“İnsanları yönetmenin en güçlü yolu, insanları susturmak değildir, onları yöneten düzeni kendi isteğiyle savundurmaktır.” Ben söylemiyorum İtalyan düşünür Antonio Gramsci söylüyor.
Gramsci`ye göre iktidarlar, polis gücüyle, askerle ya da mahkemelerle ayakta kalmaz hatta bir toplum, sürekli zor kullanılarak yönetilemez. İnsanların, düzeni kendi yararına görmesi gerekir ve yine Gramsci`ye göre bu hegemonyadır.
Egemen görüş eğer toplumun ortak görüşü olursa her şey yolunda gider. Yapılan hatalar, işlenen suçlar adeta görünmez olur. Başka türlü bir düzen mümkün değilmiş gibi düşünülmeye, eşitsizlikler bile yasalarla korunmamaya başlar. Başarısızlık, kişisel bir kusurdur ve çok çalışan herkes mutlaka yükselir, eğer yükselmeyi başaramadıysanız bu tamamen sizin eksikliğinizdir. Bu düşünceler yeterince tekrarlandığında kişi, sistemi değil kendini sorgular ve mutlaka kendini hatalı bulur. Tıpkı Goebbels`in söylediği gibi; “Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır.”
Gramsci`ye göre bu durum sadece iktidarlarda olmaz. Aile, okul, dini yerler, basın, sendikalar, muhalefet, diğer siyasi partiler, gündelik kültür, edebiyat ve hemen her şeyde olur.
Önce insanların onayı sağlanır sonra onayın yetersiz kaldığı anlarda zor kullanma seçeneği Demokles`in kılıcı gibi tepede sallandırılır. Hegemonya, insanları tamamen kandırmaz. Çünkü insanlar tamamen edilgen olmadığı gibi, egemen düşünceler de değişmeden kalmaz. Yöneticiler de bazen tavizler verir, kendinden farklı kesimlerle ittifak kurar, böylece kendi çıkarını herkesin çıkarı gibi lanse eder.
Burada akademisyenler, din görevlileri, öğretmenler ve kanaat önderleri de devreye girer. Aslında neyin makul olduğunu egemen gücün aynasından bakarak anlatmaya başlar ve hemen herkes makul ve iyi olanın bu olduğunu düşünmeye mecbur bırakılır.
Bunları neden mi yazdım? Bilmem öyle içimden geldi sanırım, yoksa her alandaki egemen gücün bu yöntemi kullanmaya çalıştığını düşündüğüm için değil. Bin yıllardır her ülkedeki her iktidar, her muhalefet, her sendika, her holding, her sivil toplum kuruluşu bunu kullanacak değil ya.
Gramsci`nin sorusuyla bitireyim; İnsanlar kendilerine zarar veren bir düzeni neden her zaman reddetmez? Yoksa muktedir olan insanların dünyayı anlamlandırırken kullandığı kavramların içine mi yerleşmiştir ya da kendi “doğrularını” insanlara mutlak doğru gibi mi anlatmaktadır? El-cevap; ben bilmem okuyucu bilir. Haydi kalın sağlıcakla.