Eskiden gençlerin en büyük hayali iyi bir eğitim almak, meslek sahibi olmak ve kendi ayakları üzerinde durabilmekti. Bugün ise bu hayallerin önüne çok daha temel bir soru geçmiş durumda: “Nerede yaşayacağım?”
İşte bu soru gerçekten gençliğin bütün arzu ve istek alt üst ediyor. Artan kira fiyatları, yükselen gıda ve ulaşım giderleri, gençlerin yalnızca ekonomik değil, sosyal ve psikolojik yaşamlarını da etkiliyor. Üniversiteyi kazanan birçok öğrenci, eğitim görmek istediği şehirde uygun fiyatlı bir ev ya da yurt bulmakta zorlanıyor, aileler için çocuklarının üniversite okumasını istemesi eskiden bir gurur kaynağı idi ama şimdi ise sevincini kursağında bırakan nasıl okutacağız sorusu ön plana çıkmış durumda. Hem çalışan çalışan gençler ise maaşlarının önemli bir kısmını kiraya ayırmak zorunda kaldıkları için birikim yapamıyor ve gelecek planlarını ertelemek durumunda kalıyor.
Barınma sorunu yalnızca bir konut meselesi değildir. Güvenli ve erişilebilir bir konut, eğitimden çalışma hayatına, ruh sağlığından sosyal yaşama kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Sürekli artan yaşam maliyetleri nedeniyle gençler ikinci bir işte çalışmayı düşünüyor, sosyal etkinliklerden uzaklaşıyor ya da ailelerinin yanında kalmaya devam ediyor. Bu durum, bağımsız bir yaşam kurmayı zorlaştırıyor.
Bu durum kafada şöyle bir soru oluşturuyor “Gençler okumak içinmi çalışıyor, yoksa Çalışmak içinmi okuyor”
Tabiki ikiside hayatın birer parçası ama hiçbir zaman çalışmayı değil eğitimi ön plana alarak öncelikli olarak gençlerin durgun ve kaygısız bir şekilde geçim derdini değil eğitimine odaklanarak dalında başarılı bir birey olarak kendini geleceğe hazırlamalı.
Elbette bu sorunun tek bir nedeni ya da tek bir çözümü yok. Konut arzı, öğrenci yurtlarının kapasitesi, ekonomik koşullar ve ücret politikaları gibi birçok unsur bir araya geliyor. Bu nedenle çözüm de uzun vadeli ve çok yönlü adımlar gerektiriyor.
Gençler yalnızca bugünün değil, geleceğinde üreticileri, bilim insanları, öğretmenleri ve girişimcileridir. Onların enerjisini barınma kaygısıyla tüketmek yerine, potansiyellerini ortaya koyabilecekleri koşulları oluşturmak toplumun ortak yararınadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerinin yalnızca hayal kurabilmesine değil, o hayalleri gerçekleştirebilecek imkânlara da sahip olmasına bağlıdır.
Vesselam!