Dolabımızda yıllardır giymediğimiz kıyafetler var. Çekmecelerde ne işe yaradığını bile unuttuğumuz kablolar, kutular, eski fişler… Telefon rehberinde ise yıllardır konuşmadığımız insanlar.
Ama silmiyoruz, atmıyoruz.
Çünkü çoğunun arkasında aynı cümle var: “Belki lazım olur.”
O kıyafeti belki bir gün tekrar giyeriz. O eşya belki bir gün işimize yarar. Yıllardır konuşmadığımız o insanla belki bir gün yeniden yollarımız kesişir.
Aslında çoğu zaman sakladığımız şey eşyanın kendisi değil. Onun temsil ettiği ihtimal.
Bu yüzden bazı şeylerden kurtulmak düşündüğümüzden daha zor. Çünkü bir şeyi atmak, bazen onunla ilgili ihtimalden de vazgeçmek anlamına geliyor.
Yıllardır üzerimize olmayan bir pantolonu saklarken “bir gün tekrar olur” diyoruz. Hiç kullanmadığımız bir eşyayı kaldırırken “lazım olur” diye düşünüyoruz. Artık hayatımızda olmayan birinin numarasını silmeye elimiz gitmediğinde ise belki de içimizden “bir gün arar” diyoruz.
Sonra evler doluyor.
Telefonlar doluyor.
Kafamız doluyor.
Üstelik bu durum sadece eşya ve insanlarla da sınırlı değil. Yarım bıraktığımız planları, artık istemediğimiz hedefleri, bize iyi gelmediğini bildiğimiz alışkanlıkları bile taşımaya devam ediyoruz.
Çünkü vazgeçmek çoğu zaman kaybetmek gibi geliyor.
Oysa her vazgeçiş kayıp değil.
Bazen bir şeyi hayatımızdan çıkarmak, ona ayırdığımız yeri geri almaktır.
Dolaptaki bir askıyı, telefondaki bir ismi ya da zihnimizde yıllardır beklettiğimiz bir ihtimali…
Belki de hayatı hafifletmek için sürekli yeni şeyler eklememiz gerekmiyor.
Bazen yapılması gereken, artık bizim olmayan şeylere yer ayırmayı bırakmak.
Çünkü “belki lazım olur” diye sakladığımız her şeyin bir bedeli var.
Yer kaplıyor.
Bazen evimizde, bazen telefonumuzda, bazen de aklımızda.
[20.09.2026 17:20:08] Şevval Ateş: Yayına alıyorum
[20.09.2026 17:20:14] Şevval Ateş: Eline sağlık