Yorgun musunuz? Vitamin eksikliğiniz mi var, çok mu çalışıyorsunuz ya da sağlık sorunu mu yaşıyorsunuz?
Hepsi gayet mümkün ama kötü bir haberim var size. Aslında zehirleniyorsunuz. Ben söylemiyorum psikoloji söylüyor. Her gün bir maraton koşucusu kadar yorgun uyanmanızın tıptaki adı, aşırı tetiklenme.
Türkiye gibi belirsizliğin hâkim olduğu ülkelerde, beyniniz asla güvenli moda geçemiyor, arka planda sürekli birkaç program açık kalıyor ve bu da sizi her geçen gün zehirliyor.
Dolar daha ne kadar artacak, borsada bir gece manipülasyon mu yapılacak, aldığım fonlar bir tarafımda mı patlayacak, bu araba üzerime mi kıracak, işten mi atılacağım, ay sonu maaşım yatacak mı, kiramı ödeyebilecek miyim, eşim benden sıkıldı mı, çocuklarım okula gidebilecek mi, dahası tok gidebilecek mi, daha da dahası okulda gerçekten bir şeyler öğrenebilecek mi, karşıdaki tipler bana bıçak mı çekecek, bu herif niye bana bakıyor, sürekli kazıklanıyor muyum…vs
Sürekli pompalanan bu kortizol ve adrenalin hepimizin bir çita tarafından kovalanan ceylan modunda yaşamamızı sağlıyor. Peki bunun toplumsal boyuttaki sonucu nedir biliyor musunuz? Tahammülsüzlük…
Trafikte çıkan kavgalar, anlamsız öfke patlamaları, artan boşanmalar, sırada beklerken bile gelen o daralma hissi, suça sürüklenen çocuklar (ne demekse)… Kotamız o kadar dolmuş, bardağımız taşmaya o kadar yakınlaşmış ki, tek bir damla bile sel oluyor.
Ve sırada ikinci kötü haber… Bu his ne zaman geçer biliyor musunuz? Gelecekten korkmadığınızda, güven duyduğunuzda.
Bilen bilir, bu köşede gündelik siyaset saçmalıklarına hiç kapılmak istemiyorum. Hislerimizin, halimizin temeline inmek istiyorum. Erdoğan açıklama yaptığında, Özel börek yediğinde, Bahçeli tespih hediye ettiğinde, Dervişoğlu sesini yükselttiğinde ya da diğerleri bir şeyler söylediğinde aslında ne demek istiyor diye kafa yormanın manasız olduğuna inanıyorum hatta eminim.
Gerçekten bilinçlenmenin, ne istediğini bilmenin, neyi, nasıl talep edeceğini anlamanın önemine inanıyorum. Dış politika her gün başka bir alem, ekonomi, pamuk ipliğinde, Terörsüz Türkiye sallantıda, erken seçim gündemde diye düşünerek kafayı yiyeceğiz. İşin dibine bakmak neden mutsuz, güvensiz, huzursuz hissettiğimizin temeline inmek zorundayız. Gündelik saçma siyasetle bu işin çıkamayacağımız çok ortada.
Ne mi yapacağız? Okuyacağız, okuduğumuzu anlayacağız, anladığımızı düşüneceğiz, düşündüğümüzü hayata geçireceğiz. Söylemekten, araştırmaktan, sorgulamaktan geri durmayacağız. Mümkün mü? Aslında evet ama bundan da korkuyor ve çekiniyor muyuz? Yine evet. Kısır döngü mü? Koskocaman bir evet. Haydi kalabilirseniz, kalın sağlıcakla.