Sevgili okurlar, geri döndüm. Kısa bir ayrılık sonrası yepyeni yazılarımla huzurlarınızdayım. Nasılsınız iyi misiniz? Umarım her şey yolundadır ve iyisinizdir…

Sizin de benim gibi düşündüğünüz çok oluyor mu? Öyle ki, son yıllarda hızla artan cehalet seviyesi şaşırtıcı boyutlarda… Hazır yaz mevsiminden çıkıyorken örnek vereyim…Söz gelimi, kumsallarda caretta carettaların yumurtlama alanlarına saygı duyulması bir yana tepine tepine üstünde gezinen cehalet mutlu. Denizler ve kumsallar babasının malıymış gibi bağıra çığıra gürültü yaparak çevreyi rahatsız eden cehalet mutlu. Sahillere, denizlere çöp atarak geleceğimizi mahveden cehalet mutlu.

Mine Başta Yazı 2

Sahilde, kumsalda, kalabalıkta; olur olmayan her yerde, drone uçurarak veya elinde telefonla çekim yaparak başkasının mahremini rahatsız edip izinsiz olarak çekim yapan cehalet mutlu. Mangal yakacak diye çöpünü ormanlık alanda bırakan cehalet mutlu. Plastik atıkların çevreye açtığı zararları bilmediği için kullan at plastik ürünleri ha babam tüketen cehalet mutlu. Aşırı su tüketimi yaparak geleceğimizin kaynaklarından çalan cehalet mutlu. Evindeki atıkları ayrıştırmadan rastgele fırlatıp atan cehalet mutlu. Bir salatalığın kabuğunu soyarken onu çöpe değil dışarıya atarak bir canın rızkı olacağını tasavvur etmekten, dışardaki canlıları düşünmekten çok uzak olan cehalet mutlu. Evindeki tüm odalarda boş yere yanan ışıkları umursamayan kendine, çevreye, ülkeye, evrene verdiği zarardan bihaber olan cehalet mutlu. Bir kot pantolon için ortalama 15.000 litreye kadar su tüketimi olduğunu bilmeyen tüketim delisi olmuş cehalet mutlu. Ya da bir can almanın bedelini düşünmeyen; sokakta, ormanda, doğal hayatında veya parmaklıklar arkasındaki hayvan hapishanelerinde yaşayan canları düşünmeyen cehalet mutlu. Veya yılda yaklaşık 100 bin hayvan ırkının yok olduğunu bilmeyen cehalet mutlu.

Hadi devamını da siz getirin. Örneklerin çokluğuyla baş edemiyorum.

Değerli okurlar, düşünüyorum da; bilgi yoksunu ama cehalet uzmanı kimseler ne kadar da mutlu. Gelecek, gelecekteki gezegenimiz, hatta kendi öz evlatlarının gelecekteki yaşamları dahi onları kaygılandırmıyor. Bilmemek özgürlük belki de… Gelişigüzel yaşamak, kaygısız, umarsız, düşüncesizce yaşamak… Salt kendini düşünmek. Tüketmek de tüketmek… Hayat bilmeyene değil bilene zor, öyle değil mi? Nasıl ki, bir mercan adasının yok oluşu karşısında bir bilim insanı gözyaşlarını tutamazken, cahil kimseye bunu anlatsak boşluğa bakar gibi bakar yüzümüze… Veya bizim için trajedi olan ona komedidir. İşte böyle bir gevşeklik, böyle bir aymazlıktır, böyle bir rahatlıktır cehalet. Ne mutlu cahil olana…