Sevgili okurlar, belgesel tutkunu bir izleyici olarak (aynı zamanda da öğrenme aşığı bir öğrenci olarak) seyrettiğim sayısız belgeselden yola çıkarak bir yazı dizisi hazırlamak istedim.

“Gezegendeki her şey bağlantılı.”

Dünyadaki canlıların %80’i okyanuslarda yaşıyor. Bu inanılmaz değil mi?

Mercan-1

Mercan resifleri okyanuslar için hayati önem taşıyor. Çünkü orası üretim yeri. Mercan, ekosistemin temeli. Bütün deniz yaşamının %25’i mercan resiflerine dayanıyor. Beşeri olarak bakıldığında da, yarım milyarla 1 milyar arasında insanın ana yemek kaynağı mercan resiflerine bağlı. Kimi bölgelerdeki insanların kültürleri, yaşam biçimleri, ekonomileri sağlıklı mercan resiflerine dayalı.

İnsanlara yardım için geliştirilen yeni ilaçlardan birçoğu da denizden gelir. Deniz yelpazesinden yapılan bir ilaç kanserle savaşır. Bir başka kanserle savaşan ilaç mercan rizomlarından gelir. Daha bilinemeyen yararlı pek çok şey var okyanuslarda. İşte bu yüzden hala daha gizemini koruyan müthiş bir yaşam deniz yaşamı.

Mercan resifleri bizi büyük dalgalardan, hortumlardan, tsunamilerden koruyan dalgakıranlar üretir. Bir binanın temeli gibi, mercanlar da okyanusların temelidir ve çok az insan bunu bilir, idrak eder. Ama öğrenmemiz lazım. Öğrenmemiz ve öğretmemiz lazım. Bilim bunun için bize hazineler sunuyor. Bilim insanları kendilerini parçalıyor. Ancak sonların muazzam kıymetli sözleri adeta rüzgara karışıyor. Küresel ısınma ve iklim krizi ile mercanlar yok oluyor.

Bilim insanları diyor ki, ormandaki ağaç ne ise okyanustaki mercan da odur. Ekosistemin en önemli parçası mercandır. Eğer mercan resifleri ortadan kaybolursa okyanustaki hayatın dörtte birini etkilemiş oluruz. Bilim insanları yaklaşık 15 yıl sonra okyanusların aşırı ısınması nedeniyle mercanların tamamen yok olacağını öngörüyor.

2016’da Büyük Set Resifi’nin %29’u öldü. Sadece bu bölgedeki mercanların %29’u öldü. Ve şu anda ne kadar mercan hayatta bilmiyoruz.

Beyaz rengi çok severiz değil mi? Beyaz görünce mutlu oluruz. Bize huzuru ve yaşamı çağrıştırır. Japonların aksine tabi ki. Japonya’da beyaz yasın rengidir. Beyaz iyi anlama geliyor ya bizim için. Peki beyaz mercanlar için ne anlama geliyor? Mercanlar beyazlarsa ne olur biliyor musunuz? Ölüm gelir. Beyazlayan bir mercan “ben ölüyorum” demektedir. Ölüm beyazlığıdır bu. Yardım çığlığı. Bilim insanları yıllardır bunu araştırıyor. Bir süre sonra ne oluyor biliyor musunuz? Mercan bembeyaz hale geldikten bir süre sonra üzerinde gittikçe minik tortular, yosunlar oluşmaya başlıyor. Bunu görürseniz o mercan artık tamamen ölmüş demek oluyor. Yanı sıra, bilim insanları yıllardır yaptıkları çalışmalar sonucu bir şey fark ettiler. Mercanlar bazen kendi renklerinin dışında capcanlı, fosforlu, neon renklere bürünüyorlar. Peki bu ne demek oluyor biliyor musunuz? “Su çok ısındı, ben ölmek üzereyim, bana yardım et!” Ve müdahale edilmediğinde o mercanlar bir süre sonra ölüyor. Geriye sadece iskelet olarak ölü bir varlık kalıyor. Ne acı. Korkarım küresel ısınma nedeniyle okyanus suyunun sıcaklığı mercanların yaşayamayacağı bir seviyeye gelecek ve biz onları bir daha göremeyeceğiz. Mercanları kaybediyoruz. Ne kadar da acı. Küresel çapta harekete geçilmezse eğer felaket çok yakında, kapıda bekliyor. Mercanların yok olması demek ekosistemin mahvolması demek.

Mercanların ne kadar inanılmaz hayvanlar olduklarını, müthiş mistik ve mucizevi olduklarını, aslında hepsinin nasıl da yüksek oktavdan konuştuklarını algılayabiliyor musunuz? Onlar bizimle iletişim kuruyorlar, konuşuyorlar, şayet bizim kulaklarımız ve gözlerimiz gerçekten açıksa…