Sadece birkaç dakikalığına düşünün. Yıl olmuş 3026, dünyayı hala yok edememişiz ve hepimiz terk-i diyar etmişiz. O zamanın insanlığı bize dair araştırmalarında ne bulacak?

Maddi olarak birçok teknolojik gelişme bulacak, belki kitaplar, belki kıyafetler, otomobiller, gökdelen kalıntıları, belki de müzeler. O buldukları şeyler yeni müzeler yaratacak.

Araştırdıklarında bizim hakkımızda ne düşünecekler peki? Çok üretmişler, ürettiklerinden çok tüketmişler, çok konuşmuşlar, gezegenin anasını bellemişler, nükleer felaketlere sebep olmuşlar, çok üremişler, çok öldürmüşler, hiçbir şeyi paylaşmayı becerememişler…

Para kazananı, sosyal medyada tanınanı, kendini ispatlamak için tüm değerlerini ezip geçeni “insan” saymışlar. Çok hak yemişler, çok kıymetlileri yok saymışlar ama illa hayatı ıskalamışlar, “ne istiyorum” sorusunu o kadar çok sormuşlar ki kendilerine, “neden istiyorum” ya da “neden buradayım” sorusunu hep ıskalamışlar.

Binlerce galaksi içindeki, milyonlarca yıldızın yörüngesindeki, milyarlarca gezegenin birinde oksijen tüketmek için doğan milyarlarca yaratı, çok kısa bir misafirlik içinde neden hep daha fazlasına sahip olmak için bir taraflarını yırttı diye düşüneceklerdir diye düşünüyorum, ya da umut ediyorum diyelim.

Bizi yönetenlerden “ne istiyoruz” diye sormak yerine “neden istiyoruz” diye sorun lütfen. Bu kadar parayı, şanı, şöhreti neden istiyoruz, neremize sokacağız çok sağlıklı olmayı, neremize süreceğiz bu kadar teknolojik gelişmeyi?

“Neden” diye sorduğunuzda aklınıza gelecek cevap basit aslında “mutlu olmak”. Niye oy veriyoruz? Mutlu yaşamak için, hakkımız almak için, itibarımız korunsun, daha da refah içinde ve güvende olalım diye. Neden çok çalışıyoruz, mutlu olmak için, neden sağlık istiyoruz mutlu kalabilmek için…

Ortalama yaşamak için bu kadar taviz vermeyin kendinizden artık, iktidardan cevabınızın hakkınızı isteyin, muhalefetten umudunuz yokken “öbüründen daha iyi” diyerek vasatlaşmayın, gömün siyasi tarihin mezarlığına, daha iyisini talep edin. Yolsuza, rüşvetçiye hırsıza “çalıyor ama çalışıyor” demeyin, çaldığı şeyin sizin paranız, hakkınız, mutluluğunuz olduğunu anlayın. Yaptığı köprünün, genişlettiği yolun, döktüğü asfaltın, topladığı çöpün, düzenlediği parkın, düzelttiği ekonominin, getirdiği teknolojinin, kolaylaştırdığı hayatın, sizi mutlu etmeye talip olduğu için istediği oyla kazandığı makamın gereği olduğunu anlayın.

Ölüm var, bugün olmasa yarın var, tüketerek tükendiğiniz oksijenin amacı mutlu olmak. Bunu size vereceğini vaat ederek göreve gelenden mutluluk talep etmekte en doğal hakkınız. Haydi kalın sağlıcakla.