir.
Bunun yanında, silahlı yapıların devre dışı kalmasıyla birlikte siyasi sorunların Meclis ve demokratik siyaset zemininde çözülmesinin önü açılabilir. Bu da Türkiye’nin toplumsal huzuruna ve kardeşlik duygusuna katkı sağlayabilir.
Ancak bütün bunların gerçekleşebilmesi için en önemli şart hukuk ve adalet duygusunun korunmasıdır. Şehit ailelerinin ve toplumun vicdanını yaralayacak uygulamalardan kaçınılmalı, süreç şeffaf yürütülmeli ve herkes için eşit hukuk ilkesi korunmalıdır.
Kısacası Çerçeve Yasa, doğru uygulanırsa Türkiye’ye terörsüzlük, güvenlik, ekonomik hareketlilik ve toplumsal huzur getirebilir.
Çerçeve Yasa’nın Türkiye’ye getirebileceği en büyük değişimlerden biri de Türk ve Kürt vatandaşlarımız arasındaki kardeşlik duygusunun daha güçlü bir zemine taşınması olabilir.
Türkiye’nin ihtiyacı; Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Çerkez’in, Laz’ın ve bu ülkenin bütün vatandaşlarının kendisini aynı devletin eşit ve değerli yurttaşı olarak gördüğü bir gelecektir.
Ama şunuda hiç unutmayalım ki!
Kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; adaletin, hukukun ve toplumsal güvenin birlikte güçlenmesiyle mümkündür.