Türkiye eğitim sisteminde yeni bir döneme giriyor: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli.

Model; ezberleyen değil anlayan, sorgulayan, yorumlayan ve düşünen öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyor. Kâğıt üzerinde kulağa oldukça güçlü geliyor.

Fakat eğitimde asıl mesele, hedefin ne olduğu değil; o hedefin sınıfta nasıl karşılık bulacağı.

Çocuğa “sorgula” derken onu hâlâ sınav puanı ve sıralamasıyla değerlendiriyorsak bir çelişki yok mu?

“Eleştirel düşün” dediğimiz öğrenci, kendisine öğretilen bilgiyi gerçekten eleştirebilecek mi?

Atatürk’ün eğitim anlayışının temelinde akıl, bilim ve çağdaşlaşma vardı. Bugün de millî değerlerle bilimsel ve özgür düşüncenin birbirinin karşıtı olmadığını göstermek zorundayız.

Çünkü vatanını seven ama soru sormayan bir nesil değil; ülkesini seven, düşünen, sorgulayan ve gerektiğinde yanlış gördüğünü söyleyebilen bir nesil yetiştirmek zorundayız.

Maarif Modeli’nin gerçek başarısı kitaplarda yazan hedeflerle değil, sınıftan çıkan çocuklarla ölçülecek.

Çocuklar daha çok ezberliyor mu?

Yoksa daha çok düşünüyor mu?

İşte asıl mesele bu.

Çünkü eğitim, çocuğa ne düşüneceğini öğretmek değil; nasıl düşüneceğini öğretmektir.