Araştırmacı Şair Yazar Hasan Hüseyin Yalvaç’ı; Hasan Hüseyin Korkmazgil’e ilgimden dolayı “Bu Bir Hasan Hüseyin Korkmazgil Kitabıdır (1995)” kitabıyla tanımıştım. Daha sonra da şiirlerini okumaya devam ettim. Yüz yüze tanışmamız şiirleriyle tanıştığım yıllarla kıyaslandığında yakın sayılır.
Yüz yüze “Öyküşiir” dergisinin bir etkinliği için Ankara’ya geldiğinde tanıştım. Daha sonra da Enver Gökçe’nin büstünü, Gökçe’nin doğduğu yer olan Çit köyüne götürürken iki günlük yolculuğumuz ve sohbetlerimiz olmuştu.
İyi şairler, yazarlar, ressamlar kısacası sanatçılar ülkemizde kolay yetişmiyor, daha doğrusu sistem iyi sanatçıları yeşertmiyor. Kökünden kesmeye gücü yetmese de dalını kırıyor, uzun yıllar mahpus yatırıyor, işkence yapıyor, ekonomik olarak yolunu kesmeye çalışıyor. Şair Hasan Hüseyin Yalvaç da bunlardan fazlasıyla nasibini alan sanatçılardan biri.
Pek çok dostu Yalvaç’ın vefatı ile ilgili yazılar yazdı pek çoğunu okudum. Bunlardan bir tanesi de Yazar Selim Esen. Şair Yalvaç ile ilgili yazdığı yazısında şöyle diyor: “H. Hüseyin Yalvaç’tan Selim Esen Dosta, şiirce” satırlarıyla 24.10.2008’de elden verdiği Kahrolsun Emperyalizm ve İşbirlikçileri adlı kitabında, (Sone Yayınları, 2006) “Acı yaşanır” demişti. “Yüreğin insansa, senden uzakta bile olsa acıya kayıtsız kalamazsın. Hele de ipini koparmış, sağa sola saldıran, kendisini bu dünyanın ağababası sanan bir devletin, okyanuslar ötesinden atına atlayıp sağa sola höt diyerek korku salması istediği gibi at oynatması ve çoluk çocuk demeden insanları katletmesi, normal aklın alacağı ve kayıtsız kalacağı bir şey değildir, olamaz da.”

Yalvaç Ustanın araştırmacılığı, şiire âşıklığı ve öğretici yanından söz edeceğim. Her fırsatta (dost bildiği ve alıcısını bulduğu) dostlarıyla şiir üzerine düşüncelerini paylaşan Yalvaç, benimle sohbetlerinde de çok şey kattı şiir anlayışıma. Sohbetlerimizin detayı bende kalsın.
Ankara Kitap Fuarında adıma imzalı verdiği “Şiir jimnastiği” kitabının arka kapağında da yine bildiği güzel şeyleri okuyanlarından esirgemiyordu. “Zamanı, mekânı saptayıp yazmak istediğiniz şiiri kafanızda dolandırmaya başladığınızda hemen devreye imgeler ve bu imgelerin yer aldığı dizelerin/şiirin müziği girer. Bütünselliği yakalayamadığınızda şiire başlamanız bir anlam ifade etmez. Çünkü bütünsellik ana hatlarıyla şekillenmedikçe yazacağınız şiiri de şekillendiremezsiniz. Şiirin uzunluğu ya da kısalığı ise, iletinizin ne kadar az sözcükle verilebileceğine bağlıdır. Tüm bu seçenekler akıl masanıza yatırdığında bütünlüğü elde etmişseniz şiire başlayabilirsiniz ve şiir bir su gibi akar, yatağını bulur. Sonrası küçük bir işçilik gerektirir o kadar.”
Sanatçı, dilinden bırakmadığı dostluk dayanışma ve samimiyeti elinden de bırakmamalıdır. Yalvaç Usta da didaktik yanıyla hep bildiğini dostlarından esirgememiş, omuz vermiştir.
Yazımı Yalvaç’ın bir şiirinden alıntıyla sonlandırmak istiyorum.
“Biliyorum zaman eriyor
Gittikçe tükenen ömür çizelgesinde
Yalnızlığını kalabalıklaştıran sevdalar uzak
Anıların sarmalını çözsen de
Geri gelecek yok
Suskun ve çaresiz tüm sözcükler
…
Çözüldü anıların sarmalı ses yok
Ben kendi aşkıma uzak
Sen kurumuş bir ırmaksın
Ama bil ki yaşananlar unutulsa da
Aşk kalacak
Seni yolculadım bilinmezliklere
Durmak bilmese de ağlamalarım”
Sevgili ustam, abim, Hasan Hüseyin Yalvaç, eserlerin bizlere hep yol gösterecek. Söylemeye dilim varmasa da aramızdan ayrıldın, bu bir gerçek. Ama dostluğun yüreğimizde, ürettiklerin bilincimizde bir ömür sürecek. Kaleminle yarattığın aydınlıkta uyu güzel abim.