Türk siyasetinde geçtiğimiz hafta yaşanan gelişme, aslında uzun süredir biriken tartışmaların patlak vermesiyle ortaya çıktı. CHP den 91 milletvekili istifa etti ve Yeni Parti’yi kurarak Türk siyasetinde yerini aldı. Kurucularının tamamının CHP den ayrılan milletvekilleri olmasına rağmen Yepyeni bir parti oldukları iddiasıyla vatandaşın oylarına talip oldular.

Peki, ne olmuştu da CHP’yi ikiye bölen bu durum yaşandı?

Hatırlanacağı üzere, 2023’teki 36. Kurultay, bu ayrışmanın temelini oluşturdu. Kurultay delegelerin iradesi fesada uğratıldığı, kurultayda usulsüz işlemler yapıldığı iddiaları, yine kendi partilileri tarafından mahkemeye taşındı ve deliller itiraflar derken mahkeme Butlan kararı verdi. Eski yönetim kadrosu CHP’nin başına atandı.

İşler sarpa sarınca, parti içi koltuk kavgaları ayyuka çıkınca basmakalıp bir nakaratla: "Sarayın operasyonu!" deyip işin içinden sıyrılarak tabela değiştirme yolunu tercih ettiler. Hatta daha dramatik olanı ise ‘siyasette ilke’ maskesinin ardındaki çifte standart. Başka bir partiden seçilip saf değiştiren milletvekilini veya belediye başkanını "seçmenine ihanet etmekle" suçlayanlar, kendileri sıkışınca veya ikbal kaygısına düşünce aynı kayığa binmekten çekinmeyenlerle beraber istifa edip yeni oluşumda başköşede yerlerini aldılar.

Peki, soruyorum: Kadrosunun tamamı CHP milletvekillerinden ve adı şaibelerle, yolsuzluk iddialarıyla anılan belediye başkanlarından oluşan bir oluşum nasıl "yeni" olabilir?

Yeni Parti’nin iddiası, “biz farklıyız” söylemi üzerine kurulu. Fakat siyasette farklılık, yalnızca tabelayı değiştirmekle değil; zihniyet, yöntem ve ahlakla ortaya çıkar. Eğer aynı kokular taşınıyorsa, vatandaşın burnu bunu hemen fark edecektir.

Kokarcaların hikâyesinde olduğu gibi.
Kokarcaların bir taşınma hikayesi vardır bilenler bilir de bilmeyenlere hatırlatalım:
Kokarcalar evlerini değiştirmeye karar vermiş. Taşınma günü gelmiş, eşyaları yüklemişler. Komşuları merakla sormuş:
- “Neden taşınıyorsunuz?”
Kokarcalar cevap vermiş:
- “Burada çok kötü kokular var.
Neyse taşınmışlar taşınmasına da koku hala devam ediyor.
Küçük kokarca anne kokarcaya:

-“Anne, bu koku eski evimizdeki koku“ demiş.
Anne ne yapsın,

-“Koku kendi kokumuz evlat” demiş.
Yani anlayacağımız ‘yeni parti’ demekle yeni olunmuyor.