Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan, yalnızca ekonomik ya da siyasi bağımsızlığı değil; onu birbirine bağlayan milli ve manevi değerleridir. Allah inancı, Peygamber sevgisi, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, bayrağımız ve vatanımız, bu topraklarda yaşayan insanların sadece ortak paydası değil, canından aziz bildiği kırmızı çizgisidir. Son dönemde stand-up sahnelerinde dizi-film setlerinde ve güldürü programlarında bu kutsalların hoyratça tiye alınması, meşhur olmanın takipçi arttırmanın dolgu malzemesi oldu. Milli ve manevi değerlere saldırı moda oldu.

Mizah, doğası gereği eleştirel olabilir, tabuları zorlayabilir; ancak hiçbir özgürlük alanı, bir toplumun kutsal saydığı değerleri aşağılama, hafife alma ya da onlarla dalga geçme hakkını hiç kimseye vermez. "İfade özgürlüğü" maskesi arkasına sığınarak İslam’la yoğrulmuş bu toplumun inançlarına muhalif davranışta bulunmak başına gelebilecekleri bile bile saldırmak, özgürlük değil, bilinçli yapılmış bir sınır ihlalidir.

Siyasilerin, sanatçıların, stand-up yapanların, ellerine mikrofonu alanların unutmaması gereken temel bir gerçek var: Ne bu toplumun inandığı değerler birer masal kitabıdır, ne de kutsallar kimsenin "askerlik arkadaşı"dır. Bu topraklarda siyaset, sanat ya da mizah yapılıyorsa, bu toplumun ruh köklerine, inançlarına ve asırlık hassasiyetlerine saygı duymak sorumluluk gerektirir. Müslüman bir beldede, o beldenin insanlarının kutsallarıyla eğlenerek alkış toplamak, zeka ürünü bir mizahı değil, aksine toplumsal barışa dinamit koyan bir akıl tutulmasını gösterir.

Kutsal Değerler Komedi Malzemesi ve Siyaset Malzemesi Olamaz

Komedyenlerin, sanatçıların ve siyaset kurumunda olanların görevi, toplumu ortak değerler etrafında birleştirmek olmasa bile, en azından o değerlere saygısızlık ederek insanları incitmemek olmalıdır. Toplumun kutsal veya dokunulmaz saydığı değerlere saygısızlığı veküstahlığı sergilemek asla sanat ve ifade özgürlüğü olarak kabul edilemez. Aklı başında herkes işini yaparken bu toplumun değerlerini göz önünde bulundurmak zorundadır. Müslüman yada gari müslim hangi toplumda yaşıyorsan bulunduğun toplumun dini ve milli değerlerini bilip ona göre hareket etmek zorundasın. Bir topluluğun üzerine titrediği ve saygı duyduğu kutsal değerlere saldıran ya da bu değerleri lekeleyen kişi, toplumca dışlanır ve ağır sonuçlarla karşılaşır. ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satmak’ ya da ‘eceli gelen it cami duvarına işer’ gibi deyimlerle ta yıllar evvel bunun olumsuzluğunu, yazılı olmayan toplumsal hukukta yeri olmadığını atalarımız dile getirmişler. Bırakın MüslümanTürk toplumunda, dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir medeni toplumda, halkın kutsallarına fütursuzca dil uzatılması ifade özgürlüğü kapsamında da değerlendirilmez ve savunulmaz.

Hangi hukuk sisteminde olursa olsun sınırları zorlayan, kutsalları çiğneyen ve eleştiri sınırını aşıp hakarete varan her türlü eylem ve söylem, toplum vicdanında mahkum olmaya mahkumdur.