Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, Türkiye’nin demokrasi tarihinde köklü bir yere sahip olan bir parti. Ancak bugünlerde CHP’nin başındaki isim Özgür Özel’in izlediği siyaset tarzı, partiyi kendi fabrika ayarlarından uzaklaştırıyor.
Özel, kimi zaman Ekrem İmamoğlu’na vekalet ettiği iddialarıyla, kimi zaman da “emanetçi” genel başkan olarak anılıyor. Fakat asıl mesele, gerilim siyasetiyle yol almaya çalışması. Miting meydanlarında, grup kürsüsünde, masayı yumruklayarak, dün “temiz, dürüst, çalışkan” diyerek aday gösterdiği belediye başkanlarını, yolsuzluk iddiaları ortaya çıktığında önce sahiplenip sonra ortada bırakması, siyasette tutarsızlığın en açık örneği.
Bir yandan “ya hep beraber, ya hiç birimiz” sloganlarıyla meydanlarda destek mitingleri düzenlemek, diğer yandan dosyalar açıldığında başkanlarını yalnız bırakmak, güven duygusunu zedeliyor. Hele ki önce kefil olunan isimleri sonrasında “hırsız, omurgasız, böcek, korkak” diye suçlamak, gece yarıları Watsap mesajlarıyla tehdit etmek, iddiaları gündeme taşıyan gazetecilere hakaret etmek,siyasetin ciddiyetine gölge düşürüyor. Tehdit diliyle ülke yönetmeye talip olmak da tam bir vizyonsuzduk.
Bizim köyde bir söz vardır: “Isıracak can dostları diş göstermez.”
Özgür Özel’in de, mahalle kabadayısı tavrını bırakıp, iddiaları tutarlı bir şekilde boşa çıkararak, halkın güvenini yeniden kazanacak bir çizgiye dönmesi gerekiyor. Belki de gündemde hâlâ sıcaklıığını koruyan “butlan davası” partinin hayrına olur. Çünkü bu partiye, adı yolsuzlukla, ahlaksızlıkla anılmamış, dürüstlüğüyle bilinen bir lider lazım.
Kılıçdaroğlu’nun, mahkeme kararıyla yeniden partinin başına gelmesi “biçilmiş kaftan” olarak görülebilir. CHP’nin geleceği, gerilimden değil, güven ve istikrardan geçiyor. Artık CHP’nin ak saçlılarıının bu konuyu mahkemeye bırakmadan Özgür Özel’e “dur” demesi gerekiyor.