Türkiye siyasetinde son günlerde yaşanan gelişmeler, “hiç kimse layüsel değildir” gerçeğini bir kez daha akıllara getirdi. CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonların ardından, bu kez yönünü eski AK Partili siyasilere çevirdiği iddia edilen soruşturmalar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ve kamuoyuna yansımasa da Binali Yıldırım ile ailelerine ait şirketler hakkında ortaya atılan iddialar, sosyal medyada dolaşımda . Dahası, bu iktidar döneminde dini cemaatlerin önünün açıldığı iddialarına karşın dini cemaat olan Süleymancıların mali yapılarının da mercek altına alındığı hala gündemde sıcaklığını koruyor.
Bu süreçte en dikkat çekici gelişmelerden biri, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında ortaya çıkan kayıt dışı para aktarımı iddiaları ve ifadeye çağrılması oldu. Kamuoyunda kimileri bu operasyonları inandırıcı bulurken, kimileri ise “yandaşlara kimse dokunamaz” algısını kırmak için yapılan göstermelik soruşturmalar olarak değerlendiriyor. Hatta bazı yorumcular, bu operasyonların muhaliflere yönelik ileride yapılacak hamlelere karşı toplumsal tepkileri yumuşatma amacı taşıdığını öne sürüyor.
Siyasette veya toplumun herhangi bir kesiminde hesap verebilirlik, demokrasinin temel taşlarından biridir. İktidar ya da muhalif, yandaş ya da candaş fark etmeksizin herkes kanun önünde eşit olmalı. Akçeli işlere bulaşmış olan kim varsa, hukuki süreçler işletilmeli ve suçu sabit olana kadar masumiyet karinesi korunmalıdır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının bu süreçte göstereceği hassasiyet, soruşturmaların sağlıklı bir zeminde ilerlemesi açısından kritik önemdedir. Eğer hukuk üstün tutulur, şeffaflık sağlanır ve siyasi hesaplardan uzak durulursa, toplumun güveni yeniden tesis edilebilir.
Bugün yaşanan operasyonlar, ister gerçek ister göstermelik olsun, gerçek şu ki: Hiç kimse dokunulmaz değildir. Makamlar geçici, güçler sınırlıdır. Önemli olan, herkesin kanun önünde eşit olması ve suçluysa cezasını çekmesidir. Çünkü ancak bu şekilde toplumda adalet duygusu güçlenir ve mahkemelere güven duygusu artar. Toplumsal barış da sağlıklı bir şekilde yoluna devam eder.