Bir yere gittiğimizde önce etrafımıza değil, telefonumuzun ekranına bakıyoruz. Masaya güzel bir yemek geldiğinde tadına bakmadan fotoğrafını çekiyoruz. Gün batımını izlemek yerine en iyi açıyı bulmaya çalışıyor, konserde sevdiğimiz şarkıya eşlik etmek yerine kamerayı sahneye çeviriyoruz.
Yaşadığımız anın içinde olmak artık yetmiyor. O anı kaydetmek, paylaşmak ve başkalarına göstermek istiyoruz.
Elbette fotoğraf çekmenin kötü bir tarafı yok. İnsan geçmişe dönüp baktığında bazı anları yeniden hatırlamak istiyor. Bir fotoğraf, yıllar önceki bir günü bütün ayrıntılarıyla akla getirebiliyor. Sorun, hatıra biriktirmekten çok hatıra üretmeye çalıştığımızda başlıyor.
Bazen bulunduğumuz yerden keyif alıp almadığımızı düşünmeden, orada ne kadar iyi göründüğümüzle ilgileniyoruz. Güzel bir manzarayı izlemek yerine o manzaranın önünde nasıl çıkacağımızı hesaplıyoruz. Yediğimiz yemeğin tadını değil, paylaşacağımız fotoğrafın ışığını önemsiyoruz.
Üstelik yalnızca özel günleri de kaydetmiyoruz. Sabah kahvesinden çıktığımız sokağa, okuduğumuz kitaptan dinlediğimiz şarkıya kadar hayatımızın neredeyse her ayrıntısını görünür hale getiriyoruz. Sanki paylaşmadığımız bir şey hiç yaşanmamış gibi davranıyoruz.
Bir anın değerli olması için başkalarının onu görmesi gerekmiyor. Bazen kimsenin bilmediği bir yürüyüş, paylaşılmayan bir kahve ya da fotoğrafı çekilmeyen bir sohbet çok daha gerçek olabiliyor.
Çünkü her güzel anın seyirciye ihtiyacı yoktur.
Telefonlarımızdaki galeriler binlerce görüntüyle dolu ama o görüntülerin çekildiği günlere dair hislerimiz giderek azalıyor. Fotoğrafa bakınca nerede olduğumuzu hatırlıyoruz fakat ne konuştuğumuzu, neye güldüğümüzü ya da o sırada nasıl hissettiğimizi unutabiliyoruz. Çünkü o anı yaşamak yerine kaydetmekle meşguldük.
Belki de artık kendimize şunu sormamız gerekiyor
Bu fotoğrafı gerçekten hatırlamak için mi çekiyorum, yoksa başkaları görsün diye mi?
Her anı kaydetmek zorunda değiliz. Bazı görüntüler telefonumuzda değil, yalnızca hafızamızda kalabilir. Bazı yemekler soğumadan yenebilir, bazı şarkılar kamera açılmadan dinlenebilir, bazı gün batımları paylaşılmadan izlenebilir.
Çünkü hayat, başkalarına göstermek için hazırladığımız bir içerik değil. Biz onu kaydederken sessizce geçip giden gerçek zamanın ta kendisi.